'Akdeniz Eylem Günü 2010'
Akdeniz Üniversitesi (aü) Fen-edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof
Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal Çıplak, küresel ısınma nedeniyle dünyada 2100 yılı sonu itibariyle 6 derece, Türkiye'nin yer aldığı Akdeniz Havzası'nda ise 6 ile 12 derecelik sıcaklık artışının beklendiğini bildirdi.
Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ile AÜ Manavgat Meslek Yüksek Okulunun düzenlediği 'Akdeniz Eylem Günü 2010-İklim Değişikliklerinin Toros Dağları Biyolojik Çeşitliliğine Etkileri Çalıştayı'nda, 'Küresel Isınmanın Biyolojik Muhasebesi' başlıklı sunumu yapan AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal Çıplak, son 500 yılda dünyanın ritmik olarak ısındığını ve soğuduğunu, yaklaşık 120 yılda bir iklimin ısınıp, tekrar soğuduğunu söyledi.
Bu ısınma ve soğumaya bağlı olarak canlıların çeşitli değişimler geçirdiğini ifade eden Çıplak, günümüzdeki iklimsel değişime insanların neden olduğunu kaydetti.
- AKDENİZ HAVZASI İÇİN RİSK-
Sanayi ve endüstri devrimiyle birlikte sera gazlarının salımı ile karbon emisyonu gibi nedenlerle 1950'li yıllardan bu yana sıcaklıkta hızlı artış görüldüğünü, son yıllarda da küresel iklim değişikliklerinin yoğunlaştığını kaydeden Çıplak, şöyle konuştu:
'Küresel ısınma dünyanın çoğunluğunda görülüyor. Bazı yerlerde ise soğuma söz konusu. Türkiye'de de maksimuma yakın bir sıcaklık artışı olduğu görülüyor. Küresel ısınmanın en yoğun olduğu bölgedeyiz. 2100 yılı sonu itibariyle dünyada ortalama 6 derecelik sıcaklık artışı beklenirken, Türkiye'nin de yer aldığı Akdeniz Havzası'nda ise 6 ile 12 derecelik artışlar bekleniyor. Gelecekte sıcaklık artışı, enlem ve rakıma göre değişecek. Deniz seviyesinden çıktıkça, küresel ısınmanın etkisi daha da artacak.'
Küresel ısınmadan özellikle ılıman kuşaktaki coğrafyanın daha fazla etkilenmesinin beklendiğini ifade eden Çıplak, Türkiye'yi etkileyecek küresel ısınma nedeniyle Toros Dağları'nın yapısında da farklılıklar olacağını söyledi.
- '2-3 DERECELİK ARTIŞLAR ÇOK CİDDİ'
Toros Dağları'nın çok verimli su kaynakları ile endemik bitki ve zengin canlı türlerini barındırdığını kaydeden Çıplak, 'Küresel ısınma tatlı su kaynaklarını ciddi anlamda etkilemektedir. Dağ buzul kütleleri tatlı su kaynaklarının temel unsurudur. Erime ile tatlı su kaynaklarında sıkıntı ortaya çıkacaktır. Dünyada çoğu yerlerde ısınma nedeniyle erime görüyoruz' dedi.
Isınmanın biyolojik muhasebesini yaparken 2-3 derecelik önemsenmeyen artışların temel nokta olduğunu ve bunun gözönünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Battal Çıplak, sözlerini şöyle sürdürdü:
'2-3 derecelik ısınma çok önemli görülmeyebilir, ama yaşanan ısınma ileri süreçte daha yoğun olumsuz etkilere neden olacaktır. Bu derecedeki artışlar çok ciddi bir olaydır. Canlıların yaşam alanlarıyla ilgili sorunlar yaşanacak. Mutasyonlar olacak, yok olmalar meydana gelecek. Sıcaklık değişim miktarı çok önemlidir ve çok kısa sürede meydana gelmektedir. Sıcaklık Akdeniz Havzası'nda kuraklığa neden olacaktır. Kuraklık nedeniyle Cebelitarık Boğazı kapatılırsa, 10 bin yılda Akdeniz'in kuruyacağı hesaplanmaktadır.'
