Başbakan
Recep Tayyip Erdoğan, yaşanan sürecin ortaya çıkarabileceği bedelleri Türk milletine ödetmemek konusunda kararlı olduklarını belirterek, "Ülke ve millet menfaatleri sözkonusu olduğunda diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacaklarını umuyoruz. Demokratik siyaseti çare kapısı olarak açık tutmak mecburiyetindeyiz" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hükümet oldukları ilk günlerden bugünlere milletle muhabbeti kaybetmemeye, bağlantıyı koparmamaya özellikle dikkat ettiklerini anlattı. Siyasetini millete dayatanlardan olmadığını vurgulayan Erdoğan, Türk milletinden ayrı düşmeleri ve ayrı düşünmelerinin sözkonusu olmadığını ifade etti. Son 1 ayda Türkiye'nin yoğun siyasi gündemine rağmen yine birçok ile giderek vatandaşlarla kucaklaşmayı ihmal etmediklerini belirten Erdoğan, bazılarının buna bir türlü vakit bulamamalarının kendi yanlışları olduğunu söyledi. İnsanların Türkiye'yi neyin felakete sürükleyeceği, neyin kurtuluşa erdireceği noktasında fevkalade bilinçli olduğunu gördüklerini kaydeden Erdoğan, Türkiye'yi doğru okuyamayan, doğru değerlendiremeyenlerin daha 2 gün önce Malatya'da on binlerce insanın gelecek heyecanına tanık olamadıklarını bildirdi.
Türkiye'nin kayıp yıllarını, boşa harcanmış zamanını geri kazanmakta kararlı olduğunu ve bunu da hangi siyasi partiyle kazanacağını çok iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, "Bu ülke demokrasi ve adaletle, huzur ve istikrarla, birlik ve beraberlikle büyümekte kararlıdır. Milletimiz de bize inanıyor, güveniyor. Bizim bu ülkeye hizmet etmek dışında bir muradımız olmadığını iyi biliyor" diye konuştu.
AK Parti'nin önceliğinin ekonomi, demokrasi, bir bütün olarak Türkiye'nin hukuku, Türk milletinin sofrasındaki ekmeğini büyütmek olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin geride bırakılan 5.5 yılda bu hedefe yönelik tarihi başarılar elde ettiğini dile getirdi. AK Parti'nin ekonomide sağladığı dönüşümün asla gelip geçici, göstermelik, saman alevi gibi yanıp sönen bir değişim olmadığını vurgulayan Erdoğan, 2003-2004'te Türkiye'nin ekonomik göstergeleri rekor seviyelerde çıktığında bazı çevrelerin bu başarıya kulp takmanın çabası içinde olduklarını hatırlattı. 2002 sonundan itibaren Türkiye ekonomisinin çok köklü, çok sağlam ve çok sağlıklı bir dönüşüm yaşadığını ifade eden Erdoğan, yıllarca yapılamayan reformları yaptıklarını belirtti. 1980 sonrasında her 2-3 yılda bir Türkiye'nin ekonomik krize girdiğine işaret eden Erdoğan, şu anda böbürlenen, afra tafra yapanların da o dönemlerde hükümetlerde koalisyon ortakları olarak bulunduklarını söyledi. Türkiye'nin dengelerinin alt üst olduğunu hatırlatan Erdoğan, Türkiye'nin her krizde biraz daha yoksullaştığına dikkat çekti. Erdoğan, "Ortada çok açık, çok aleni bir kısırdöngü var. Bu kısırdöngüden çıkış nasıl olur? Demokrasiyi güçlendireceksiniz. İnsan hak ve özgürlüklerini genişleteceksiniz. Türkiye'de istikrarı hakim kılacak, bunu muhafaza edeceksiniz. Güveni ve istikrarı sağlayamaz veya kaybederseniz bu çöküş yine başlar" şeklinde konuştu.
Her bir ekonomik krizde milletin sofrasındaki ekmeğin küçültüldüğünü, emeğinin ziyan edildiğini kaydeden Erdoğan, milleti karamsar, umutsuz hale getirdiklerini ifade etti. Erdoğan, "Şimdi AK Parti bu kısır döngüyü kırdığı için feryat figan ediyorlar" dedi.
