Amerikan Senatosu Türkiye'yi "Resmen Tanısın" Kampanyası

Merkezi New York'ta Bulunan Türk Sivil Toplum Kuruluşu Light Millenium, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve TBMM Başkanı Şahin'e Bir Mektup Göndererek, "Ermeni Tasarısına' Karşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşması Çerçevesinde, ABD Senatosu Tarafından "Resmen Tanınması' İçin Kampanya Başlatılmasını İstedi.

Amerikan Senatosu Türkiye'yi

Can Kamiloğlu Bildiriyor- Merkezi New York'ta bulunan Türk Sivil Toplum kuruluşu Light Millenium, Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Erdoğan ve TBMM Başkanı Şahin'e bir mektup göndererek, "Ermeni tasarısına' karşı, Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşması çerçevesinde, ABD Senatosu tarafından "resmen tanınması' için kampanya başlatılmasını istedi.

Merkezi New York'ta bulunan Türk Sivil Toplum kuruluşu Light Millenium, kampanya çağrısını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Türk-Amerikan Sivil Kuruluşları ve Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşların Başkanlarına iletti. Organizasyonun başkanı Bircan Ünver, ANKA'ya yaptığı açıklamada kampanya çağrısıyla ilgili mektubu gerekli makamlara ilettiğini belirterek, özellikle Türkiye ve Türkler için yıllardır en büyük tehdit unsuru olarak kullanılan sözde Ermeni Soykırımı tasarısına karşı mücadele edeceklerini söyledi. Mektupta, Amerika Birleşik Devletleri Senatosuna, Türkiye aleyhine "Ermeni Tasarısı'nı gündeme getiren anlayışın, Türk ulusunun varlığını ve temel insan haklarını tehdit ettiği belirtilerek, bu durumun ABD'deki Türk-Amerikalılara ve dünyadaki Türklere karşı sürekli artan bir dozda nefret oluşmasına sebep olduğu kaydedildi. ABD Senatosu'nun, iddia edilen "1915 olayları'na ilişkin "uluslararası mahkeme' konumunda davranarak tüm Türk ulusunu Amerika ve dünya nezdinde, özellikle tek başına yargılama hakkına sahip olmadığı ifade edilen mektupta, konuyla ilgili bütün taraflardan gelecek tarihi belgelerin uluslararası topluma sunularak, tarihçi ve uzmanların değerlendirmesiyle uluslararası bir mahkemede değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. ABD Senatosu'nun bu konuyu her yıl gündeme getirmeyi "derhal ve tamamen" bırakması gerektiği belirtilen mektupta, "75 milyona yakın nüfusu, kendi varlığı, hakları ve geleceği için karar verme yetki ve yetisine sahip Türk milletinin kaderi hakkında, ABD Senatosu'nun, özellikle Ermeni Tasarısı'na dayandırarak tek başına karar verme hakkı olmamalıdır. Dünyadaki en uzun süreli anlaşmazlık ve gerilimlerden birisi olan ve esas olarak ABD içinden desteklenen ve köklendirilen bu konunun, Amerikan Senatosu'nda görüşülmesinin ise Acil olarak gündemden düşürülmesi gerekmektedir" denildi.

-AMERİKA'DA YAŞAYAN TÜRKLERE AYRIMCILIK YAPILIYOR-

Mektupta ayrıca, Türk-Amerikalıların pek çok alanda, çeşitli kuruluşlarda ve genel olarak medya ve basında ayrımcılıkla karşı karşıya geldiği, örneğin işe alımlarda, eğer yetkili bir Ermeni asıllı kişi varsa Türk asıllı kişilere şans tanınmadığı ileri sürüldü. "Türk ve Türkiye karşıtı Ermeni tasarısı'nın, ABD'deki Türk-Amerikalı toplumuna karşı nefreti artırdığı gibi ABD'deki, Türkiye'deki, Ermenistan'daki ve bütün dünyadaki Türk-Amerikalı ve Ermeni-Amerikalı toplumlar arasında da bir tür "soğuk savaş'a dönüştürüldüğü belirtilen mektupta şöyle denildi:

"ABD Senatosu ve bütün olarak ABD Dış Politikası, gizli gündemler oluşturmak için "mazeret' oluşturmak ve sunmak yerine "barış' ve "demokratik değerler ve insan hakları'nın geliştirilmesi için ve ABD'nin dünyada barışın öncülüğünü yapmak için bir "kanal' olmalıdır. ABD, "savaş yapan' yerine "barış getiren' olmalıdır. Şu andaki özellikle "Ermeni Tasarısı' çerçevesinde ve aracılığıyla Türkiye karşıtı ABD dış politikasıyla, ABD her ne kadar "Türkiye-Ermenistan' arasındaki "Protokoller'i desteklese de Türkiye ve Ermenistan arasındaki "barış' sürecini desteklememektedir. Buna karşın daha çok anlaşmazlık ve olası savaş getirebilecek biçimde gerilimi artıran dış politikalarını sürdürmektedir.

Bir yandan "Türk-Ermeni Protokollerini' destekleyip, daha çok Türkiye'ye sınırın açılması için baskı yapmaktadır. Öte yandan ve geçtiğimiz Mart ayında da olduğu gibi "Ermeni Tasarısı'nı sistematik olarak ve her yıl ABD Senato'sunun gündemine getirerek, Türkiye ve ABD'de yaşayan Türk-Amerikan vatandaşları üzerindeki tehdidi tırmandırmaktadır. Bu konuda ABD açıkça ikili bir dış politika sergileyerek Başkan Obama'nın BM Güvenlik Konseyi'nde dünya düzeninde yeni bir dönem başlatmak için bütün ülkeleri işbirliğine çağırmasıyla da tezat oluşturmaktadır.

-TÜRKİYE LOZAN ANTLAŞMASI ÇERÇEVESİNDE ABD SENATOSU TARAFINDAN RESMEN TANINSIN-

Sonuç olarak, Türkiye Cumhurbaşkanlığı-Başbakanlık, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Dışişleri ve de ABD'deki Türkiye Büyükelçilikleri nezdinde; Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşması çerçevesinde, ABD Senatosu tarafından "resmen tanınması' veya "1923'den itibaren kuruluşunun yeniden onaylanması' için bir kampanya başlatılmalıdır. Örneğin, ABD Senatosu, İsrail'in Filistin toprakları üzerinde kuruluşundan 11 dakika sonra, "devlet' olarak kuruluşunu resmen tanımıştır. Bu, ne yazık ki Türkiye için 1923 yılından bugüne değin ABD Senatosu düzeyinde, halen yapılamamıştır. Özellikle bu boşluğu, Ermeni Diasporası da Türkiye aleyhine ve Türkiye'ye karşın, adeta ABD Senatosunu "Sevr Antlaşmasının' canlandırılması ve geçerli kılması amacına yönelik ısrarla kullanmaktadır. Bu sıcak hissedilir tehdide karşın etkin, yaygın ve sonuç alana değin bir kampanya ve çalışmanın ivedilikle başlatılması, T.C. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Dışişleri Bakanlığı ile ABD Türk Büyükelçisi desteğiyle ve ABD'deki Türk-Amerikan derneklerinin de işbirliğiyle mümkün olabilir. Eğer bu amaçta hemen, etkin, etkili ve yaygın olarak çalışmalar başlatılamaz ve kökten önlemler alınamazsa, Türkiye ve ABD'deki Türk-Amerikan kuruluşları, Ermeni Diasporası'nı ve ABD Senatosu'nu asla durduramayacaktır." (ANKA)

(CK/DS/ÖMR)


reklam