'A.r.o.g. Dünya Çapında Bir İş'
'A.r.o.g.' Filminde Prenses Ceku'yu Canlandıran Özge Özberk, Sonuçtan Çok Memnun...
'A.R.O.G.' FİLMİNDE PRENSES CEKU'YU CANLANDIRAN ÖZGE ÖZBERK, SONUÇTAN ÇOK MEMNUN...
5 Aralık'ta vizyona girecek olan 'A.R.O.G.' filminde Prenses Ceku'yu canlandıran Özge Özberk, 'Ortaya dünya çapında bir iş çıktı' diyor. Özberk, bu projeyi ve hayatının iki büyük aşkını; oyunculuğu ve eşini Elele dergisine anlattı.
'A.R.O.G', 5 Aralık'ta vizyonda... Türk milleti olarak heyecanlı bir bekleyiş içindeyiz. Filmle ilgili yorumlarınızı alabilir miyiz önce?
- Olağanüstü bir film oldu. Herkes 'Vay be, biz de böyle bir şey yapabiliyormuşuz' diyecek. Görsel olarak kesinlikle 10 numara bir iş çıktı ortaya. Cem (Yılmaz) ve senaryosu ile ilgili nasıl kaygımız yoksa, kostümler ve görsellik anlamında da hiçbir kaygımız yok. Dünya çapında bir iş oldu.
Uzaydaki macera bu kez İlk Çağ'da devam ediyor. İlk Çağ'da bizi neler bekliyor?
- Logar bizi ziyarete geldiği sırada aslında iyi niyetle gelmediğini görüyoruz. Arif'i İlk Çağ'a yolluyor. Filmin dörtte üçü İlk Çağ'da geçiyor. Ozan Güven bu kez bambaşka bir karakteri canlandırıyor. Özkan Uğur da öyle... Zafer Algöz de çok başarılı, gerçekten müthiş bir karakter çıkardı ortaya.
Herkes İlk Çağ'da, peki Prenses Ceku nerede ve ne yapıyor?
- Sürekli internet başında, ilk çağa merak sarmış şekilde görüyoruz onu, araştırmalar yapıyor. Bakalım Arif'i günümüze döndürebilecek mi? Ben zaten filmin başında ve finalinde varım. Filmle ilgili çok anlatmak istediğim şey var ama daha fazla ipucu veremeyeceğim.
O halde, sizin oyunculuktaki ilk çağlarınıza dönelim. İlk kez ne zaman 'Ben oyuncu olacağım' dediğinizi hatırlıyor musunuz?
- Ben bunu çok geç söyledim, çünkü çok çekingen bir çocuktum. Kendimi rahat hissettiğim çevrede çok rahattım ama yan sınıfa bir şey sormaya girdiğimde elim ayağım titrerdi. Misafirliğe gittiğimizde 'Hadi kalkalım' diye tuttururdum. Otobüste 'İnecek var' deyip düğmeye basamazdım, biri inerse onunla beraber inerdim. Çok vahimdi durumum yani... Dolayısıyla, oyuncu olma kararını biraz geç verdim.
Nasıl üstesinden geldiniz peki bu çekingenliğin?
- Bu durum lise sona kadar böyle devam etti. Lise bittikten sonra bir ajansa kaydoldum ve Kemal Sunal'ın 'Şaban Askerde' dizisinde üç bölüm oynadım. O zaman bile dememiştim 'Oyuncu olacağım' diye. 1994 yılında ise BKM kuruldu. İşte o ekibe katıldıktan sonra oyuncu olmaya karar verdim. Her şeyin çok yeni olması, korkmama fırsat vermedi ve daha çok merak uyandırdı. 'Otogargara', 'Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü', 'Bana Bir Şeyhler Oluyor' oyunlarında rol aldım. 10 sene BKM'de oynadım.
BKM'de tam 10 sene! Ciddi bir okul olmalı sizin için orası...
- 10 senem aslında tamamen gözlemle geçti. Demet Akbağ gibi olağanüstü bir oyuncuyu gözlemledim. 'Çemberimde Gül Oya' dizisi ise 'Ben oyuncu oldum' dediğim zamandı. Tiyatroda öğrendiklerimi, gözlemlediklerimi, cebime koyduklarımı ortaya çıkardım. Harika bir Yurdanur rolüyle karşılaşınca, ben de coştum. Benim için asıl dönüm noktası bu dizidir.
'Çemberimde Gül Oya'dan sonra yine bir Çağan Irmak dizisinde izliyoruz sizi. Bir yapımda Çağan Irmak varsa, ben de varım mı diyorsunuz?
- Çağan, benim için gerçekten çok özel bir yerde. Sanırım, hayatımın dönüm noktasında önemli bir başlık teşkil ettiği için... İşin içinde Çağan'ın olması, o işin zaten belli bir kaliteye sahip olduğunu gösteriyor. Otomatik olarak, çalıştığı oyuncuların da kalitesini beraberinde getiriyor ve hayır denemez bir duruma geliyor. Evet, bir projeyi kabul etmem için Çağan'ın ismi olması yeterli.
Evlilik nasıl gidiyor?
- Görüşebilsek, çok güzel gidecek. Ama ben çok yoğunum.
Eşiniz maden işletmeciliği yapıyor. Çok farklı iki meslek dalından olmanız, evliliğinizi nasıl etkiliyor?
- Aslına bakarsanız çok daha keyfli. Benim çok anlamadığım konular olan mali konulara Hayim çok hakim, bana alternatifli çözümler getirebiliyor. Tabii ki senaryo seçimi konusunda ona danışamıyorum, ama aynı meslekten olsak hiç görüşemeyeceğiz... En azından birilerinin evde olması gerekiyor! Sonuçta evimin erkeği evde, bunu biliyorum.
Nasıl tanışmıştınız siz?
- Bizim Hayim ile ortak noktamız müzik. Kulüpleri çok seviyoruz. Önemli bir DJ'in geldiği bir partide tanıştık. Başlarda arkadaştık ama ben çok aşık olmuştum.
İlk görüşte aşk mıydı?
- Evet, neredeyse!
Eşiniz Musevi... Tuğçe Kazaz'ın eşinin Hristiyan olması ve yaşananlar çok ses getirmişti. Sizin ilişkinizde din farklılığı bir sorun yarattı mı?
- Hayır, hiç sorun olmadı. Asıl önemlisi dürüst ve iyi insan olmak bence... Benim ailem Hayim'i çok seviyor, belki benden çok onu arıyorlar. Ben de onun ailesini çok seviyorum.
Ne zaman çocuk sahibi olmayı düşünüyorsunuz?
- Anneliğin işle beraber çok fazla yürüyeceğine inanmıyorum ben. Ben bu dizi için çocuğu erteledim. Tabii dizinin İstanbul dışında çekilmesinin de etkisi var. Ama tez zamanda bir çocuk istiyorum.
Evlilik kararını almak sizin için zor oldu mu?
- Sürpriz oldu. Hiç aklımda olan bir şey değildi. Amerika'ya gitmiştik ve yorucu bir günün ardından ben 'Eve gidelim' diye tutturdum ama Hayim 'Central Park'ta dolaşalım' diye ısrar etti. 'Ne işimiz var, çok yorgunum' dedim ama beni bir şekilde razı etti ve faytona bindik. Ben karanlıkta etrafımı görmeye çalışırken, kafamı Hayim'e bir çevirdim, elinde yüzükle duruyordu. Çok romantikti. Bir sene sonra evlendik, toplam dört senedir birlikteyiz!











