7. Boğaziçi Konferansı Başladı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İngiltere'nin AB İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Lidington, Türkiye'nin Tam Üyelik Dışındaki Bir Hedefe 'Evet' Demek Zorunda Kalmayacağını Söyledi

İngiltere'nin AB işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Lidington, reformlara kararlılıkla devam etmenin, Türkiye'nin AB hedefini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesini sağlayacağını ve Türkiye'nin tam üyelik dışındaki bir hedefe 'evet' demek zorunda kalmayacağını söyledi. Lidington, '7. Boğaziçi Konferansı'nın gala yemeğinde yaptığı konuşmada, İngiltere Başbakanı David Cameron'un bu yaz Türkiye'yi ziyaret ettiği zaman, Londra'da İngiltere'nin Türkiye'nin AB üyeliğini nasıl desteklediğini çok güçlü ifadelerle söylediğini belirtti.

Cameron'un aynı zamanda Türkiye'den beklentilerini de net bir şekilde dile getirdiğini ifade eden Lidington, bunların, AB üyeliğinde reformlara devam etme, özellikle insan hakları konusunda reformları sürdürme, Kıbrıs'ta çözümü destekleme, bölgesel ve uluslararası sorunların çözümünde işbirliğine gitme gibi beklentiler olduğunu kaydetti. Bazı kişilerden, 'AB'nin cazip olmadığı, bu desteğin yüzde 30'lara düştüğü, hatta Türkiye'nin AB üyeliğinden vazgeçmesi halinde daha kazançlı çıkacağı' gibi argümanlar duyduklarını bildiren Lidington, bu kişilerin ekonomik, kültürel, sosyal bazı argümanlarla da bu iddialarını desteklemeye çalıştıklarını söyledi.

- 'TÜRKİYE EKONOMİK AÇIDAN MUAZZAM BİR PERFORMANS GÖSTERİYOR'-

'Ben Türkiye'nin tam üyeliğinin, Türkiye vatandaşlarına ve aynı zamanda AB'nin mevcut 27 ülkesine de aynı ölçüde faydalı olacağına inanıyorum' diyen Lidington, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Türklerin büyük bir bölümünün AB'ye eskisi kadar ihtiyaç duymadıklarını düşünmelerini anlıyorum. Şu anda dünya ekonomisi, son 10 yıllardaki en büyük yavaşlama dönemlerinden birini yaşıyor. Toparlanma dönemi AB'de çok kırılgan. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Türkiye, AB'nin aksine ekonomik açıdan muazzam bir performans gösteriyor. Avrupa'da şu anda en hızlı büyüyen pazar olmaya devam ediyor. Türkiye, büyük ihtimalle ekonomik büyüme açısından 2017 yılına gelindiğinde ikinci sırada yer alacak ve Avrupa'nın da büyümekte olan ekonomik gücü olacak. Aslında AB'nin parlayan yıldızı olacak Türkiye ekonomik büyüme açısından. Ancak, AB inanılmaz önemli ve güçlü tek pazar olmaya devam edecek. Türkiye G-20'nin bir üyesi, ama AB'ye üye olan 5 ülke de var G-20'ye üye olan. 2009 yılında Türkiye'nin ticari alışverişinin önemli bir bölümü AB ile gelişti. Türkiye'nin yabancı doğrudan yatırımlarının üçte ikisi AB'den geliyor. Türkiye'nin doğusu ve güneyindeki pazarlar da son derece cazip. Türkiye buralarla da ilişkilerini geliştirmeli. Açıkçası AB olarak biz bunu memnuniyetle destekliyoruz ve Türkiye'nin bu potansiyeliyle ilgili endişe duymuyoruz. Tam tersine bu potansiyelini geliştirmesini hararetle destekliyoruz. Bu pazarlar, AB'nin Türkiye ticaretinin temel destinasyonu olması konumunu sarsmayacak. Biz Türkiye'nin hem AB ile bağlantılarını sürdürmesini hem de diğer pazarlara açılmasını istiyoruz.'

- 'TÜRKİYE, AB'NİN KARAR ALMA SÜREÇLERİNDE DE YER ALIRSA...'-

Dışişleri Bakan Yardımcısı David Lidington, Türkiye, AB'nin karar alma süreçlerinde de yer alırsa, bunun Türkiye'deki iş ortamını ancak geliştirmeye yarayabileceğini söyledi.

Türkiye'nin, uluslararası açıdan giderek artan bir rol oynadığını, Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkaslar'da ve diğer bölgelerde Türkiye'nin nüfusunun katma değer yarattığını belirten Lidington, Türkiye'nin, halkının büyük bir çoğunluğu Müslüman olan tek NATO üyesi olduğunu ve Afganistan'da önemli bir ortaklık gösterdiğini ifade etti.

