AP Üyesi Andrew Duff: AB'nin Kıbrıs Kararı Etik ve Ahlaki Açıdan Akıllıca Değildi
Avrupa Parlamentosu AP'de İtalyan "Diritto e Liberta" dergisinin tanıtım etkinliğine, katılarak Kıbrıs sorunu konusunda sert çıkışlar yapan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi İngiliz Liberal Andrew Duff, AB'yi Kıbrıs'ı tam üye yapmakla...
Avrupa Parlamentosu AP'de İtalyan "Diritto e Liberta" dergisinin tanıtım etkinliğine, katılarak Kıbrıs sorunu konusunda sert çıkışlar yapan Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu üyesi İngiliz Liberal Andrew Duff, AB'yi Kıbrıs'ı tam üye yapmakla sert bir üslupla eleştirdi.
AB'nin son zamanlarda moral ve ahlaki siyasi gücünü kaybetmeye başladığına dikkati çeken Duff, "Esas ahlaki değerleri göz ardı etmeye başladı.Kıbrıs'ın AB'ye alınması etik ve ahlaki açıdan akıllıca değildi" dedi. ABHaber sitesinin yer verdiği habere göre Duff özetle şunları kaydetti:
"AB son zamanlarda moral ve ahlaki siyasi gücünü kaybetmeye başladı. Esas ahlaki değerleri göz ardı etmeye başladı. Geçmişte de bunun örnekleri oldu. Geçmişte benim ülkem İngiltere'nin üyelik süreci Fransa tarafından engellendi. Ancak 1973'de üye olduk. Daha sonraki süreçte birçok genişleme dalgası oldu. Fakat 2004'deki süreçte Kıbrıs sorununa rağmen bu sorunun birlikte sindirilemeyeceğine rağmen Kıbrıs'ın tam üye oldu. AB'nin çoğu aldığı karar gibi Kıbrıs kararı da hiç akıllıca bir karar değildi. Bu karar etik ve ahlaki açıdan akıllıca değildi.
Ne yazık ki AB'de bir genişleme sevdası var. Cömertçe aday ülkelerin sayısı her gün artıyor. Fakat bunu ben samimi bulmuyorum. Etik bulmuyorum. Buradaki genişlemenin amacının Avrupa etiği ve değerlerini o ülkelere yaymaktan çok aynen İngiliz muhafazakar partisinin yaptığı gibi AB zayıflaması politikalarıyla bağdaştığını görüyorum.
Türkiye'deki bugünkü hükümetle ve bakanlarla yaptığım görüşmede şunu görüyorum. Genişleme sürecinde AB'nin taleplerini Türkiye kendi egemenliğinden taviz olarak görüyor. Türkiye kendisini büyük ve gururlu görüyor. Egemenlik ve devlet geleneği konusunda tabii ki güçlü devlet geleneği var. İngiltere gibi. Fakat benim endişe duyduğum konu eğer Türkiye bir gün AB'ye tam üye olursa. Bu eski alışkanlıklarından kurtulabilecek mi?
Çünkü zamanında İngiltere'de bunu yaptı. AB'ye üye oldu daha sonra AB'nin tek çatı altında güçlenmesine yardımcı olmadı. Ayrıca Türkiye AB'ye üye olursa kendi milli meselelerini AB'ye taşımasından korkuyorum. Bu açıdan bakacak olursak Türkiye'nin bu mantalitesini değiştirebileceğine inanıyorum.
Türkiye'nin gizli bir ajanda ve komplo teorilerini bir kenara bırakıp tamamen bu entegrasyon sürecine canı gönülden katılmasını istiyorum. Türkiye AB'ye üye olan diğer devletler gibi değildir. Büyük ve devlet geleneği köklü olan bir ülkedir. Bu yüzden müzakere süreci sancılıdır.
Bu süreçte Türkiye'den beklediğimiz yapıcı bir şekilde sorunların çözülmesine entelektüel ve samimi bir şekilde katkı koymasıdır."
(SS)