Türkiye'nin biyolojik zenginliğinin Anadolu'nun dağlarında yer aldığını, biyolojik zenginliği sağlayan endemik türlerin de Orta ve Doğu Toroslar'da yoğunlaştığını belirten Çıplak, türlerin korunması için strateji ve veri geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Çıplak, sözlerini şöyle tamamladı:
'Her yüz türün 83'ü dünyada sadece bu noktalarda bulunuyor. Türlerin tamamı neredeyse buraya özgüdür. Bu türleri korumak hiç kolay değil, çok zor ve maliyetlidir. Dünyanın sahip olmadığı bir biyolojik çeşitliliğe sahibiz. Ne yazık ki birçok türün dağılımı, endemik yapısını tahlil etmiş değiliz. Türkiye'nin 11 bin bitki türüne sahip olduğu biliniyor. Hayvan ve diğer canlı türlerinin oranını ise henüz bilmiyoruz. Tahminlere göre, Anadolu'daki biyolojik çeşitliğin ve endemik türlerinin oluşumu, dünyadaki buzul dönemle ilgilidir. Soğuma dönemlerinde birçok canlının sığındığı yer Anadolu'dur. Bu türleri korumak için strateji geliştirmez gerekiyor.'
- DOĞAL ENERJİ KAYNAKLARI KULLANILMALI-
AÜ Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Neyişçi de 'Akdeniz'in Doğa Koruma Stratejisi' adını verdiği sunumunda, küresel ısınmanın medya aracılığıyla kullanılarak, güneş pilleri kullanımı gibi bazı kesimlere rant kazandıracak yeni gelir kaynakları yaratabileceğini savundu.
Küresel iklim değişikliği etkilerinin azaltılması için doğal enerji sistemlerinin kullanılması gerektiğini, Türkiye'nin de elinde özellikle Toros Dağları'ndaki ormanları bulunduğunu belirten Neyişçi, şöyle konuştu:
'Ormanlar yenilenebilir ve en temiz enerji kaynaklarıdır. Hiçbir bilim adamı, sivil toplum kurulu bundan söz etmiyor. Oysa ki gelişmiş ülkeler odun enerjisinden çok büyük ölçüde yararlanıyorlar. Bize ait bir kaynaktır. Türkiye'nin her coğrafyasında rahatlıkla bulunabilecek bir enerji kaynağıdır. Tek enerji kaynağıdır. Çevre üzerinde de çok olumlu etkisi vardır. Ormanlar insan olmadan da 9 ile 25 yıl arasında yanıyor. Yangından korkmamak lazım. Orman ve yangın arasındaki ilişkiyi anlamadığınız sürece yangınlarla mücadele giderek masraflı hale gelir. Ormanları yıkıcı yangınlar olmadan, yangını da kullanarak çok daha beşeri kullanırsınız. 'Yangın iyidir' demiyorum. Ekosistemi, ormanı anlamalıyız. Yaşlı ormanlar yandığı sürece hiçbir kaybınız yok. Yangına neden olan ve hızlandıran yaşlı ormanları kontrollü yakma yöntemiyle daha büyük felaketlerin önüne geçebiliriz. Küresel iklim değişikliklerine yönelik tedbir için bu yöntemi tartışmaya açmalıyız.'
AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Gökçeoğlu da sunumunda, istilacı olarak adlandırılan başka bitkileri yok eden doğadaki bitki türleri hakkında bilgiler aktardı.
Çabuk üreyip, kötü şartlara dayanabilen, tohumlarıyla birlikte hızla yayılabilen istilacı bitki türlerinin başka bitkilerin yaşam hakkını elinden aldığını belirterek, peyzajcıların bitki türlerinin özelliklerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Gökçeoğlu, alabalığın bazı türlerinin de diğer canlıları yok etme özelliği nedeniyle istilacı türler arasında yer aldığını bildirdi.
AÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Gökoğlu da iklim değişikliklerinin, su kaynaklarındaki kirlilik artışı ile farklı türlerdeki balık göçleriyle su ürünlerine yönelik olumsuz etkilerini anlattı. Gökoğlu, göçlerle gelen Türkiye'deki balon balığı gibi zehirli balık türleri, deniz kestanesi artışı ve sünger ölümlerinin de küresel ısınma ve kirlenmenin etkileri arasında yer aldığını söyledi. (SEY-BNY-ŞP) - ANTALYA