Lidington, Türkiye'nin enerji merkezi olarak da rolünün giderek arttığını, bunun AB'nin tamamı açısından da son derece önemli olduğunu kaydetti. Türkiye'nin sağlam AB temellerine bağlanmasının aynı zamanda Türkiye'nin uluslararası ilişkilerdeki rolünü artıracağını bildiren Lidington, şöyle konuştu:

'Hem AB'nin hem de Türkiye'nin bir çözüme ihtiyacı var. Hem Kıbrıs Rumlarının hem de Kıbrıslı Türklerin devlet adamlığı ve cesaret meziyetlerini göstererek bir çözüm bulmasını istiyoruz. Statüko kimse için cazip değil, bu statüko herkese kaybettirecek. Eğer bir çözüm bulunursa hem ekonomik hem siyasi hem de güvenlik açısından, sadece Kıbrıslıların tamamı değil, hem Türkiye hem Yunanistan hem de AB'nin geri kalanı hatta Doğu Akdeniz ülkelerinin tamamı, bu çözümden muazzam fayda görecekler. Birleşik Krallık hükümeti de bu çözümü destekliyor.'

İngiltere'de 'Binbir İcat Sergisi'nin açıldığını hatırlatan Lidington, bu serginin Avrupa'da Müslüman geleneğin bin yıl öncesine kadar dayandığını, Avrupa'nın yaratıcılık ve yenilikçilik kültürünü derinden etkilediğini ispatladığını belirtti.

- 'GÖZÜNÜZÜ BÜYÜK GANİMETTEN AYIRMAYINIZ'-

'AB, Türkiye'nin üyeliği konusundaki kararını net bir şekilde vererek, kendini bir kez daha tanımlayacak' diyen Lidington, şöyle devam etti:

'Biz kapsayan, dinamik ve dışarıya kapıları açık bir AB mi olacağız, yoksa kendimizi durağanlığa mahkum eden, içine kapanık bir kuruma mı dönüşeceğiz? Rekabetin arttığı, küreselleşen bir dünyada AB, gerçekten olduğunu iddia ettiğimiz kurum ise bence bu sorunun cevabı son derece net. Bence Türk halkı açısından bu üyeliğin kültürel faydaları da gayet net. Türkiye'nin katılımı sayesinde Türk halkı da tüketici hakları, insan hakları, ifade özgürlüğü, çevre koruması gibi unsurların AB'nin bütün vatandaşlarına garanti edildiği gibi onlara da garanti edildiğini görecekler. Ben Türkiye'nin bu alanda da ilerleme kaydedeceğine inanıyorum, AB üyeliği hedefi olmasa da bu ilerleme devam edecek Türkiye'de. Ancak AB üyeliği, bu değerleri Türkiye'nin ulusal hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirmek için en güzel yöntem. Katılım kolay bir süreç değil, Birleşik Krallık da bu sürecin çok zor olduğunu herkesten iyi bilir. Bu yolculuğun Türkiye için önemli bir yolculuk olduğunu ve bu yolculuktaki sıkıntılara değeceğini düşünüyorum. Siyaset, ekonomi, enerji güvenliği, kültürel değerlere baktığımız zaman Türkiye'nin AB'nin bir parçası haline gelmesi gerektiğini bir kez daha görüyoruz. Reformlara kararlılıkla devam etmek, Türkiye'nin AB hedefini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesini sağlayacaktır ve Türkiye tam üyelik dışındaki bir hedefe 'evet' demek zorunda kalmayacaktır. Türk dostlarımıza diyorum ki gözünüzü büyük ganimetten ayırmayınız, kararlılığınızdan feragat etmeyiniz ve sizin tam üyelik hedefine hiç kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyiniz, Birleşik Krallık'ın desteğine her zaman güvenebilirsiniz.'

- ESKİ POLONYA CUMHURBAŞKANI WALESA-

Eski Polonya Cumhurbaşkanı Lech Walesa da Türkiye'de belirli değerler muhafaza edildiği için bugün Avrupa'nın Türkiye'ye muhtaç olduğunu belirtti.

Türkiye'nin değerlerinin belki Avrupa'nın değerlerinden farklı değerler olduğunu, ancak bunların önem taşıdığını, Avrupa'nın ise değerlerini kaybettiğini ifade eden Walesa, 'Biz şu anda yeni Avrupa'yı yaşatırken aslında böyle değerlere sahip olan ülkelere ihtiyacımız var. O zaman bütün bu değerleri ele alarak, bir Avrupa değerlerine ulaşabiliriz' dedi.

Gala yemeğine, AB Genel Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır, Avrupa Parlamentosu Milletvekili Emine Bozkurt, büyükelçiler, konsoloslar, bazı üniversitelerin rektörleri, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile iş dünyasından davetliler katıldı.

(ÇİĞ-TUR-BER) - İSTANBUL

Kaynak: AA