AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Kongresi...(2)

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Hukukun Üstünlüğüne İnanmış Dört Dörtlük Bir İktidarın İşbaşında Olduğuna Vurgu Yaparak, "Bazıları AK Parti Hakkındaki Dava Şöyle Sonuçlanırsa Böyle Olur, Diye Türlü Türlü Fikirler Öne Sürüyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hukukun üstünlüğüne inanmış dört dörtlük bir iktidarın işbaşında olduğuna vurgu yaparak, "Bazıları AK Parti hakkındaki dava şöyle sonuçlanırsa böyle olur, diye türlü türlü fikirler öne sürüyor. Hangi netice olursa olsun hiçbir netice bu noktada gerçeği değiştirmez, değiştirmeyecektir. Demokrasi de, laiklik de Türkiye'nin değiştirilemez gerçekleridir. Bunun aksi imkansızdır. Türkiye'nin önünde başka seçenek yoktur" dedi.

Kimseye kırgın olmadıklarını, husumet beslemediklerinin altını çizen Erdoğan, "Gideceğiz gündüz gece. Ne olursa olsun gideceğiz. Gece de gideceğiz, gündüz de gideceğiz. Hedefe ulaşana dek gideceğiz. Çünkü bu yolda halkımızın mutluluğu var" diye konuştu. Erdoğan, kapatma davasına tepki gösteren AB'yi eleştiren Baykal'a da tepki göstererek, "Dünyaya konuşma yasağı mı koyalım Sayın Baykal? Türkiye bir demir perde ülkesi değildir, olamaz da. Sufle gerisinde, örtü altında bu işi yapalım, diyenler var ama dünya artık eski dünya asla değildir" dedi.

Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi'ne katıldı. ASKİ Sosyal Tesisleri'nde gerçekleştirilen kongrede konuşan Başbakan Erdoğan, muhalefeti hedef aldı. AK Parti'nin kurulduğu günden bu yana ülkeyi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak, halkın yaşam standartlarını yükseltmek için canla başla gayret ettiğini, Türkiye'nin 5 yıl öncesine kadar çok daha ileri noktada olduğuna işaret eden Erdoğan, Türkiye kalkındıkça ve büyüdükçe AK Parti'nin de büyüdüğünü ve güçlendiğini bildirdi. "Çünkü biz Türkiye'nin kaderini, kaderimiz bildik. Bu yola böyle çıktık" diyen Erdoğan, Türkiye'yi büyütecek, ileri noktaya taşıyacak ne varsa AK Parti'nin varlık nedeni ve temel politikası saydıklarını söyledi. Hiçbir zaman parti menfaatlerini ülke menfaatlerinden ayrı görmediklerini, üstünde tutmadıklarını, bundan sonra da tutmayacaklarının altını çizen Başbakan Erdoğan, dar politik anlayışlarla, küçük siyasi hesaplarla hareket etmediklerini bildirdi.

Türkiye sevdasıyla hareket etmeye, Türkiye büyüklüğünde düşünmeye, Türkiye bütünlüğünde hareket etmeye gayret ettiklerini dile getiren Erdoğan, "Siyasi hedefimiz Türkiye'yi bir bütün olarak kucaklayacak, kalkındıracak hedefler oldu. Bunu da şimdiye kadar başardık. 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 ile milletimiz bizlere iktidarı verdi. Türkiye'nin çıkarlarıyla hiçbir zaman kişisel ve grupsal çıkarları gözeten siyaset tarzlarına tevessül etmedik. Onların o kısır siyaset koridorlarına girip, millete hizmet yolundan sapmadık. Biz tüm Türkiye için ürettikçe, düşündükçe milletimiz de bize sahip çıktı ve oylarımızı arttırdı. İnşallah biz milletimizin rotasında ilerledikçe, milletimize hizmet sevdasından ayrılmadıkça, sorumlu siyaset tarzımızı sürdürdükçe milletimiz de AK Parti'ye sahip çıkacak ve güç vermeye devam edecektir" şeklinde konuştu.

Hiçbir siyasi partinin büyük bir salonda kongre gerçekleştiremediğini anlatan Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin tüm Türkiye'nin yüreğini, aklını, vicdanını temsil ettiğini söyledi. Cumhuriyetin, demokrasinin AK Parti sayesinde gücüne güç kattığına dikkat çeken Erdoğan, ekonomide yaşanan iyileşmeyi de, "Bunlar çalışarak bunlar oldu. Yoksa yan gelip yatan iktidarın bunları yapması takdir edersiniz mi mümkün değil" sözleriyle değerlendirdi.

