Anadolu Ajansı [3127159]
7. Rekabet Kongresi
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, rekabetçi kur tartışmasını aşıp bir an önce temel sorunlara eğilmek gerektiğini belirtti.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, rekabetçi kur tartışmasını aşıp bir an önce temel sorunlara eğilmek gerektiğini belirterek, 'Bu da rekabet gücü için öncelikle sanayileşmeyi ve küresel değer zincirinde daha yüksek seviyeleri hedefleyen mikro reformlara olan ihtiyacımızı ortaya koyuyor." dedi.
Boyner, Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) ile TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu (REF) tarafından düzenlenen 7. Rekabet Kongresi'nin açılışındaki konuşmasında, özellikle, gelişmiş ekonomiler kapsamındaki ekonomik sorunların, dünya genelinde 2011 yılını kayıp bir yıl haline getirdiğini kayderek, "IMF Başkanı Christine Lagarde'ın son günlerde ifade ettiği gibi, cesur ve ortak çabalarla müdahale sağlanmazsa, gelecek 10 yılı da kayıp yıllar arasına eklenmesi riskine neden olmaktalar" diye konuştu.
Dünya ekonomisinin yeterince büyüyemediği ve bu daralmanın yükünün, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu gelişmekte olan piyasa ekonomilerine kaydığı bir yapıda, ikinci grup ülkeler arasında rekabetin, özellikle gelişmiş ekonomiler pazarının daralması nedeniyle, giderek yoğunlaşmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Boyner, 2008-2009 küresel finansal krizinin ardından birçok ülkenin bir tür kur ve ticaret savaşı başlatmasının, ekonomiler arası rekabette artan bu yoğunlaşmanın belirgin bir işareti olduğunu söyledi.
Boyner, gerek ihracat pazarlarındaki daralmanın, gerekse kriz sonrası artan küresel likiditenin etkisiyle, krizden çıkış sürecinde hızla artan cari açık sorununun, Türkiye'de de rekabet gücünün makro politikalar, özellikle döviz kurları yoluyla desteklenmesi yönünde görüşler oluşturduğunu anlattı. Boyner, şöyle devam etti:
"Ancak, hepimizin bildiği üzere, Türkiye, 21 Şubat 2001 tarihinden beri Türk Lirası'nı dalgalanmaya bırakmış durumda. Bu nedenle, dalgalı kur rejiminden vazgeçmeden doğrudan müdahalelerle, rekabetçi bir ekonomi için döviz kurlarını yönetmek imkansız. Daha dolaylı bir yolu tercih edip, diğer makroekonomik politika araçları, özellikle para politikası araçları yoluyla, kur seviyeleri üzerinde kontrol kurmaya çalıştığımızda ise karşımıza ekonomi kuramında açıkça ifadesini bulan sorunlar çıkmakta.
Türkçe'ye 'imkansız üçleme' olarak çevrilen, impossible trinity hipotezine göre, eğer bir ülkede sermaye hareketleri serbest ise ve faiz oranlarının kontrol edilebildiği aktif/bağımsız para politikası izleniyorsa, o ülkede döviz kurlarının seviyesine ilişkin bir politika yürütmek imkansızdır. Bu imkansızlığı hem döviz kurlarının seviyesini belirlemeye yönelik politikalar izlemek hem de dolayısıyla döviz kuru seviyesine dayalı politikalar geliştirmek çerçevesinde algılamak gerekmektedir.
Döviz kurunu kontrol etmenin mümkün olduğunun varsayılması halinde dahi, tüm dünyada, özellikle Türkiye ekonomisi için en önemli dış pazar niteliğine sahip AB ülkelerinde ekonomik toparlanma kalıcı bir yapıya kavuşmadan, Türk Lirası'nın nominal kur hareketleriyle, dış talebe destek olması çok olası gözükmemektedir. Bu durum, içinde bulunduğumuz yeni dönemde, sadece kriz dönemleriyle kısıtlı olarak da görülmemelidir. Özellikle son 10 yılda, dünya işbölümündeki değişim, dünya üretiminin büyük bir bölümünü, işgücü faktörü açısından bolluk içinde olan sanayileşme yolundaki ülkelerin oluşturduğu küresel bir üretim ağına kaydırmış durumdadır. Sanayileşmiş ülkeler ise, bu üretim ağına sermaye, teknoloji ve bilgi sağlarken diğer yandan Ağın yönetimini sağlamaktadırlar."
Nüfusları giderek yaşlanan, işgücü ve sosyal devlet maliyetleri artan sanayileşmiş ülkelerin üreticileri için bunun oldukça yerinde bir işbölümü olarak gözüktüğünü dile getiren Boyner, sanayileşme yolundaki ülkeler için de bu seçeneğin uygun gözüktüğünü ifade etti.
Boyner, "Çünkü ekonomiye dahil edilememiş işgücü orduları bırakın ekonomiyi toplumu tehdit ediyor ve ülkeler küresel ekonomiyle bütünleşme ihtiyacı içindeler. Böylesi bir yapıda, ister küresel üretim ağının bir üretim noktası olmayı tercih edelim ister daha yüksek bir hedef koyarak bu ağı yönetenler arasına katılmayı planlayalım, makroekonomik politika araçlarıyla bunu başarmamız oldukça zor gözükmekte. Rekabetçi kur tartışmasını aşıp bir an önce temel sorunlara eğilmemiz gerekiyor. Bu da rekabet gücü için öncelikle sanayileşmeyi ve küresel değer zincirinde daha yüksek seviyeleri hedefleyen mikro reformlara olan ihtiyacımızı ortaya koyuyor" diye konuştu.
