AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Yakın Geçmişte Birçok Badireler Atlattığını, Milletin Kaybettiği Hiçbir Dönemde Türkiye'nin Kazanamadığını İfade Ederek, "Eğer Demokratik ve Ekonomik İstikrara Aynı Gölgeler Düşerse Kaybeden Yine Türkiye Olacaktır" Dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin yakın geçmişte birçok badireler atlattığını, milletin kaybettiği hiçbir dönemde Türkiye'nin kazanamadığını ifade ederek, "Eğer demokratik ve ekonomik istikrara aynı gölgeler düşerse kaybeden yine Türkiye olacaktır" dedi.
AK Parti İl Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi, Abdi İpekçi Spor Salonu'nda gerçekleştirildi. Kongreye AK Parti Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın yanı sıra AK Parti'li milletvekilleri katıldı. Kongrede konuşan Başbakan Erdoğan, salonda cumhuriyet değerlerini bir bütün olarak sahiplenen, demokrasiye, hukuka ve adalete gönülden bağlı bir topluluk gördüğünü belirterek, "Bunun da ötesinde bütün renkleri, zenginlikleri, değerleri ve fikirleriyle bir bütün olarak 70 milyon insanımızı görüyorum. Bizim siyasetten muradımız, daima milletimizin bütün hassasiyetlerinin, bütün beklentilerinin, bütün farklılıklarının temsil edilmesi, yaşaması ve gelişmesi olmuştur. Türkiye'nin meselelerini bildiğimiz için bu meselelerle yüzleşme cesaretine, bu güçlükleri aşma azmine sahip olduğumuza inandığımız için bu salondayız. Bu ülkenin kifayetsiz, ihmalkar, milletten ayrı düşünen, millete uzak, millete sağır, milletin hissiyatından ayrı düşmüş siyasetçilere, siyasi anlayışlara layık olmadığına inandığımız için bu salondayız. İktidarın halka hizmet demek olduğunu, demokrasinin milli iradeye dayanmak demek olduğunu, siyasetin ancak millet için yapıldığını herkese göstermek için bu salondayız. Daha güçlü, daha mutlu, daha aydınlık, bu milletin tarihin büyüklüğüne yakışır bir Türkiye ideali için buradayız. Kadınımızla, erkeğimizle, gencimizle, yaşlımızla, 70 milyon insanımızla bu medeniyet yürüyüşünde aynı duyguda, aynı heyecanda buluşuyoruz" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin millete hizmet yolunun yolcusu olduğunu ifade ederek, "AK Parti Türkiye'yi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma yolunun yolcusudur. AK parti Türkiye'yi kalkındırma, özgürleştirme, büyütme yolunun yolcusudur. Bu yolda milletimizle yürüyoruz. Çok şükür bugüne kadar yalnız yürümedik. Bundan sonra da yalnız yürümeyeceğiz. Bu yolda hiç durmadık, hiç üşenmedik, hiç yorulmadık. 'Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece' dedik. Aynı aşkla, aynı heyecanla, aynı kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.
