Ankara: Türk Kardeşlik Merkezi'nden '12 Eylül' Toplantısı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 1969 yılından 1980 yılına kadar omuzları nasır tutana dek şehit cenazesi taşıyarak verdikleri mücadelenin her saniyesini, yüce davalarına helal ettiklerini belirterek, "Bizim hiçbir alacağımız yoktur. Biz çektiğimiz ızdıraplara rağmen devletle bile bu noktada bir alışveriş kavgasına girmedik" dedi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, 1969 yılından 1980 yılına kadar omuzları nasır tutana dek şehit cenazesi taşıyarak verdikleri mücadelenin her saniyesini, yüce davalarına helal ettiklerini belirterek, "Bizim hiçbir alacağımız yoktur. Biz çektiğimiz ızdıraplara rağmen devletle bile bu noktada bir alışveriş kavgasına girmedik" dedi. MHP eski Milletvekili Ali Güngör'ün girişimiyle geçtiğimi aylarda kurulan Türk Kardeşlik Merkezi, 12 Eylül ihtilalinin 26. yıldönümü dolayısıyla Büyük Anadolu Otel'de bir toplantı düzenledi. Toplantıya BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan, MHP'nin merhum lideri Alparslan Türkeş'in oğlu Tuğrul Türkeş, MHP eski Milletvekili Sadi Somuncuoğlu ile çeşitli parti ve derneklere üye çok sayıda ülkücü katıldı. Toplantının açış konuşmasını yapan Türk Kardeşlik Merkezi Başkanı Ali Göngör, 12 Eylül ihtilalinin, onu yapanlar için akan kanı durdurma ve milli güvenliği sağlama amacı taşıdığını ifade etti. 12 Eylül'le beraber Anayasal düzen ve hukuk sisteminin tam anlamıyla değiştiğini, bambaşka bir Türkiye'nin ortaya çıktığını ifade eden Güngör, milli şuur, insani ve toplumsal değerler bakımından her iki dönemin birbirinden çok farklı olduğunu vurguladı. Bugün Türkiye'nin çok güvensiz bir ülke haline geldiğini ileri süren Güngör, devleti yönetenlerin bölücü terörü de kapkaç terörünü de bitirmek zorunda olduklarını söyledi. 'Bölücü terörle yaşamaya alışacağız' şeklindeki ifadeler kullananların utanmaları gerektiğini savunan Güngör, Türkiye'nin bugün, 40 yıl önce başladıkları noktadan çok daha kötü bir Türkiye olduğunu öne sürdü. Bunun, ortaya koydukları bütün mücadelenin boşa gittiği anlamına gelmediğini söyleyen Güngör, "12 Eylül öncesi mücadele ortaya koyulmamış olsa nelerin kaybedileceği ortadadır. Bizler, o günler için vatanseverliğin gereğini yaptık. Bugün çocuklarımıza borç batağında bir Türkiye devrediyoruz. Devletin bağımsızlığı, milletin birliği tehlikede. Türk milletin tarihinde hep bağımsız yaşadı, bundan sonra da bağımsız yaşayacak. 40 yıl sonra bu ülkeyi çocuklarımıza en azından böyle devredemezsek tarih bizi yargılayacaktır" şeklinde konuştu. Ülkücülerin 12 Eylül sonrasında dağıldıklarını ve rüzgarın her birini başka bir yere sürüklediğini söyleyen Güngör, yeniden bütünleşme çağrısında bulundu. BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ise Türkiye'nin içinden geçtiği şartlar iyi değerlendirildiğinde tarihin kırılma noktasında olduklarını görebileceklerini söyledi. Bugünkü yönetim biçimiyle Türkiye'nin bir uydu devlet haline geldiğine işaret eden Yazıcıoğlu, bu kırılma noktasında Türkiye Cumhuriyeti'nin devleti ve milleti ile birlik ve bütünlüğünü yeniden inşa etme iradesinin ortaya koyulması halinde, böyle bir kadro hareketinin