AKP'nin Esas Savunması(6 -Son) - "Başsavcılık Adeta Niyet Okuyuculuğu Yapmıştır"
AKP'nin Esas Savunmasında, Kapatma Davasındaki Bütün Verilerin Başsavcılık Tarafından "Özgürlük Aleyhine' Yorumlandığı Belirtilerek "Başsavcılık Özgürlük Lehine Yorum Yapmak Bir Yana, Adeta "Niyet Okuyuculuğu' Yaparak Olmayan Şeyleri Varmış, Olmayacak Şeyleri de Olacakmış Gibi Gösterme Çabası İçine Girmiştir" Denildi.
AKP'nin esas savunmasında, kapatma davasındaki bütün verilerin Başsavcılık tarafından "özgürlük aleyhine' yorumlandığı belirtilerek, "Başsavcılık özgürlük lehine yorum yapmak bir yana, adeta "niyet okuyuculuğu' yaparak olmayan şeyleri varmış, olmayacak şeyleri de olacakmış gibi gösterme çabası içine girmiştir" denildi. Savunmanın sonuç ve talep bölümünde AKP hakkındaki kapatma davasının reddine karar verilmesi istendi.
AKP'nin esas savunmasında, parti mensuplarına yönelik ithamların mesnetsiz olduğu vurgulanarak, "İddianamede yer alan, başörtüsü, katsayı, Kur'an kursları gibi konularda, çoğu zaman basının soruları üzerine gündeme getirilen anlık açıklamalar şeklinde gelişen konuşma ve demeçler, bazı çevreler tarafından beğenilmese de ifade özgürlüğü kapsamındadır" görüşüne yer verildi.
-VENEDİK KRİTERLERİ SAVUNMADA-
Savunmada Venedik kriterlerine de yer verildi. 7 Venedik kriterinin belirtildiği savunmada şöyle denildi:
"İddia makamı, esas hakkındaki görüşünde, Venedik Komisyonu raporunda siyasi partilere yönelik yasaklama nedenlerinin şiddetle sınırlı olmadığını ileri sürmektedir. Buna göre, "Venedik Komisyonu raporunda yer alan yasaklama ilkeleri, yalnızca "şiddet' ile sınırlı değildir. Yasaklama ilkeleri arasında; "ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük' de bulunmaktadır. Başsavcılık, "Laikliğin dinsel hoşgörüyü sağlayan, güvence altına alan bir ilke olduğu gerçektir' sözüyle dolaylı olarak laikliğin Venedik Kriterleri arasında yer aldığını ima etmektedir. Bu kriterlerden anlaşılacağı üzere, siyasi partiler ancak şiddet kullanımını savundukları veya demokratik anayasal düzeni yıkmak için şiddeti siyasal bir araç olarak kullandıkları takdirde, yargılama güvencelerine sahip bir prosedür izlenmek koşuluyla ve son çare olarak kapatılabilmektedir. Dolayısıyla yasaklama ilkeleri "şiddet'le sınırlıdır. İddia makamının "şiddet' dışında saydığı 'ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük' müstakil yasaklama ilkeleri değildir."
Başsavcı'nın hem iddianamede hem de esas hakkındaki görüşünde akıl ve mantık kurallarını alt üst edecek şekilde AKP ile şiddet arasında zoraki bir bağlantı kurmaya çalıştığı kaydedilen savunmada, şöyle denildi:
"Aslında AK Parti mensuplarının ısrarlı bir şekilde şiddeti reddeden açıklama ve tutumları iddianamenin bu konuda ne derece gerçeklikten uzak ve önyargılı biçimde hazırlandığını gözler önüne sermektedir. AK Parti, terör ve şiddeti kesin biçimde reddeden, bunu da eylem ve söylemleriyle açık biçimde ortaya koyan bir partidir. Buna karşın Başsavcı, parti üyesi olmayan kişilerin televizyonlarda yaptığı konuşmaları bile partiye isnat etmeye çalışmaktadır. Parti üyesi olmayan kişilerin eylem ve söylemleri ile parti arasında bağ kurmaya çalışmak hukuka aykırıdır. Tıpkı "Ilımlı İslam projesi' gibi öteden beri belli odaklarca AK Parti'ye isnat edilmeye çalışılan yakıştırmanın da, Başsavcının iddialarına esas teşkil etmesi gibi, bu konu da Başsavcının siyasi yaklaşımını da ortaya koymaktadır."
-"DANIŞTAY SALDIRISI İLE PARTİMİZ ARASINDA BAĞ KURMAK İFTİRA"-
Danıştay saldırısına da değinilen savunmada, "Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyen odakların tezgahladığı iğrenç Danıştay saldırısıyla, partimiz arasında bir ilişki kurmaya yönelik ifadeler, en hafif tabirle, iftiradır. Başsavcılık, iddianamede olduğu gibi, esas hakkındaki görüşünde de, "bir iktidar partisinin tehdit ve hakarete varan açıklamalarının bu tür saldırıları cesaretlendireceği açıktır' demek suretiyle adeta bu iftira kampanyasına iştirak etmektedir" denildi.
