Aydınlar Ocağı'ndan "Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri" Konulu Panel

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türk Ortodoks Kilisesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Yazar Sevgi Erenerol, Türkiye'deki Misyonerlik Faaliyetlerinin Dini Bir Politika Değil Türk Vatanını ve Milletini Bölüp Parçalamaya Yönelik Siyasi Bir Hareket Olduğunu Belirterek, Bu Türk İnsanı Tarafından Anlaşıldığı İçin de Misyonerlerin Türkiye'de Başarılı Olamadığını Söyledi.

Türk Ortodoks Kilisesi Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu yazar Sevgi Erenerol, Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerinin dini bir politika değil Türk vatanını ve milletini bölüp parçalamaya yönelik siyasi bir hareket olduğunu belirterek, bu Türk insanı tarafından anlaşıldığı için de misyonerlerin Türkiye'de başarılı olamadığını söyledi.

Aydınlar Ocağı Şubesi'nin davetlisi olarak geldiği Balıkesir'de "Türkiye'de Misyonerlik Faaliyetleri" konulu bir konferans veren Sevgi Erenerol, Hristiyan olmasına rağmen öncelikle bir Türk olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığını devam ettirmesi için çabaladığını, bu mücadelesini de sonuna kadar sürdüreceğini söyledi. Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi'ndeki konferanstan önce basın mensuplarıyla bir araya gelen Sevgi Erenerol, "Bütün dünyada ekonomik, siyasi ve kültürel olarak ülkeleri ele geçirip

bir dünya hakimiyetine soyunmuş olan bir avuç insan, bugüne kadar yüze yakın ülkeyi bu yoldan esir almıştır. Bu girişim Türkiye'de de gerçekleşmiş durumda, ama Türk milletinin bir direnç gücü bugün hala bu insanların tam anlamıyla burayı işgal etmesinin önüne geçmektedir. O yüzden, son yıllarda vatanperver insanlar üzerinde büyük bir sindirme hareketi başlamıştır. Bu yüzden insanların vatanına, bayrağına, toprağına, cumhuriyetine sahip çıkması bir şekilde ortadan kaldırılmaktadır. Misyonerlik

faaliyetlerinin, bir şekilde sanki dini faaliyet olarak insanlara gösterilmesi, arkasında gizlenen asıl gerçeği gizlemek içindir. Amaç, toprakların ele geçirilmesidir. İçimizdeki bir takım insanları kendi yanlarına çekerek toplumu bölmek. Nasıl ki Osmanlı döneminde Ermeniler üzerinde yapılan misyonerlik faaliyetleri sonucu o insanlar bağlı oldukları devlete isyan etmişlerse aynı oyun bugün direkt olarak Müslüman Türkler üzerinde oynanmakta ve insanların akıllarına hükmederek bizden koparmaya

çalışmaktadırlar. Ben, bir Hristiyan olarak bu mücadelede her zaman en önde oldum, belki bazı insanlar bunu yadırgayacaklardır. Misyonerlik faaliyeti Hristiyanlığı yayma olarak söyleniyor. Ben her şeyden önce bir Türküm. Türk vatanının, Türk milletinin ilelebet yaşaması için sonuna kadar mücadele etmeye kararlıyım. Ve bu olayın bir din değiştirme politikası olmadığını, tamamıyla bu egemen güçlere Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk milletini ortadan kaldırmak için kurdukları bir tezgah olduğunu fark ettiğimden

bu misyonerlere karşı elimden geldiği kadar mücadele etmekteyim. İnanıyorum ki, bugüne kadar benim anlattıklarımla Türk insanı bunun bir din değiştirme politikası olmadığını fark etti ve misyonerler Türkiye'de istedikleri hedefe ulaşamadı" dedi.