başlatılmasıyla Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk devletinin yeniden inşa edilmesi, Türk-İslam medeniyetinin yeniden doğması ve Türkiye'nin küresel bir güç haline getirilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Yazıcıoğlu, "Bu kavşak noktasında ihtiyacımız olan birlik ve beraberliktir. Bir fikri liderliği oluşturduğumuz zaman bir yeniden inşa kanalı açabiliriz. Bu çerçevedeki her iyi niyetli girişimin yayındayız, arkasındayız" dedi. 12 Eylül'ü başlangıç noktası alarak her şeyi sıfır kilometreden başlatacak bir iradeye ihtiyaç olduğunu dile getiren Yazıcıoğlu, 12 Eylül'ü sadece bir ihtilal olarak ele alıp yalnızca mağduriyetlerini dile getirmelerinin, 12 Eylül'ü değerlendirmek için yeterli olmayacağını vurguladı. Yazıcıoğlu şöyle konuştu: "Biz canlarımızı verdik, hürriyetimizi verdik. İşkenceler gördük en güzel yıllarımız gitti. Geriye dönüp hiçbir zaman 'keşke, bu da olmasaydı' diye hayıflanmadık. Muhasebe yapalım dedik, hemen kaleme sarıldılar. 'Ülkücüler ne yaptı ki' dediler. Hatası olmayan yalnızca Allah'tır. Peygamberler bile hata yapar. O hataları düzelten vahiydir. Elbette ülkücüler de geçmişin hesabını yapacaklardır. Bunu sorgulamak ülkücülüğün değerini mi düşürür. O hareketin değerini muhasebe yapmak düşürmez, tersine yükseltir. Büyük bedeller ödendi. Şahsi olarak ödediklerimizi hepsi, 1969'da genç ülkücüler teşkilatında başladığımız günden 1980'e gelene kadar gecemiz gündüzümüz olmadan, omuzlarımız nasır tutana kadar şehit cenazeleri taşıyarak verdiğimiz mücadele içindeki her an, her saniye, her şeyiyle o yüce davaya helal olsun. 12 Eylül sonrası Cebeci'de, Mamak'ta, mahkeme salonlarında çektiğimiz ızdıraplar, hayatımızın en güzel yılları, hepsi o kutsal davamız için helal olsun. Hiçbir alacağımız yoktur. Biz devletle bile bu noktada bir alışveriş kavgasına girmedik. Yeniden Türk-İslam medeniyetini inşa etme ülküsü bizim de yeniden bütünleşme, yeniden dirilme noktamız olacaktır. Bu varsa hepimiz varız. Bu yoksa hiçbirimiz yokuz. İlla siyasi birliği sağlayalım diye biraraya gelmiyoruz ama siyaset yönetme hakkıdır. Siyaseti yok sayarak bir yere varamayız. Ama siyaseti dar kalıplar içine sıkıştırarak meselelere bakmak o büyük bütünleşme için yetmez." Hür Parti Genel Başkanı Okuyan ise toplantıda yaptığı konuşmada, 12 Eylül ihtilali öncesinde ülkücülerin de bazı yanlışları olduğunu ileri sürerek, "Ama bir ana doğrumuz vardı. O doğrudan bir an bile sapma göstermedik. O da Türk milletine sahip çıkmak" dedi. 12 Eylül sürecinde, taşıdıkları değerlerin önlerine konan iddianamede kendilerine suçlama konusu olarak gösterildiğini ifade eden Okuyan, "Siz kimsiniz ki devletin milletin birliğine sahip çıktığınızı iddia ettiniz dediler. Bizim ağrımıza en çok giden buydu" şeklinde konuştu. Aradan geçen 26 yıl sonunda bir takım çevrelerin Türkiye'de milli mukavemetin ortadan kalkmasından şikayet ettiklerine dikkat çeken Okuyan, bunlar arasında 12 Eylül ihtilalini yapanların da bulunduğunu belirtti. Türkiye'yi bu noktaya 12 Eylül ihtilali ve 28 Şubat sürecinin getirdiğini ileri süren Okuyan, 12 Eylül'ün mimarı Kenan Evren'in bugün hala ihtilale sahip çıkması nedeniyle 'sayın' sıfatını hak etmediğini dile getirdi.




Reklam