AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, PKK/Kongra-Gel'in herhangi bir şüphe olmaksızın bir terör örgütü olduğunu ve AB'nin terör örgütleri listesinde yer aldığını vurguladı. Lokmacı Kapısı'nın açılmasıyla Kıbrıs'ta tarihi bir fırsat yakalandığına işaret eden Barroso, "Bu yıl içinde karşımıza çıkan bu fırsatı kaçırmamamız gerektiğine inanıyorum. Bu fırsat bir daha karşımıza çıkmayabilir" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda bir konuşma yapan AB Komisyonu Başkanı Barroso, Türkiye'nin bütün enerjisini, uzun dönemdir beklenen reformlara harcadığını ve bu amacından sapmadığını görmek istediklerini söyledi. Şu anda ne büyük zorluğun, yakalanan ivmenin devam ettirilmesi olduğunu dile getiren Barroso, bugün Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la yaptığı görüşmede reformların halen öncelik olma özelliğini taşıdığını görmekten mutluluk duyduğunu ifade etti. AB Komisyonu'nun gelecekte kaydedilecek gelişmelere yönelik desteğini sürdürdüğünü anlatan Barroso, toplumun genelinin dahil edileceği bir reform sürecinin büyük önem taşıdığını belirtti. Barroso, AB üyesi ülkelerin siyasi realitelerine bakıldığında, gereksiz gecikmelerin bertaraf edilmesinin çok önemli olduğunu görüldüğünü dile getirdi.
"TERÖRLE MÜCADELESİNDE TÜRKİYE'NİN YANINDAYIZ" AB Komisyonu olarak Türkiye'deki terörist tehdidin farkında olduklarını söyleyen Barroso, yıllar içinde terörist saldırıların pek çok can kaybına, yaralanmaya, halk arasında mutsuzluğa, umutsuzluğa neden olduğunu söyledi. Barroso, "Bütün duygularımız ve düşüncelerimizle hayatını kaybedenlerin ailelerine ve terör kurbanlarına onları çok iyi anladığımızı söylemek istiyoruz. Teröre karşı mücadelesinde Türkiye ile yanyana duruyoruz. PKK/Kongra-Gel herhangi bir şüphe olmaksızın bir terör örgütüdür ve AB'nin terör örgütleri listesinde yer almaktadır. Bu konuda herhangi bir yanlış anlama yoktur. Bizler teröre karşı ortak mücadelemize devam etmeliyiz. Buna artan bir şekilde devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
Güneydoğu'daki problemlerin çözümünün kapsamlı bir strateji çerçevesinde gerçekleşmesi gerektiğini de dile getiren Barroso, bu çabaların sosyo ekonomik çabalarla desteklenmesi gerektiğini ve Kürt kökenli Türk vatandaşlarının kültürel ve siyasi haklarının da temin edilerek bunun desteklenebileceğini belirtti.
"İNANIYORUM Kİ TÜRKİYE BÜTÜN AĞIRLIĞINI KOYARAK ÇÖZÜME ULAŞILMASINI SAĞLAYACAKTIR" Kıbrıs konusunda da değerlendirmelerde de bulunan Barroso, Kıbrıs'ta tarihi bir fırsat yakalandığını vurguladı. Lefkoşe'deki duvarın, Avrupa'yı bölen son duvar olduğuna işaret eden Barroso, Kıbrıs meselesinin çözümünün Türkiye'ni katılımına da elle tutulur katkılar sağlayacağını vurguladı. Avrupa toprakları üzerinde 40 yıldır devam eden bu çatışmanın, Ada'nın bütünleşmesi ile beraber doğuracağı sonuçların ortak menfaatlere hizmet edeceğini kaydeden Barroso, böyle bir bölünmüşlüğün AB açısından kabul edilebilir olmadığını vurguladı. Barroso şunları kaydetti:
"Bu yeni fırsatın Kıbrıs'ta iyi neticeler vereceğini umuyorum. Türkiye'nin de çözüm çabalarını destekleyip kapsamlı bir şekilde çözüme ulaşma konusunda BM şemsiyesi altındaki çözümlere destek vereceğine inancım tamdır. Lokmacı Kapısı'nın açılması, bu anlamda çok olumlu bir adımdır. İnanıyorum ki Türkiye bütün ağırlığını koyarak, bütün vatandaşların haklarına saygı gösterilen bir çözüme ulaşılmasını sağlayacaktır. Bu yıl içinde karşımıza çıkan bu fırsatı kaçırmamamız gerektiğine inanıyorum. Bu fırsat bir daha karşımıza çıkmayabilir." Barroso, Türkiye'nin Ankara Anlaşması'ndan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini de belirterek, şu anda Türkiye'nin katılım sürecinin önündeki en temel engellerden bir tanesinin bu olduğunu ve bu problem nedeniyle açılan fasılların kapanamadığını, yeni fasıllar açılamadığını bildirdi.