"AZINLIK VAKIFLARI TOPRAK ALIP, DEVLET KURMAK PEŞİNDE"

Tüm dünya insanlarına hükmetmeye çalışan gücün, önce Gümrük Birliği, ardından Ortak Pazar ve nihayet Avrupa Birliği ile bugün ortak bir anayasa ile Türkiye'de son noktayı koymak istediklerini savunan Sevgi Erenerol, Türkiye'de tartışılan yeni vakıf yasası ile azınlık vakıflarının bu ülke topraklarında devlet kurma planlarını hayata geçirmek için fırsat kolladığını ileri sürdü. Sevgi Erenerol, sözlerini şöyle sürdürdü;

"Afrika ve Asya'da birçok ülkenin büyük bölümü bu güçlerin elinde. Türkiye son yıllarda IMF tarafından borç batağına çekilmiş, cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar elde ettiği kazanımları da bir bir elden çıkarmaya başlamıştır. Borsa ve borsanın en büyük aracısı özelleştirmelerle Türk milletinin değerleri elinden alınıyor. Bugün KİT'lerin yüzde 90'ı atıl hale getirilmiş halde. 8 milyon aileye kömür dağıtılan ülkede yoksulluğun ne boyutta olduğu görülebilir. Anadolu topraklarının hem altı hem üstündeki

zenginlikleri ortada. Türkiye'nin bugün elindeki son maddi imkanlarla yapacağı en önemli şey, yer altındaki petrolü çıkarması gerekmektedir. Türkiye topraklarının altı petrol kaynıyor. Ama çıkarttırmıyorlar. Tuz Gölü'nün üzerine doğalgaz deposu yapılması konuşuluyor. Halbuki, yapılan bilimsel araştırmalarda Tuz Gölü'nün altında zengin petrol yatağı tespit edildi. Öyleyse bu ne demek? Petrolün çıkarılmaması için üzeri kapatılmak isteniyor. Trakya bölgesinde doğalgaz bulundu, doğu ve güneydoğuda petrol

yatakları çıkıyor. Bizim dediklerimiz doğrulanıyor. Tüm gücümüzü buna yöneltirsek Türkiye sonunda bu badireyi kendi lehinde atlatır. Bu güç, bugün tüm kiliseleri de denetim altında tutuyor, onlar için Katolikmiş, Ortodoksmuş, Protestanmış hiç önemi yok. Önemli olan tüm merkezleri tek güç olarak kendi merkezi altında toplamaktır. İlahi bir inancın gereğini ifa ettiklerini düşünüyorlar. Çünkü, onlara göre bu topraklarda yaşayan bütün insanlar insani olma değerine sahip değildi, bir tek kendileri

seçilmişlerdi. Filistin'den çıkan Yahudilerin tekrar Filistin'e geri dönmesi gerekir ki Mesih gelsin, kıyamet savaşı olsun. Bütün amaçları bu. İlk önce İspanya'dan sürdüler, sonra bir kısmını Hitler ile temizlemeye çalıştılar. TBMM'de Sevr'i geri getirecek bir yasayı kabul ettirecekler. Bu da bizim azınlık dediğimiz insanların birey olarak Türkiye'de mal, mülk edinmeleri için hiçbir engel kalmayacak anlamına geliyor. Azınlık vakıfları. Cumhuriyette 100 bin gayrimüslimimiz, 161 vakfımız var. Vakıf ihtiyaçtan

dolayı kuruluyor, nüfus azaldıkça vakıf çoğalıyor. Bugün bu vakıfları yönetenler gittikçe sayıca düşüyor, ama diyorlar ki, 'Bize yetmiyor, mal mülk sahibi olmalıyız'. O zaman hepimizin düşünmesi lazım. Demek ki bunlar mal mülk ile toprak edinme peşindeler, toprak da gelecekte bir devlet kurmak için istenir. Toprağınız varsa devletiniz olur. Demek ki bu yasayı sadece toprak sahibi olup ileride onu devlete dönüştürmek için istiyorlar. Vakıf yasası ile azınlık vakıfları toprak sahibi olma yolunu kullanacak.

Yeni vakıflar da kurulup aynı yolu izleyecek. Bu Türkiye için büyük bir tehlike demektir."

Sevgi Erenerol, akşam da salonda verdiği konferansta aynı konular üzerinde daha geniş bilgiler verdi. Konferansın sonunda Vali Yardımcısı Azmi Yeşil Erenerol'a çiçek verirken, Aydınlar Ocağı Başkanı Recep Sabit de Sevgi Erenerol'ün konuşmalarından derledikleri bir kitap ve CD'yi hediye ederek jest yaptı.

(YU-MŞ-CC-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı