AKP'nin Esas Savunması (3): Partimiz Laikliğe Aykırı Eylemlerin Odağı Haline Gelmemiştir

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

AKP, Anayasa Mahkemesi'ne Sunduğu Savunmasında Partinin "Laikliğe Aykırı Eylemlerin Odağı" Olmadığı, İddiaların Hukuk Dayanağından Tamamen Yoksun Olduğu İfade Edildi.

AKP, Anayasa Mahkemesine sunduğu esas hakkındaki savunmasında partinin laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmadığı, iddiaların hukuk dayanağından tamamen yoksun olduğu ifade edildi.

AKP savunmasında şöyle denildi:

"Partimiz hakkında açılan davada 'AK Parti'nin laikliğe aykırı eylemlerin odağı' haline geldiği iddia edilmektedir. Partilerin yasaklanmasına ilişkin kurallar karşısında bu iddia tamamen hukuki dayanaktan yoksundur. Partilerin yasaklanmasına ilişkin kurallar Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye'nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri ve Siyasi Partiler Kanunu ile düzenlenmiş bulunmaktadır. Anayasaya göre, bir siyasi partinin eylemlerinden dolayı kapatılabilmesi ya da devlet yardımından yoksun bırakılabilmesi için o partinin "Anayasaya aykırı eylemlerin odağı" haline gelmiş olması gerekir."

-LAİKLİĞE SAVUNMA: "ANAYASA'NIN 68 VE 69'UNCU MADDELERİ"-

AKP, partinin laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmediğini 2001 yılında Anayasa'nın 69'uncu maddesinde yapılan değişikliği de hatırlatarak, şöyle dile getirdi:

"Partilere daha güvenceli bir statü kazandırmak için 2001 yılında yapılan düzenlemeyle Anayasanın 69'uncu maddesi siyasi partilerin odak haline gelmesinin şartlarını belirlemiştir. Buna göre, bir siyasi parti, Anayasanın 68'inci maddesinin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı eylemler "o partinin üyelerince yoğun bir şekilde işlendiği ve bu durum o partinin büyük kongre veya genel başkan veya merkez karar veya yönetim organları veya Türkiye Büyük Millet Meclisindeki grup genel kurulu veya grup yönetim kurulunca zımnen veya açıkça benimsendiği yahut bu fiiller doğrudan doğruya anılan parti organlarınca kararlılık içinde işlendiği takdirde, söz konusu fiillerin odağı haline gelmiş sayılır."

-ODAK HALİNE GELME ŞARTLARI-

AKP savunma metninde "odak olma" şartlarını Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerini örnek göstererek açıkladı:

"Odak haline gelmenin şartları Anayasada bu şekilde sayılmakla birlikte, 'odaklaşma' için şart koşulan eylemlerin "niteliği' belirtilmemiştir. Anayasanın bu hükmü Siyasi Partiler Kanunu ile de aynen tekrarlanmış, ancak Kanunda da odak haline gelmede esas alınacak fiillerin niteliğine dair bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Siyasi Partiler Kanununa 1986 yılında eklenen, fakat Anayasa Mahkemesi tarafından 1998 yılında iptal edilen hüküm odaklaşmada dikkate alınacak fiillerin mahkeme kararıyla "sübuta ermesi'ni şart koşmaktaydı."

-SPY'NİN 103. MADDESİNİN ÖNEMİ

Bu arada AKP, iddianamede yer alan gerekçeleri SPY'nin 103'üncü maddesinin önemine dikkat çekerek yanıtladı:

"Siyasi Partiler Kanunu'nun 103'üncü maddesinde yer alan ve odak olma için partilerin 'aykırı fiillerin işlendiği bir mihrak haline geldiğinin sübuta ermesi' şartını arayan hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olması, 'fiillerin varlığı' zorunluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Odak olma koşulu için yine ceza hukuku anlamında fiillerin varlığı gereklidir, ancak bunların 'mahkeme kararıyla sübuta ermiş olması' şart değildir. Başka bir ifadeyle, Anayasa Mahkemesi, parti kapatma davalarında odaklaşmanın gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırırken henüz bir mahkeme kararıyla sübut bulmamış olan fiilleri de dikkate alabilecektir. Ancak bu fillerin ceza hukuku anlamında 'aykırı fiil' niteliğine sahip olması gerekmektedir."

-ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ HATIRLATMASI-

AKP, savunma metninde "odak olma" ile ilgili Anayasa ve Siyasi Partilerin ilgili maddelerini dayanak göstererek yanıt vermeyi tercih etti:

"Çünkü, odaklaşmanın şartları 2001 değişikliğiyle Anayasaya konulduktan sonra, fiillerin niteliğine ilişkin somutlaştırıcı bir düzenleme her ne kadar Anayasa hükmünü tekrarlayan Siyasi Partiler Kanununun 101'inci maddesine konulmamışsa da, aynı Kanunun 102 nci maddesine 12.8.1999 tarih ve 4445 sayılı kanunla eklenen ikinci fıkra hükmünden, Anayasanın 68'inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı fiillerin ceza hukuku anlamındaki fiiller olduğu anlaşılmaktadır."