"TÜRKİYE'NİN TARTIŞMALARDAN KORKMAMASI GEREKİR" AB'nin her zaman sonu gelmeyen bir genişleme süreci içinde olduğunu ve bu genişleme sürecinde ateşli tartışmalar yaşandığını anlatan Barroso, pek çok ülkenin adaylık sürecinde engellerle karşılaştığına işaret etti. Türkiye'nin de bir istisna olduğunu düşünmemek gerektiğini dile getiren Barroso şunları söyledi:
"AB dediğimiz yapı 27 üye ülkeden oluşmuş bir yapıdır. Her birinin kendi ulusal parlamentoları vardır. Pek çok kurumdan oluşmuştur. Bu sebeple lütfen Türkiye'nin katılım sürecine dair farklı sesler duyduğunuzda şaşırmayın. Şimdi dürüst olalım. Tartışmalar bu sürecin sonuna kadar devam edecektir. Hatta bu sürecin sonrasında da devam edecektir. Bu da demokratik tartışmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Türkiye'nin bundan korkmaması gerekir. Demokratik ve açık tartışmalara karşı dirençli olmalıyız ve içinde yer almalıyız. Türkiye ve AB katılım müzakere sürecinin içindedir. Türkiye'nin katılım müzakerelerinin başlatılması AB üyesi ülkelerin seçilmiş olan hükümetlerinin oybirliğiyle kararlaştırılmıştır. 2008'de durduğumuz noktayı 15 yıl önce durduğumuz noktayla karşılaştıracak olursak çok büyük bir adım atıldığını görüyoruz. Türkiye'nin her şeyin ötesinde reformlara odaklanması gerekmektedir ve müzakere sürecinde en iyi garantiyi bu yolla alacaktır." Bu projenin en büyük düşmanın önyargılar ve ihmaller olduğunu belirten Barroso, müzakere süreci başladığından bu yana üzerinde durulması gereken en önemli meselenin, bu mekanizmanın kendi içinde yürüyen bir özelliği bulunduğunu unutmamak olduğunu bildirdi. Barroso, "Üye ülkeler, her aşamada bir karar alacaklarsa bu kararı oy birliğiyle almaları gerekir. Türkiye reformları tam anlamıyla yerine getirdiği zaman bütün üye ülkelerin onaylaması ile beraber üyelik anlaşması yürürlüğe girecektir. Bu süreç içinde başka zor zamanlar da olacaktır. Ben Türkiye'nin ve AB'nin her zaman ortak menfaatlerine odaklanmış olarak kalacağına inanıyorum" şeklinde konuştu.
AB Komisyonu Başkanı Barroso, 25 dakika 50 saniye süren konuşmasını, 'Teşekkürler' diyerek bitirdi. AK Parti ve DTP milletvekillerinin alkışladığı Barosso'ya CHP ve MHP sıralarından alkış çıkmadı. Bu arada ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ve DSP Eskişehir Milletvekili Tayfun İçli, Barroso'nun konuşması sırasında Genel Kurul salonundan ayrıldı.
(ZÇ-OK-Y)