-"İnovasyonda yetkinleşilmesi, rekabet gücü artışıyla beraber ekonomik büyümeye de katkıda bulunacak"-
Boyner, TÜSİAD olarak bugüne kadar birçok defa dile getirdikleri ve en son Orta Vadeli Program'da yansımaları görülen söz konusu reform alanlarının başlıcalarını, "mali disiplinin sürekliliği", "yatırım ortamının iyileştirilmesi", "vergi mevzuatının gözden geçirilmesi", "kayıt dışı ile mücadele", "girişimciliğin ve KOBİ'lerin desteklenmesi", "enerji piyasasının liberalizasyonu" ve "işgücü piyasasında esneklik ve güvenlik" olarak sıraladı.
Bu tür, temel rekabet gücünü iyileştirici tedbirler dışında, dünya pazarlarındaki rekabet üstünlüğü yarışında, bilim, teknoloji ve teknolojik inovasyondaki üstünlüğün belirleyiciliğini koruduğuna işaret eden Boyner, "Bu nedenle, bilim ve teknolojiyi ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürmek için inovasyon yetkinliğimizin gelişmesini öncelikli bir konu olarak görüyoruz. İnovasyonda yetkinleşilmesi, rekabet gücü artışıyla beraber ekonomik büyümeye de katkıda bulunacaktır" diye konuştu.
Boyner, Türkiye'nin toplam ihracat içerisindeki orta ve ileri teknolojili ürünlerin payını artırması gerektiğini vurgulayarak, 2011-2014 yılları için hazırlanan Sanayi Stratejisi Belgesi'nin ana hedefinin, "orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olmak" şeklinde belirlendiğini hatırlattı.
ARGE'ye ayrılan kaynakların artışı bakımından Türkiye'de son yıllarda olumlu gelişmeler yaşandığını ancak ARGE'nin ticari getirisi bakımından hala gelişmiş ülkeler arasında arzu edilen seviyede bulunulmadığını belirten Boyner, "Dünya Ekonomik Forumu'nun hazırladığı Küresel Rekabet Raporu'ndaki verilere göre Türkiye pazar büyüklüğü açısından 142 ülke içerisinde 17. sırada yer alırken, rekabetçilik açısından 59. sırada yer almıştır. İnovasyon açısından rekabetçiliğe bakıldığında ise ancak 69. sırada kendine yer bulabilmiştir. Bu saydığım sıralamalar, ülkemiz ekonomisinin büyüklüğü ve inovasyon kapasitesi arasında maalesef bir uyumsuzluk olduğunu gösteriyor" dedi.
Boyner, küresel pazarda rekabet edebilecek ürünleri geliştirebilmek için gereken teknoloji ve inovasyon faaliyetlerinin, firmaların tek başına, kendi imkanlarıyla yönetebilecekleri bir seviyenin ötesine geçtiğini kaydederek, gerek uluslararası platformda gerekse yurt içindeki bilgi ve risk paylaşımını mümkün kılacak ortaklıklar üzerine yoğunlaşmak ve "açık inovasyon" kavramını daha etkili bir şekilde kullanmak gerektiğini söyledi.
Türkiye'de teknoloji ve inovasyon ortamının geliştirilmesi yolunda, rekabet öncesi işbirliklerinin artırılması, teknoloji geliştirme bölgelerinin akademiyle ve firmalar arasında işbirliğini etkinleştirmesi, ARGE teşvik mekanizmalarının daha verimli nasıl kullanılabileceği gibi konuların geniş katılımlı ortamda değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Boyner, Ar-Ge yatırım oranını hızla artırırken, teknik altyapıdan hukuki altyapıya kadar geniş bir alanda kamu özel sektör işbirliği çerçevesinde yenilikçi adımlar atmak gerektiğini belirtti.
- İstanbul
| 5/10 (11 kişi) |
-
Video
Kayseri'de Canlı Bomba Dehşeti
Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde patlama meydana geldi. 1 polis memuru şehit oldu, 3 PKK'lı...
-
Video
Transparan Beren Nefes Kesti!
2012'ye birliktelikleri ile damgasını vuran Kenan Doğulu-Beren Saat çiftinin aşkları tüm hızıyla...
-
"Bu İncil Hristiyanlığı Çökertir"
Türk ordusunun elinde bulunduğu iddia edilen Barnabas İncil'iyle ilgili çarpıcı gelişme!
-
Video
Kayseri'deki Patlamadan Şok Görüntüler
Kayseri'de Emniyet Müdürlüğü'ne bombalı saldırı düzenlendi. 1 polis şehit. Çok sayıda yaralı var....
-
Boşanmak İsteyen Eşe Mezarlıkta Tecavüz!
Boşanmak istediği eşi için "Beni mezarlığa götürüp dövdü ve orada tecavüz etti!" diyen kadından...
-
Video
Orhan Gencebay Hastaneye Kaldırıldı
Yengesinin cenazesine katılan Orhan Gencebay dönüş yolunda fenalaştı. İşte son durumu...