İddianamenin olgulardan tamamen uzak bir şekilde ve ideolojik kaygılara dayalı ve bir iddiaya delil üretme çabası içinde olduğu öne sürülen savunmada, AKP ile şiddet arasında bağ kurmaya yönelik ifadelerin tamamen hayal dünyasında üretilen spekülasyon ve vehimlerden ibaret olduğu görüşü dile getirildi.
-CUMHURİYET MİTİNGLERİ SAVUNMADA-
AKP'ye karşı pek de sessiz oldukları söylenemeyecek hatırı sayılır miktarda sesli bir muhalefet olduğu dile getirilen savunmada, cumhuriyet mitingleri ise buna örnek gösterildi. Savunmada, "Cumhuriyet mitingleri olarak adlandırılan protesto girişimlerinde partimizin politikalarına yönelik olarak oldukça sesli ve hiç de 'çekingen' sayılamayacak bir muhalefet yürütülmüştür. Bu tür muhalefet girişimlerinin ardından yapılan 22 Temmuz 2007 seçimlerinde partimiz, büyük bir çoğunluğu "sessiz kitleler'den olmak üzere, kullanılan oyların yaklaşık yarısını alarak ikinci kez tek başına iktidara gelmiştir. Bu sonuç bile, tek başına toplumun iktidarımızdan tedirgin olmak bir yana, memnuniyetinin artarak devam ettiğinin 'demokratik ölçüm aletleri'yle kesin olarak teyit edilmiş bir delilidir" denildi.
-"BAŞSAVCININ UZMANLIK ALANININ DIŞINDA"
Savunmada, AKP'yi hoşgörüsüzlükle itham etmenin gülünç olduğu da kaydedildi. Başsavcının kendi uzmanlık alanı dışındaki konularda hüküm vermesinin doğru olmadığı belirtilen savunmada, iddianamede yer alan ve AKP'nin kapatılan RP ve Fazilet Partisi'nin devamı niteliğinde olduğuna ilişkin iddiaya da "partimiz hiçbir partinin devamı değildir" karşılığı verildi.
AKP hükümetlerine yönelik suçlamaların mesnetsiz olduğu ifade edilen savunmada, iddianamede yer alan suçlamalara, "yasama faaliyetlerinden dolayı partimiz sorumlu tutulamaz, AKP hükümetlerinin dış politikası ile laiklik arasında bir ilişki kurulması yanlıştır, Dışişleri Bakanlığı genelgeleri laikliğe ve hukuka aykırı değildir, AKP hükümetine yönelik kadrolaşma ithamının hiçbir dayanağı yoktur, hastalar için ibadet mekanı düzenlemesi on yıldır yürürlüktedir, çocukların din eğitimi özgürlüğünü savunmak bizatihi laikliğin gereğidir, meslek liselerine yönelik katsayı farklılığının kaldırılmasını savunmak eğitimde fırsat eşitliğinin gereğidir, fakir ve başarılı öğrencilerin devletçe özel okullarda okutulması girişimi sosyal devletin bir gereğidir, dini bayramların ulusal bayramlardan daha coşkulu kutlandığı iddiası doğru değildir, içki yasağının yaygınlaştırılması ile ilgili iddialar asılsızdır" yanıtları verildi.
Savunmanın, kapatılma davasının reddine karar verilmesinin istendiği sonuç ve talep bölümünde ise şöyle denildi:
"Hakkımızda açılan bu davadaki bütün verilerin Başsavcılık tarafından "özgürlük aleyhine' yorumlandığı görülmektedir. Oysa evrensel insan hakları hukukunun temel ilkesi "özgürlük lehine yorum'dur. Başsavcılık özgürlük lehine yorum yapmak bir yana, adeta "niyet okuyuculuğu' yaparak olmayan şeyleri varmış, olmayacak şeyleri de olacakmış gibi gösterme çabası içine girmiştir. Bu davada partimize yaptırım uygulanmasını gerektirecek haklı hiçbir sebep bulunmamaktadır. Esasen, AK Parti hukuka aykırı eylemlerin değil, millete hizmetin, insan haklarının, demokrasinin, barış ve kardeşliğin, hoşgörünün ve Türkiye sevdasının odağı olmuştur. AK Partinin altı yıllık iktidarı dönemindeki icraatları, onun; demokratik, laik ve sosyal hukuk devletinin teminatı olduğunu açıkça ortaya koymuştur." (ANKA)
(EG-BK/KEN/ZG)