"Türkiye'de maalesef demokrasiyi, millet iradesini tam olarak içine sindiremeyen, hazmedemeyenler var" diyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:
"'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' sözünü özde sahiplenmekte zorluk geçenler var. Çok partili hayata geçeli çok oldu ama hala bazıları çok partili demokratik bir hayata ayak uydurmakta zorluk çekiyor. Oysa demokrasinin temeli farklı partilerin, farklı görüşlerin özgürce var olabilmeleri, özgürce birbirleriyle rekabet edebilmeleridir. Demokrasinin temeli, temel hak ve özgürlükleri, çoğulculuğun, çok sesliliğin olmasıdır. Demokrasinin temeli adalet ve hakkaniyetin kurumsallaşması, çağdaş hukuk devlet normlarının işler olması, her türlü keyfiliğin ortadan kalkmasıdır. Milli iradenin iktidarda söz sahibi olması, milletin duygu ve düşüncesinin yönetimde ve siyasette en süt seviyede temsil edilmesi, her türlü farklılığın devletin koruması altında olmasıdır. Biz inanıyoruz ki her türlü sorunun çözülme yeri siyasettir. Her türlü meselenin tartışılma zemini siyasettir. Millet iradesinin tecelli yeri siyasettir. Siyaseti sorun çözme yeri, sorunların tartışılma zemini, milli iradenin yansıma yeri olmaktan çıkarmaya çalışmak, bir ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüktür. Demokratik siyaseti, sivil siyaseti, özgürlükçü siyaseti örselemeye çalışmak bir millete yapılacak en büyük haksızlıktır. Demokratik siyasetin kabul edilebilecek bir alternatifi yoktur. Bundan herkes büyük zarar görür. Birileri diyor ki 'siz çalışın, didinin, verginizi verin, askerliğinizi yapın, krizlerin faturasını ödeyin, gedikleri kapatın, zararları tazmin edin ama oy vermeyin. Oyunuzun takipçisi olmayın. Yönetime gelmeyin, iktidardan da uzak durun' Böyle çarpık bir demokrasi anlayışı olabilir mi? Benim vatandaşım vergi de verir, oy da verir, oyuna da sahip çıkar. Yönetime de gelir, en iyisini de başarır. Bunun böyle olması gerektiğini de demokrasinin aslının ne olduğunu da bu millet 3 Kasım 2002'de açık ve seçik olarak gösterdi. Anlamadılar. Bu defa 28 Mart'ta milletimiz bir ihtar daha çekti. Anlamadılar. Ama milletimiz bu defa 22 Temmuz'da demokrasiden taviz veremeyeceğini çok daha gür bir şekilde sağır sultanın da duyabileceği şekilde haykırdı. Ama bana öyle geliyor ki yine duymazdan, anlamazdan gelmeye devam ediyorlar. Zannediyorlar ki zaman geçecek. Bu millet demokrasi konusundaki, adalet konusundaki, değişim konusundaki beklentilerinden ve ısrarından vazgeçecek. Onlara da gün doğacak. İşte bunun adı açık bir gaflettir. Bu milleti tanımamak, bu ülkeyi anlamamaktır. Türkiye geri dönülmez bir yola girmiştir. Kendileri için tek çıkar yol var. Biran önce hatalarından, yanlışlarından vazgeçerek milletin rotasına girmek ve demokrasiyi içlerine sindirmektir. Bu gerçeği idrak edebilirlerse ne ala, edemezlerse 3 Kasım'da, 22 Temmuz'da milletin gerçeğinden uzaklaşanların başına gelenler bu siyasetçilerin de başına gelecektir." "MİLLİ İRADE KARŞISINDA BİZİM BOYNUMUZ KILDAN İNCEDİR" Ülkenin gerçeklerine sırtını çevirenlere, imtiyaz peşinde koşanlara üe. Çok şükür bugüne lkenin insanlarının asla pirim vermeyeceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Onlar sırça köşklerinden çıkmadıkları için bilmezler ama bu