Babacan: Korumacılık Ciddi Bir Tehlike
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Korumacılığın Çok Ciddi Bir Tehlike Olduğunu, Türkiye'nin Bu Hataya Düşmediğini Belirterek, 'Biz Türkiye Olarak, Israrla ve İnatla Doğru Bildiğimiz Çizgide Devam Edeceğiz ve Asla O Tuzağa Düşmeyeceğiz. Popülizm Tuzağına Düşmemeliyiz' Dedi.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, korumacılığın çok ciddi bir tehlike olduğunu, Türkiye'nin bu hataya düşmediğini belirterek, ''Biz Türkiye olarak, ısrarla ve inatla doğru bildiğimiz çizgide devam edeceğiz ve asla o tuzağa düşmeyeceğiz. Popülizm tuzağına düşmemeliyiz'' dedi.
Babacan, Türk Sanayici ve İşadamları Derneğinin (TÜSİAD) Bodrum'da gerçekleştirilen Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında yaptığı konuşmada, korumacılık söylemi ve bunun üzerinden popülizmin maalesef yapıldığını, korumacılığın o ülkelerin vatandaşlarına, o ülkenin tüketicilerine zarar veren bir yaklaşım olduğunu ifade ederek, söylem olarak kulağa hoş gelmesine karşın uygulamalarda bundan halkın kaybedeceğini söyledi.
Başbakan Yardımcısı Babacan, orta ve uzun vadede bir enflasyon dalgası oluşturmaması için merkez bankalarının ''hesaplarını kitaplarını'' bugünden yapmaya başlaması gerektiğini kaydetti.
Bir diğer önemli konunun denetim ve gözetim olduğunu ifade eden Babacan, hedge fonların çok rahat şekilde istedikleri pozisyonu alabildiklerini, kendilerine ait olmayan sermayeyi yatırımcılarına gerekli bilgilendirmeyi de yapmadan çok riskli bir şekilde değerlendirebildiklerini söyledi.
Pek çok yatırımcının bu şekilde mal varlığını kaybettiğine dikkati çeken Babacan, güvenin sarsılmasında bunun büyük etkisi olduğunu belirtti.
Resmi kaynaklardan yeterli miktarda dış kaynak temininin, global ekonomideki toparlanmaya kadar gelişmekte olan piyasaları rahatlatmakta önemli rol oynayacağını ifade eden Babacan, ''IMF, Dünya Bankası ve diğer çok taraflı kalkınma bankaları krizden etkilenen ülkeleri desteklemekte ve uluslararası finansal sistemi güçlendirmede ve işbirliğini geliştirmede önemli bir görev sahibidir'' diye konuştu.
G-20 toplantısında, IMF ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların desteklenmesinin de alınan önemli kararlar arasında yer aldığına dikkat çeken Babacan, IMF'ye üyelerinden borçlanma yoluyla kaynakların artırılması açısından önemli bir imkan sağlandığını, yeni borçlanma düzenlemelerinin geliştirilmesi için 500 milyar dolar, ikili anlaşmalar yoluyla da 250 milyar dolarlık ilave kaynak sağlanmasının kararlaştırıldığını bildirdi.
Amerikan Kongresi'nde ülkenin sağlayacağı katkının kongreden geçtiğini, Başkan Obama'nın onayını beklediğini belirten Babacan, diğer ülkelerin de bu adımı atmasıyla IMF fonlarında ciddi bir rahatlama sağlanacağını kaydetti.
Krizin küresel boyutu ve sorunların kökeninde, finans kesiminde dengesizliklerin yatmasının ulusal ölçekte alınan önlemlerin etkinliğini sınırladığını ifade eden Babacan, bu nedenle yaşanmakta olan sorunlar nedeniyle mücadele ederken ulusal politikaların etkin bir uluslararası işbirliği çerçevesinde uygulanması gerektiğini söyledi. Babacan, şöyle devam etti:
''Tek tek ülkelerin münferiden hareket etmesiyle bu krizin üzerinden gelmek mümkün değil. Burada mutlaka bir küresel işbirliği lazım. Küresel bir ortak vizyon ve ortak eylem planı şart. Krizin sürecinin hızla ve mümkün olan en az hasarla atlatabilmesi ancak bu şekilde olacak.''
Babacan, ''kimse 'ben bu çerçevelerin içine sığamam, çok büyüğüm' dememeli. Eğer biz ya da dünyadaki birçok ülke, başka ülkelerde yapılan hataların faturası ödüyorsak, bizim de o ülkelerdeki uygulamalar ile ilgili söyleyeceğimiz şeyler olmalı. Bu kadar birbirine kenetlenmiş bir ekonomik sistemde kimse 'ben buyum, bu adımı atıyorum. Herkes ona göre hesabını kitabını yapsın' diyememeli'' dedi.
Babacan, reel sektöre seslenerek, kur risklerine karşı dikkatli olmalarını istedi. Babacan, ''1994 ve 2001, çok acı bir şekilde göstermiştir ki bu kumarı oynayanlar 10 yıllardır biriktirdiklerini bir gecede kaybetmişlerdir. Aman hesabınızı, kitabınızı iyi yapın, risklerden kaçının'' diye konuştu.
Hükümetin orta vadeli program üzerinde çalıştığını dile getiren Babacan, bunun güçlü yapısal reformları içerdiğini söyledi. Babacan, şöyle dedi:
''Peki Türkiye bütçe konusunda ne yapacak? Orta vadeli programda bunu ele almaya başlıyoruz. Orta Vadeli Program açıklandığında göreceksiniz ki Türkiye'nin bütçe açığı bu yıl, gelecek yıl, ondan sonraki yıl geriye doğru gidecek, biz maliye politikalarımızı nasıl kurgulayacağız ve bunun sonucunda Türkiye'nin borç stoku kontrolsüz mü büyüyecek, kontrol altına mı alınacak, bunu programda açık bir şekilde göreceksiniz. Bu programın amacı, yangını söndürmeden bir sonraki aşamaya geçmek ve orta vadede nelerin yapılacağını belirlemek, bunu uygulamaya koymak.''
Ekonomik gelişim için altyapının belirleyici rol oynadığını bu noktada demokrasinin büyük önem taşıdığını kaydeden Babacan, iş dünyasının demokrasiye destek vermesi gerektiğini söyledi. Bunun için de anayasa değişikliğinin şart olduğunu ifade eden Babacan, yapılanların yazılı olduğu, yazılı bulunanların yapıldığı bir Türkiye'ye ihtiyaç olduğunu kaydetti.










