MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, anadilde yayın ve eğitim talepleri konusunda "Milliyetçi Hareketin" görüşünü "Kim, özel hayatında anadiliyle konuşmak istiyorsa konuşsun. Buna engel olacak hiç kimse yoktur. Saygı duyarız. Ancak biz, Türkçe konuşup, Türkçe söyleyip, Türkçe düşünmeye devam edeceğiz" diye açıkladı.
Partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada Bahçeli, İsrail'in Gazze'ye saldırılarında çocuk, kadın ve sivillerin hedef gözetilmeksizin katledilmesinin, hiçbir gerekçeyle meşru kabul edilemeyeceğine işaret etti. Bahçeli, 11. gününe giren insanlık dışı saldırılar karşısında, başta ABD ve AB olmak üzere uluslararası camianın suskun ve tepkisiz kalmasının, ateşkes çağrısı yaparken bile İsrail'i kollayacak ifadeler kullanmalarının, her yönüyle utanç verici olduğunu dile getirdi.
Bahçeli, "İsrail Başbakanı Olmert ile yapılan görüşmeden hemen sonra gerçekleşen saldırılar üzerine Başbakan Erdoğan'ın telaşı ve öfkesinin bir faciayı önlemekten ziyade bir kusuru örtmeye dönük olduğu yönünde izlenimi uyanmıştır" ifadesiyle Türkiye'nin jeopolitik ve jeokültürel konumu ve bölgedeki etki ve çekim gücü nedeniyle bu konuya müdahil olmasının doğal ve gerekli olduğunu bildirdi.
Ancak bu politikanın Başkent Ankara'dan bakan bir vizyon ile ortaya konulmuş olmasının önemine dikkat çeken Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın, İsrail'in Filistin'e yönelik hava harekatı sonrasında başlattığı ülke turlarının, kara harekatına engel olamadığını ve faciaların önüne geçemediğini belirterek şöyle dedi:
"Başbakan Erdoğan'ın, Orta Doğu turu çerçevesinde Mısır lideri ile görüştükten sonra, İsrail-Filistin arasındaki sorunlara yönelik gündeme taşıdığı, önce ateşkesin sağlanması ve ardından Filistinlilerin uzlaştırılmasına yönelik iki aşamalı planının içinin boş olduğu ve bir sonuca hizmet etmeyeceği anlaşılmaktadır"
-TRT'NİN KÜRTÇE YAYINI-
Konuşmasında TRT'nin 1 Ocak 2009'dan itibaren özel tahsisli bir kanalda Kürtçe yayınlarına başlamasını eleştiren Bahçeli, AK Parti Hükümetinin bu tehlikeli açılımının, bazı çevreler tarafından "sessiz siyasi ve zihni devrim" olarak alkışlandığını söyledi.
Bahçeli, bu konunun, PKK'nın siyasallaşma stratejisi ve 2002'den bu yana AB uyum sürecinde yaşanan gelişmelerden soyutlanarak ele alınamayacağını öne sürerek, "Masum bir kültürel hakkın tanınması sorunu olarak Türkiye'nin önüne getirilen bu konunun, PKK için taşıdığı hayali önem, Türk milletinden ayrı bir millet kimliği ve ayrı milli mensubiyet duygusu yaratılmasında dilin temel vasıta olmasından kaynaklanmaktadır" dedi.
Partisinin, ortak dil ile milletleşme arasında kaçınılmaz bir doğal bağ olduğunu düşündüğünü anlatan Bahçeli, "Milliyetçi Hareket Partisi, adı üstünde hiç kimsenin anasının dilini beşeri ilişkiler içinde öğrenmesine mani olmayan bir anlayışla meseleye yaklaşmaktadır. Ancak bunun kamusal alana taşınması, yazıya dökülmesi, resmiyet kazanmasına yanaşmamış, bu alanda atılacak adımların milli kimliğin kırılmasında kritik bir eşik olacağını yüksek sesle ve sürekli haykırmıştır" diye konuştu.
Bahçeli, "Anadilde yayın ve eğitim gibi talepler konusunda bölücü mihraklar, Avrupa dayatmaları ve AKP tavizleri arasındaki uyum ve anlayış birlikteliği bizim için hiç de şaşırtıcı olmamıştır" diyerek şöyle devam etti:
"Türkiye'nin devlet yapısının yeniden tanzimi, farklı kökenden gelen vatandaşlarımıza siyasi ve hukuki planda milli azınlık statüsünün tanınması ve bunun Anayasa'da teminat altına alınmasını isteyen AB'nin tahribat süreci, TRT'nin 24 saat Kürtçe yayına açtığı kanalla birlikte hayata geçirilmiştir. TRT'nin bu kanalının önümüzdeki dönemde Kürtçe açık öğretim kanalına dönüşmesi talepleri hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Bu uygulama ile birlikte Başbakan Erdoğan'ın, Türkiye'yi 36 etnik gruba bölen zihniyetinin ilk adımı gerçekleşmiş,Türkiyelilik projelerinin temeli de PKK'yı Kürtçe selamlayan Başbakanın ağzından törenle atılmıştır."
(Anadolu Ajansı) 06.01.2009 13:21
[1575127]