-SPY'NİN İLGİLİ MADDELERİYLE SAVUNMA-

"Bu hükme göre, 'Parti büyük kongresi, merkez karar ve yönetim kurulu veya bu kurulun iki ayrı kurul olarak oluşturulduğu haller, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup yönetim kurulu, Türkiye Büyük Millet Meclisi grup genel kurulu, parti genel başkanı dışında kalan parti organı, mercii veya kurulu tarafından Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı fiilin işlenmesi halinde, fiilin işlendiği tarihten başlayarak iki yıl geçmemiş ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı söz konusu organ, mercii veya kurulun işten el çektirilmesini yazı ile o partiden ister. Parti üyeleri 68'inci maddenin dördüncü fıkra hükümlerine aykırı fiil ve konuşmalarından dolayı hüküm giyerler ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bu üyelerin partiden kesin olarak çıkarılmasını o partiden ister."

"Bu düzenlemede geçen 'hüküm giyerler ise' ibaresi, Anayasanın 68'inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan hükümlere aykırı fiillerin, ceza hukuku anlamındaki filler olması gerektiğinin kanıtıdır."

-PARTİ KAPATMAYI GEREKTİRECEK EYLEM DEVAMI YOK-

AKP, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Anayasa Mahkemesi'ne sunulan iddianamede partinin laikliğe aykırı eylemlerde bulunmadığını tekrar ederek, iddia edilen eylem ve fillerin ise devam etmediği konusuna dikkat çekti.

AKP, bu görüşlerini ise SPY'nin 102. maddesini dayanak gösterdi:

"Siyasi Partiler Kanununun 102 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenleme ile, bir siyasi partinin devlet yardımından yoksun bırakılmasına dayanak oluşturacak fiillerin ceza hukuku anlamında fiiller olması şart koşulmuştur. Devlet yardımından yoksun bırakma gibi daha hafif bir yaptırımın uygulanabilmesinde bile ceza hukuku anlamında fiillerin varlığı şart koşulduğuna göre, bir siyasi partinin kapatılmasına yol açabilecek olan odak haline gelmede dikkate alınacak fiillerin evleviyetle ceza hukuku anlamında filler olacağı açıktır."

-"ODAK HALİ" AĞIR BİR YAPTIRIM-

AKP'nin kapatılmasına gerekçe olarak gösterilen "odak olma" suçlaması, "ağır bir yaptırım" olarak yanıtlandı.

AKP, savunmasında şöyle dedi:

"Odak haline gelme nedeniyle partilerin kapatılması daha ağır bir yaptırım olduğu için, Anayasa odak haline gelme için sadece Anayasaya aykırı eylemlerin varlığını da yeterli görmeyerek, bu eylemlerin yoğunluk ve kararlılık içinde işlenmesini de şart koşmuştur. Bu düzenlemeye göre, Anayasaya aykırı eylemlerin siyasi parti üyelerince yoğun bir şekilde işlenmesi ve bunların yetkili organlarca benimsenmesi şartlarının gerçekleştiği somut ve açık kanıtlarla belirlenmelidir. Parti üyeleri bir takım eylemler icra ediyor, fakat parti organları bunları benimsemiyorsa, parti odak haline gelmez. Yine parti yetkililerinin 'kararlılık içinde' işlenmeyen eylemleri de partiyi odak haline getirmez. Başka bir ifadeyle, Anayasaya aykırı eylemleri işleyenlerin bu eylemleri süreklilik içinde sıklıkla ve yoğunlukla tekrarlamaları zorunludur."

-DAVA UNSURLARI GERÇEKLEŞMEMİŞTİR-

AKP, savunma metninde dava unsurlarının oluşmadığını da ileri sürdü ve şöyle dedi:

"Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'nda yer alan bu düzenlemelerden açıkça anlaşılacağı üzere; siyasi partilerin yasak eylemleri nedeniyle kapatılabilmeleri, bu eylemlerin nitelik ve nicelik olarak 'ağırlığına ve yoğunluğuna' ve parti yetkili organlarının bu tür eylemleri iradi biçimde benimsemelerine veya doğrudan yetkili organlarca gerçekleştirmelerine bağlanmıştır.

Buna göre bir siyasi partinin eylemleri nedeniyle kapatılabilmesi için 'laikliğe aykırı eylemlerin varlığı' ve 'odak haline gelme' şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir. Bu davada bu unsurların hiçbiri gerçekleşmemiştir." (ANKA/SÜRECEK)

Kaynak: ANKA