'HEDEFE ULAŞANA DEK GİDECEĞİZ' "Bizim için aslolan milletimizin iradesi, gönlü ve vicdanıdır" diyen Erdoğan, 14 Ağustos 2001'de parti kurulurken 'Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz, gündüz gece' dediklerini hatırlattı. Erdoğan, "Gideceğiz gündüz gece. Ne olursa olsun gideceğiz. Gece de gideceğiz, gündüz de gideceğiz. Hedefe ulaşana dek gideceğiz. Çünkü bu yolda halkımızın mutluluğu var. Bu yolda halkımızın ezilmişliğini kaldırmak var, bu yolda barış, sevgi, aşk, yaşam standartlarını yükseltmek var. Bunun için bu yolda azimle yürüyeceğiz. Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Halka hizmet, hakka hizmettir. Bu anlayışla yürüyeceğiz. Bu yolculuk kutlu bir yolculuktur" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, konuşmasında 1 Mayıs kutlamaları nedeniyle hakkında gensoru önergesi veren CHP'yi ve önergeyi destekleyen MHP'yi eleştirdi. CHP'nin halka saygısı olmadığını söyleyen Erdoğan, "Maalesef bazı çevreler milleti ve milli iradeyi yok saymanın ve yahutta bizim milli iradeyi çok vurguladığımızı söylüyorlar. Bundan rahatsız oluyorlar. Onlar siyaseti ve devleti, milletle değil milletsiz ve halksız bir alan olarak düşünüyorlar. Şimdi soruyorum cumhursuz bir cumhuriyet olur mu, halksız bir halkçılık olur mu? O zaman adınız, tabelanız ne olursa olsun, sizin halka, cumhura saygınız yoksa adınız istediğiniz kadar Cumhuriyet Halk Partisi olsun, hiçbir işe yaramaz" tepkisini gösterdi. Erdoğan, 1 Mayıs'ta yaşananlar nedeniyle hakkında gensoru önergesi verilmesini de eleştirerek, şöyle konuştu:

"CHP geldi şahsımla ilgili gensoru verdi. Ben görevimi yaptım. Şu anda görevimi yapmanın, valilerimle, bakanlarımla, polislerimle beraber görevimi yapmamın mutluluğu içindeyim. Ankara'da birinde eğlence diğerinde anarşi, polise şiddet, molotof kokteyli, taş, sopa vardı. Polis bir yere kadar tahammül eder, o sınırdan sonra polis yapması gerekeni yapmıştır. Bu gensoru verildi. Maalesef bu gensoru illegal örgütlerin legal örgütlerle birlikte hareket ettiği olaya bizim muhalefet olmamız nedeniyle verilmiştir. Doğrusu MHP'nin onların yanında yer almasına üzüldüee gayret ettiklerini dile getiren m. Nasıl onlarla hareket etti ve ellerini kaldırdı. Ona üzüldüm. Bu üzüntümü de burada söylemek zorundayım. Biz meşru olana, legal olana evet diyoruz ama bu ülkeyi illegal yapılara asla teslim etmeyeceğiz." CHP'nin halkla arasında duvar olduğunu, bu duvar olduğu için de Türkiye'de hiçbir zaman iktidar olamayacağını dile getiren Erdoğan, "Bunun da müjdesini sizlere vereyim. İktidar olamayacağı için başka yollara başvuruyor. Boşuna çırpınma. O yollarla da gelemeyeceksin. Çünkü benim milletimin feraseti, anlayışı size asla bu yolu açmayacak. Ne yaparsanız yapın açmayacak. Devletle milletin arasına mesafe koymayı bunlar siyaset zannediyor. Milletin, devletiyle birlikte güç kazanmasından rahatsız oluyorlar. Çünkü onlar kendilerini sürekli imtiyazlı görüyorlar. Fildişi kulelerden halkın oylarını, halkın iradesini acımasızca eleştiriyorlar. Maskelerinin arkasına sığındıkları için halksız bir siyaset yapıyorlar. Cevabını 22 Temmuz'da alınca daha da hırçınlaştılar. Ama bizim yolumuzda sevgi var, aşk var. Biz bu yola böyle devam ediyoruz. Onlardan kalan bataklığı tümüyle kurutmak için istihdama, üretime daha fazla odaklandık. Onların çektikleri alanda siyaset sürdürmedik, onların sürüklemek istedikleri kısır çekişmelere teslim olmadık" şeklinde açıklamalarda bulundu.