İçerde güçlü olmak ve güçlü bir ekonomi için dışarıda da güçlü olmanın çok önemli olduğunu söyleyen Erdoğan, bunu hiç kimsenin görmezden gelemeyeceğini bildirdi. Erdoğan, insaf sahibi olan bu alandaki tüm aktörlerin bunun nasıl gerçekleştiğini çok iyi bildiklerini vurguladı. Demokrasi konusundaki kıstaslarının yerel değil evrensel kıstaslar olduğunu dile getiren Erdoğan, AK Parti'nin AB hedefinde zafiyet göstermesinin asla sözkonusu olamayacağını belirtti. Dönem başkanlıklarıyla, komisyonla görüşmelerinin kararlılıkla sürdürüldüğünü anlatan Erdoğan, "Bir müzakere sürecinin içindeyiz. Artık adaylık için yol arayan bir Türkiye yok. Müzakere içinde olan bir Türkiye var. Biz masada müzakere eden ülke konumundayız. Bu bizi rehavete sevk edemez. Aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Bundan sonra yaşayacağımız süreç, hükümetin AB hedefindeki kararlılığını bir kez daha gösterecektir. Türk demokrasisi açısından atılan kararlı adımlarla yolculuğumuzu sürdürmeye devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.
TCK'nın 301. maddesinde gerekli değişiklikleri yapma yönünde bir adım attıklarını hatırlatan Erdoğan, bunu Türk demokrasisini daha da ileriye taşıyacak başka adımların seri bir şekilde izleyeceğini açıkladı. Erdoğan, önümüzdeki hafta içinde 301. maddenin TBMM Genel Kurulu'ndan geçmesini umduklarını söyledi.
Başbakan Erdoğan, dün yapılan AK Parti MKYK toplantısında AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili geniş kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını anlattı. Bu toplantıda kendi geleceklerini değil Türk demokrasisinin, Türkiye'nin geleceğini konuştuklarını belirten Erdoğan, toplantıda bu sürecin ortaya çıkarabileceği belirsizlikler ve kamuoyunda oluşan kaygıların da çok boyutlu olarak ele alındığını söyledi. Mahkeme sürecinin kendi doğal mecrasında ilerleyeceğini ifade eden Erdoğan, bu konuda gereken çalışmaların başlatıldığını belirtti. Erdoğan, şunları söyledi:
"Ancak bu sürecin ülkemiz ve milletimiz için çok ağır bazı siyasi ve ekonomik sonuçlara yol açacağını da görmezden gelemeyiz. MKYK'mız, bu sürecin ortaya çıkarabileceği siyasi ve ekonomik bedelleri milletimize, ülkemize ödetmemek konusunda kararlılığını ortaya koymuştur. Milletimiz adına bu süreci yönetme sorumluluğu siyaset kurumuna aittir. Bu sürecin olumsuz sonuçlarıyla karşı karşı kalacak olan milletimizin siyasetten beklentilerinin bu yönde olduğu açıktır. Esas mesele davanın seyrinden ve neticesinden bağımsız olarak siyasetin sorun çözme kapasitesini muhafaza edebilmesidir. Siyaset kurumu, varlık sebebi olan bu sorumluluğu üstlenmekten kaçamaz, kaçmamalıdır. Kaldı ki ülkemiz ve milletimiz için ağır kayıplara yol açabilecek siyasi ve ekonomik istikrarın bozulması, birlik ve bütünlüğümüzün zaafa uğraması ile sonuçlanabilecek böyle bir sürece siyaset kurumunun kayıtsız kalması düşünülemez. AK Parti olarak sorumluluğumuzun idraki içinde üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız. Hukuk sistemimizin ve demokrasimizin bu süreçten daha da güçlenerek çıkması için demokratik siyaset içinde çözüm arayışımız devam edecektir. Ülke ve millet menfaatleri sözkonusu olduğunda diğer siyasi partilerin de çözüm için mutabakat zemininde buluşacaklarını umuyoruz. Demokratik siyaseti çare kapısı olarak açık tutmak mecburiyetinde olduğumuzu vurgulamak istiyorum." (ZÇ-CC-CC-Y)