Anayasa Mahkemesi'nin Kapatma Gerekçesi

Anayasa Mahkemesi'nin Kapatma Gerekçesi
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Anayasa Mahkemesi'nin Kapatma ile İlgili Gerekçeli Kararı:

Anayasa Mahkemesi'nin kapatma ile ilgili gerekçeli kararında, "demokratik rejimin tüm kurum ve kurallarıyla özümsendiği ülkelerde demokratik ilkelere aykırı bir amaç taşımadığı ve şiddeti teşvik edip araç olarak kullanmadığı veya demokrasiyi ve demokraside tanınan hak ve özgürlükleri yok etmeyi amaçlayan bir siyasi partiye dönüşmediği sürece siyasi partilerin kapatılmasına olur verilmediği gözetildiğinde, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma hedefini esas alan anayasada da siyasi partilerin salt düşünce açıklamaları ile siyasi faaliyet özgürlüğünün doğası gereği toplumsal talepleri barışçı yollarla ve hukuksal düzenlemelerle karşılama çabaları nedeniyle partilerin kapatılmasının zorunlu görülmesinin anayasa ile bağdaşmayacağı" ifade edildi.

Gerekçede Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP'ye açtığı kapatma davası ile ilgili iddianamenin geniş ayrıntıları yer aldı. Yalçınkaya'nın,"Davalı partinin başta genel başkanı olmak üzere sayılan diğer üyeleriyle birlikte yoğun bir şekilde ve kararlılıkla işlenmiş eylemler genel başkan ve partinin diğer merkez organlarınca zımnen ve açıkça benimsenmiştir. Hatta bu eylemlerin önemli bir kısmı bizzat parti genel merkez organı (genel başkan) tarafından yoğunluk ve kararlılıkla işlenmiştir." ifadelerine yer verildi.

Yalçınkaya'nın iddianamade dile getirdiği suçlamalar şu şekilde tekrar edildi;

-ŞERİATI EGEMEN KILMAYI HEDEFLEMİŞTİR-

-"Davalı partinin dini ve dince kutsal sayılan şeyleri istismar ederek, ancak 'mutabakat süreçleri' olarak adlandırdığı, oysa toplumu takiyye ile İslami bir yapıya doğru evrimleştirilmesini sağlamaktan başka bir şey olmayan yöntemlerle şeriatı egemen kılmayı hedeflediği, Anayasa'nın başlangıç kısmında belirtilen 'hiçbir faaliyetin laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı' hükmünü dikkate almadığı görülmektedir."

-"Şeriatın tüm toplumu İslami bir düzene kavuşturmayı esas alan "cihat' boyutu gözetildiğinde, laik rejimi dönüştürmek için güç kullanılması ve bu tehlikenin uzak olmadığı bir gerçektir."

-Davalı partinin "Milli İrade" kavramımdan anladığı sınırsız siyasi iktidar algısı, olası çoğunluk diktasının açık işaretleridir.

-EYLEMLER LAİK HUKUK DÜZENİYLE BAĞDAŞMAMAKTADIR-

-Davalı siyasi partinin iddianamede ayrıntılarıyla ortaya konulan eylemlerinin laik bir hukuk düzeniyle bağdaşmadığı tartışmasızdır.

-Davalı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, demokratik sistemin sağladığı olanaklardan yararlanarak devleti ve toplumu bir şeriat düzenine dönüştürme çabası, Anayasa'nın 14 ncü maddesi, İHAS'ın 17 nci ile Birleşmiş Milletler Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi'nin 5 nci maddesi gözetildiğinde koruma göremez.

-PARTİNİN SAVUNMASI YETERSİZDİR-

AKP'nin esas savunmasında yer alan, "iç hukuk ve uluslar arası anlaşmalar ile Venedik İlkeleri ve Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi kararı gözetildiğinde kapatma kararı verilemeyeceği" savunmasının yetersiz olduğuna dikkat çekildi ve bu savunmanın yetersiz olduğuna vurgu yapıldı. Ve şöyle dendi:

"Çünkü davalı siyasi partinin, hoşgörünün olmadığı ve ayrımcılığın ön planda tutulduğu bir siyasi sistemi hedeflediği beyan ve eylemleriyle açıktır."

-KAPATMA YAPTIRIMI-

Kapatma yaptırımının haklılığı ise şu ifdelerle dile getirildi:

"Kapatma yaptırımı, davalı partinin son aşamada demokrasiyi ortadan kaldıran, şiddet ve şiddet çağrısını amaçlayan bir modeli (şeriatı) yaşama geçirmeyi hedeflediği için hukuka uygun değildir. (ANKA)

(EKİP)

Kaynak: ANKA