'KİMSEYE KIRGIN DEĞİLİZ' Başbakan Erdoğan konuşmasında, AK Parti hakkında açılan kapatma davasıyla ilgili tartışmalara da değindi. "Türkiye bu tartışmalardan zayıflayarak değil inşallah daha da güçlenerek çıkacaktır" diye konuşan Erdoğan, buna tüm kalbiyle inandığını bildirdi. Erdoğan, "Bu tartışmalarda bizim hareket noktamız asla husumet olamaz. Ama gönül ister ki enerjimizi burada gereksiz şeylerle değil, dünyayla yarış içinde olduğumuz enerjiye harcayalım. Asla husumet duygularıyla hareket etmedik, bundan sonra da etmeyeceğiz. Kimseye kırgın değiliz. Olmaya da hakkımız yok. Çünkü siyaset yapıyoruz. Sakın kimse bu tartışmalardan umutsuzluğa kapılmasın. Türkiye'nin geleceği aydınlıktır" dedi.

Kim neye inanırsa inansın AK Parti olarak tüm vatandaşları bir ve eşit gördüklerinin altını çizen Başbakan Erdoğan, herkesin yaşam biçimine, tercih hakkına, siyasi görüşüne saygı duyduklarını vurguladı. Kimsenin bu konuda en ufak bir endişeye kapılmamasını isteyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Hukukun üstünlüğüne inanmış dört dörtlük bir iktidar işbaşındadır. Sonuç ne olursa olsun bu gerçek asla değişmeyecektir. Bazıları AK Parti hakkındaki dava şöyle sonuçlanırsa böyle olur diye türlü türlü fikirler öne sürüyor. Hangi netice olursa olsun hiçbir netice bu noktada gerçeği değiştirmez, değiştirmeyecektir. Demokrasi de, laiklik de Türkiye'nin değiştirilemez gerçekleridir. Bunun aksi imkansızdır. Türkiye'nin önünde başka seçenek yoktur. Kimsenin kimseye inancını, siyasi görüşünü dayatma hakkı yoktur. Benim birlikte siyaset yaptığım arkadaşlar arasında farklı yaşayan arkadaşlarım da var. Ne ben onlardan, ne de onlar benden rahatsızlar. İşte biz güçlü AK Parti'yi böyle kurduk, güçlü Türkiye'yi de böyle kuracağız. Bir özgürlük ilkesi olarak farklı inanç gruplarını güvence altına alan laiklik budur. Laikliği bir sistem olarak savunmuyoruzee gayret ettiklerini dile getiren aynı zamanda yaşıyoruz, yaşatıyoruz. Siyasetimiz bunun ispatıdır. Türkiye için laiklikten geriye dönüş yoktur, olmayacaktır.

Bunu isteyen de esasen yoktur. Bu konu bugünün değil yıllardır, asırlardır farklı şekilde bu konular gündeme getirilmiştir. Türkiye bu noktaları çoktan geride bırakmıştır. Mesele laiklik, farklı yaşam tarzları da değil, mesele başı açık kapalı olmak, içki içip içmemek hiç değil. Bu ülkede bu milletin arasında yaşam farklılıkları daima olmuştur. Aynı apartmanda, aynı ailede bu farklı tercihleri yaşayarak geldik. Emin olun bundan sonda da olacak. Soruyorum birbirimize bu kadarını nasıl çok görebiliriz.

Soruyorum hangi hakla birbirimizin yaşam biçimine, tercih özgürlüğüne müdahale edebiliriz. Bizim böyle bir derdimiz olmadı bundan sonra olması mümkün değil. Biz herkesin hak, hukuk, refah, özgürlük taleplerini karşılamak için siyaset yaptık. Peki mesele nedir? Türkiye'nin gerçek bir demokrasi ülkesi olup olmayacağı meselesidir. Hiç şüpheniz olmasın Türkiye iç dinamikleriyle bu tartışmaları geride bırakacak tecrübeye sahiptir ve geride de bırakacağız." Erdoğan, kapatma davasına özellikle Avrupa Birliği'nden gelen tepkileri eleştiren CHP Lideri Deniz Baykal'a seslenerek, "Dünyaya konuşma yasağı mı koyalım Sayın Baykal? O zaman sen neden Sosyalist Enternasyonale gidiyorsun? Türkiye kendi sorunlarını aşacak güçtedir. Bu süreci de kendi dinamikleriyle aşacaktır, ben inanıyorum. Ama dünyadan el etek çekmek mümkün değil. Türkiye bir demir perde ülkesi değildir olamaz da. Kaldı ki yanılmıyorsam demir perdelerin hepsi yıkıldı. İçeride olup bitenleri saklamak için dünyayla aramıza demir perde çekmemizi kimse bizden beklemesin. Hala son gelişmelerden bihaber olanlar var. Karanlıkta, karambolde iş çevirelim. Sufle gerisinde, örtü altında bu işi yapalım, diyenler var. Dünya artık eski dünya asla değildir. Eski dünya olmaktan çıkalı çok oldu" dedi.

(DA-NÇ-Y)

Kaynak: İhlas Haber Ajansı