Afganistan'da mayın kurbanı protez bacaklı kuryeler, şirketlerinin kapanmaması için mücadele ediyor.
Afganistan'da yaşanan iç savaş ve işgaller sırasında ülke topraklarına döşenen mayınlar nedeniyle yüz binlerce kişi hayatını kaybederken, 800 bin Afganlı da bacaklarını kaybetti. Halkın çoğunluğunun işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya kaldığı Afganistan'da bedensel engellilerin de başarılı olabileceğini, toplum içerisindeki yerlerini sağlamlaştırabileceklerini göstermek amacıyla bir proje faaliyete geçirildi.
Uluslararası yardım kuruluşu "AABRAR" tarafından 2002 yılında başlatılan Sakatlar Posta Ulaştırma Projesi (DSMS) kapsamında, mayın nedeniyle bacaklarını kaybeden ve protez bacakla yürüyebilen 15 savaş gazisi, bisikletle kuryecilik hizmetine başladı.
Bir süre sonra maddi desteği kesilen kurye şirketi, bağımsız olarak faaliyetlerine devam etti, ancak kurye ile posta gönderim işinin ülkede sektör haline gelememesi nedeniyle iş yapamayan şirket, zamanla iflasın eşiğine geldi.
Yardım kuruluşlarının desteğini alan kurye şirketi, sektörün gelişmemiş olması nedeniyle kapanmanın eşiğine gelirken, protez bacaklı 15 Afganlı'nın umut ışığı da söndü.
Şirketlerini ayakta tutabilmek için dayanışma örneği sergileyen protez bacaklı kuryeler, ailelerini geçindirebilmek için bir ayı, devlet yardımı olan 300 afgani (6 USD) ile geçirmeye çalışıyor.
Kurye projesinin sorumlusu Amin Zaki, projenin en büyük amacının burada bulunan sakat ve gazi Afganlara iş sağlamak olduğunu belirterek, "Tüm çalışanlar sakat vatandaşlardan oluşuyor ve onların görevi bize bırakılan zarf ve paketleri müşterilere ulaştırmak. Kuryeler her gün şehrin bir ucundan öbür ucuna kadar bisikletlerle hizmet veriyor" dedi.
Projede çalışanların son zamanlarda kazançlarını karşılığını alamadığına değinen Zaki, yabancı kuruluşların desteğinin şirket gelirlerinin yüzde 40'ını oluşturduğunu belirterek, "Artık yabancı kuruluşlar bize olan desteği tamamen kesti. Dolayısıyla burada çalışanlar 6 aydır devletten aldıkları 6 USD'lik yardımla ayakta duruyor ama kimse pes etmedi. Bu şirketi ayakta tutabilmek için herkes çaba gösteriyor ancak yabancı yardım kuruluşlarının desteği şart. Yoksa ayakta kalamayız" şeklinde konuştu.
Afganistan'da gazi ve sakatların durumuna da değinen Zaki, "Çok vahim bir tablo var. Bize ne toplum, ne de devlet sahip çıkıyor. Sorumlular bizim sesimize arabanın çaldığı korna kadar bile değer vermiyor. Benim şahsen ömrümün geri kalan bölümünde de devletten her hangi bir ümidim yok ve kalmadı. Afganistan'da sadece insanlar değil, hayvanlar bile mayınlardan zarar gördü. Devlet silah, muhimmat ve mayın yerine iş imkanı üretsin. Sadece Kabil'de 2 bin kadar sakat vatandaşımız var. Bu insanlar dilenmek istemiyor, iş istiyor. Ben sadece 15 kişiye iş sağlayabiliyorum. Geri kalanı ise sefalete mahkum. Anayasamızda belirtilen 'devlet gazi ve sakatlara devlet dairelerinde yüzde 5 oranında istihdam sağlamalı' maddesine de maalesef uyulmuyor. İş başvurusuna giden sakat vatandaşlar hakaretlere uğrayarak kovuluyor. Bizim projemizi oluşturan kuruluş maalesef kendisi için daha kazançlı alanlara yöneldi" diyerek karşılaştığı zorlukları anlattı.
28 yıl önce Rus işgaline karşı yapılan savaşta yaralanan ve öldü zannedilerek alanda terk edilen Nasrullah Lağmani, yaşama sevincini ve ümidini hiçbir zaman kaybetmediğini belirterek, "Mücahitler tarafından ölmek üzereyken kurtarıldım. İran'da tedavi edildim, daha sonra Pakistan'da uzun yıllar mülteci olarak kaldım. Karzai'nin iktidara geçmesiyle de ülkeme geri döndüm. Birkaç ay önce burada işe başladım. İyi kötü bir şeyler kazanıyorum. Ama daha iyisi de olabilir. Devlete dünyanın dört bir yanından yardımlar geliyor, kasası iyi durumda. Ben bacaklarımı bu topraklar uğruna kaybettim. Burada insanca yaşamak benim hakkım. Liderler lüks mekanlarda yaşıyor, lüks arabalara biniyor ama ben buralara nasıl geldim demiyor" şeklinde yöneticilere sitem etti.
Taliban iktidarı döneminde subay olarak görev yaptığı sırada Paktiya Eyaleti'nde bir operasyonda mayına basarak ayağını kaybeden Muhammed Yusuf Ziyauddin, "En sadık ve güvenilir çalışanlar bizleriz aslında. İş göremez diye toplum bizi dışlıyor, iş vermekten kaçınıyor. Hikayemizi bile dinlemeden bizi yargılıyorlar" dedi.
Sakatlar adına gelen yardımların hiç birinin yerlerine ve kendilerine ulaştırılmadığını iddia eden Ziyauddin, "Binlerce dolar harcayarak dünya sakatlar günü kutlanıyor, kutlamalar yapılıyor bir yerlerde ama benim devletimden kazancım, yani bana yapılan yardım 6 USD. Bu bir çocuğun mama masrafını bile karşılayamıyor. Ben 8 çocuğun babasıyım" diyerek içinde bulunduğu durumu anlatmaya çalıştı.
Eski dönem Cumhurbaşkanı Nacibullah hükümetine değinen Yusuf Ziyauddin, "Bu dönemde sakatlar çok değer verilen kişilerdi. Maaşlarının yanı sıra gıda için kupon verilirdi ki bu bir ailenin tüm masrafını karşılıyordu. Halk gazi olmaya özenirdi" dedi.
(AG-NO-NO-D)