kardeşiniz bu ülkenin bütün şehirlerinde bütün köylerinde bu insanların arasında dolaşıyor. Bu milletin hissiyatını da biliyorum. Millet iradesi ne yönde tecelli ederse etsin milli irade karşısında bizim boynumuz kıldan incedir. Bugün seçim sandığında milletimiz onlara söylediğini bize söylemiş olsa biz yarın köşemize çekilmiş oluruz. Millete rağmen burada değiliz, millete rağmen yürüyor değiliz, bulunduğumuz makamları millete rağmen işgal ediyor değiliz, biz milletin ihtarına karşı yüzü kızarmayanlardan da değiliz. Bulunduğumuz yeri bu şekilde işgal etmeyi asla içimize sindiremeyiz. 40 yıl siyaset yapıp, hükümetlerde en önemli görevlerde bulunup, arkalarında bu milletin hayırla yad edeceği bir tek eser bırakmayanlar muhasebelerini yapmakta nereye kadar kaçacaklar. Geçenlerde ana muhalefet partisinde bir tanesi çıktı. 'Sayın Başbakan belediye başkanlığı yaptığı dönemden bir tek eser söylesin' diyor. Bunu benim söylememe gerek yok ki. Bunu İstanbul halkı zaten söylüyor. İstanbul halkı oylarını verirken niçin AK Parti diyor da CHP demiyor. Her şey ortada. Neden? İstanbul halkı CHP'nin susuzluğunu İstanbul'a nasıl tattırdığını çok iyi biliyor. Fakat 7 tane ayrı regülatör ve barajı kurmak suretiyle 18 kilometreden dağları delerek İstanbul'a Erdoğan'ın ve ekibinin nasıl su getirdiğini de çok iyi biliyor. CHP zihniyetinin İstanbul'u nasıl çöplük haline getirdiğini de İstanbul halkı çok iyi biliyor. Ama ondan sonra Erdoğan ve arkadaşları ile birlikte başlayan dönemde İstanbul'un dünyanın temiz kentleri arasında nasıl girdiğini de çok iyi biliyor. Aynı şekilde İstanbul havası solunamayan bir ildi. Maskelerle insanların dolaştığı bir ildi. Kim vardı? CHP'li belediye başkanı vardı. Bu CHP'li belediye başkanından maskeli olarak İstanbul'u teslim aldığımızda 1 yıl içerisinde İstanbul artık havası temiz bir kent, bir şehir haline Erdoğan ve arkadaşları sayesinde geldi. Hala diyor ki 'eser'. Şu an eğer Taksim'de 4 Levent arasında metro varsa göreve geldiğimizde o metroda atılmış olan adım 50 milyon dolardı. Bıraktığımızda 500 milyon dolarlık yatırıma gelmişti. Ama devraldığımız CHP Belediyesi, müteahhidinin parasını ödeyemediği için bırakıp gitmişti. Marmara artık belli kısmı ile kolektörlerle artık temiz bir şehir. O semtte de oturuyor bu zat. Ama gözü yok. Var ama görmüyor. Erdoğan ve ekibi o dönemde şu halici temizledi. Şu anda o gördüğünüz haliçten yaklaşık 2.5 milyon metreküp çamur çıkardık. Ve bu çamuru kamyonlarla değil ileri teknoloji ile Alibeyköy'deki bir taş ocağına oradan bir hatla pompaladık. Orada da 650 bin metrekarelik bir alan kazandık. Ama haberi yok. Halbuki o semte de yakın bir yerde oturur. Niye gözü var ama görmüyor. Ama halkım görüyor. Gördüğü için de belediyeler AK Parti'de. Liderin ne ki sen ne olacaksın. Antalya yıllar yılı bakan olarak ana muhalefetin liderini gördü.
Antalya'ya ne yaptın acaba söyle. Şimdi AK Parti'li belediye var. Antalya nasıl değişim dönüşüm yaşıyor yine gör. Antalya'da bile AK Parti birinci parti konumuna yükselmişse halkım her şeyi görüyor artık. Milli irade her şeyi ortaya koyuyor. CHP zihniyetinden bu ülkee. Çok şükür bugüne ye bir şey gelmez. Boşuna uğraşmayın. Bunlar fayda üzerine kurulu değil zarar üzerine kuruludur" şeklinde konuştu.
