Haber Tarihi: 26 Kasım 2011 Cumartesi Saat 16:14
Anadolu Ajansı  [3151748]

AB İçin Açtı Ağzını Yumdu Gözünü...


Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış,Türkiye'nin AB sürecinde önünü tıkamaya çalışanları eleştirdi.

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Ortadoğu'da yaşanan "Arap Baharı"na değinerek, "Bir çiçekle bahar olmaz. Ama her bahar da çiçekle başlar. Şimdi baharı kışa çevirmeden bir çiçekle başlayan 'Arap Baharı'nı, yeni çiçek bahçeleriyle donatmanın vaktidir" dedi.

Sabancı Center'da düzenlenen "Chatham House İstanbul Yuvarlak Masa Toplantısı"nda konuşan Bağış, Ortadoğu'da sokağa çıkıp hayatlarını riske atan insanların, demokrasi, insan hakları, ifade özgürlüğü ve daha güzel eğitim istediğini belirtti.

Egemen Bağış, Türkiye'nin, Balkanlar'dan Ortadoğu'ya, Kafkaslar'a kadar uzanan bölgede yer alan ülkeler bakımından, siyasi ve ekonomik anlamda bir ilham kaynağı haline gelmesinde son yıllarda izlediği aktif dış politikanın önemli bir etkisi olduğunu vurguladı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, isyanlar başladığında, bölgedeki yönetimleri, sokaklardaki halkın sesine kulak vermeye çağıran dünyadaki ilk liderlerden biri olduğunu hatırlatan Bağış, "Günümüzde, Fas'tan Afganistan'a, Mısır'dan Filistin'e kadar uzanan bölgede Sayın Erdoğan'ın itibarı daha da artmıştır. Otoriter rejimleri devirmeye çalışan Araplar bugün için özgürlük ve değişim, yarın için demokrasi ve refah istiyor. Bir çiçekle bahar olmaz. Ama her bahar da çiçekle başlar. Şimdi baharı kışa çevirmeden bir çiçekle başlayan 'Arap Baharı'nı yeni çiçek bahçeleriyle donatmanın vaktidir" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Dersim olaylarına ilişkin sözlerine de değinen Bağış, şunları ifade etti:

"Sayın Başbakanımızın Dersim ile ilgili verdiği ders, herkes için çok öğretici olmuştur. Türkiye'nin artık kendi geçmişindeki prangalardan kurtulmaya başladığı bir dönemi yaşıyoruz. Cumhuriyet tarihinde, Atatürk'ten sonra ilk defa cemevine giden bir Cumhurbaşkanımız oldu. İlk defa Alevi vatandaşların sorunlarına eğilen ve bu konuda çalıştaylar yaptıran bir Başbakanımız oldu. Ders kitaplarına Alevilikle ilgili bilgilerin girmesini sağladı. Mahkumlar anneleriyle, analarının dilinde konuşabilmeye başladılar. Üniversitelerimizde farklı dillerle ve lehçelerle ilgili kürsüler kuruldu. Bunların hiçbiri bu ülkeyi zayıflatmadı, aksine daha da güçlendirdi. Çok şükür artık sorunları halının altına süpüren, sansürü benimseyen bir ülke olmaktan, iletişime ağırlık veren bir ülke haline geldik ve kendi gerçeklerimizle yüzleşiyoruz. Kendi gerçeklerimizi kabullenip bunları da dünyayla paylaşabilecek noktaya geldik." - İstanbul

5/10 (11 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12