"MİLLETE RAĞMEN HAREKET EDENLER SONUÇTA MUTLAKA KAYBEDECEKLERDİR" Başbakan Erdoğan, siyasete ilk adımı attığında söylediği "Bizim için siyasetin temeli ülkemize ve milletimize hizmet etmektir" sözünü hatırlatarak, "Her şey bu kadar basit aslında. Bu cümleyi layıkıyla yerine getiren her anlayış, her iktidar Türkiye'yi hak ettiği zirvelere taşıyacaktır. TC'nin son 6 yılına bakın. Felaketlerin eğişine gelen bir ülke nasıl oldu da atılıma geçti. Rekor üstüne rekorları nasıl kırarak ekonomisi en ileri ülkelerden biri haline geldi. Bu sürede Türkiye'nin 230 milyar dolar olan Gayri Safi Milli Hasılası 659 milyar dolara çıktı. Kişi başına milli gelir 3 bin 300 dolar idi, şimdi 9 bin 333 dolar oldu. Bunlar durup dururken olmuyor Sayın Baykal, çalışarak oluyor koşarak oluyor. Enflasyon. Geldik yüzde 30. Şimdi tek haneli rakamda. Enflasyon bir yerde dizginlendi. Bununla insanımız ne yazık ki cebindeki bütün imkanlarını kaybediyordu. Eğer ülkeye hizmet siyasetin temel önceliği olursa Türkiye'nin ileri gitmemesi mümkün değildir. Ama eğer siyaseti kendiniz, sınıfınız, grubunuz, menfaat birliğin içerisinde olduğunuz topluluklar için yapmak niyetindeyseniz o zaman belki kendinize iyilik yaparsınız ama bu ülkeye ağır bedeller ödetirsizin. Bunu yapanları faturasını ödüyoruz biz. Bunun çirkin örnekleri çok. Bir de milletimizin gönlünde yer tutan isimler vardır ki onlar hayırla yad edilir. Onlar bu ülkeye kendi imkanları içinde gerçekten hizmet ederler. Milletimizin gönlünde Türkiye'ye eser bırakanlardır. O liste maalesef diğeri gibi uzun değildir. Millete rağmen siyaset yapanlar, millet iradesini siyasetin temeli sayanlara daima engel olmaya, önlerini kesmeye çalışmışlardır. Bunu yaparken maalesef zaman zaman demokrasi yıpranmıştır. Bu milletin vicdanında derin yaralar açılmıştır. Bunlar Türkiye'nin yakın tarihinin yüz kızartıcı dönemleridir. Siyasetin millet gözünde anlamını yitirdiği dönemlerdir. Devlet ile milletin arasına duvarların örüldüğü dönemlerdir. Bu dönemler Türkiye'nin ağır krizlere, büyük sıkıntılara girdiği, bu milletin omuzlarına ağır bedellerinin yüklendiği dönemler olmuştur. Milletin kaybettiği hiçbir dönemde Türkiye kazanmamıştır. Eğer demokratik ve ekonomik istikrara aynı gölgeler düşerse kaybeden yine Türkiye olacaktır. Şuna bütün samimiyetimle inanıyorum ki orta ve uzun vadede Türkiye'nin medeniyet güzergahı asla değişmeyecektir. Millete rağmen hareket edenler sonuçta mutlaka kaybedeceklerdir. Türkiye adaletten, çağın gerektirdiği değişimden, insanlarımızı muasır medeniyetlerimizin üstüne taşıyacak medeniyet yürüyüşünden asla sapmayacaktır ama vakit kaybedecektir, enerji kaybedecektir, hız kaybedecektir. Kimsenin Türkiye'nin hızını kesmeye, enerjisini heba etmeye, değişim dönüşümünü yavaşlatmaya hakkı yoktur ve olamaz. Biz daima bir şey söylüyoruz. Türkiye kazanacaksa biz kaybetmeye hazırız. Bizim için her zaman Türkiye'nin çıkarları öncelikli olmuştur. Ama kim bu sözümüzü kaybetmeye hazır olduğumuz şekilde yorumluyorsa bizi doğru tanımıyor. Anlama güçlüğü çekenler için söylüyorum; bu sözün gerçek anlamı şudur. Bu millet kazanıyorsa biz zaten kazae. Çok şükür bugüne nmış oluruz. Çünkü biz milletten ayrı değiliz. Biz bu milletin evlatlarıyız. Kaderimiz onları kaderi ile aynıdır. Bu ülkenin kederini de sevincini de onlarla birlikte yaşadık. Yaşamaya da devam edeceğiz. Kazanmak için milletimizin kayba uğramasını bekleyenler varsa onlar kendi dertlerine yansın. Bu millet asırlar boyunca pek çok badire atlattı, bundan sonra da atlatacaktır. Çok mücadele etti bundan sonra da edecektir. Çok kirli oyun gördü, bundan sonra da görecektir ama bu millet yolundan asla dönmedi, dönmeyecektir" ifadelerini kullandı.
(AS-ÖFA-NÇ-Y)





















