Haber Tarihi: 24 Kasım 2010 Çarşamba Saat 13:53
Anadolu Ajansı  [2377655]

'25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Ulusalararası Mücadele Günü'


Adana Kadın Danışma Merkezi ve Sığınmaevi Koruma Derneği (akdam) Başkanı Münire Dağ, 'Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet Üzerine Yapılan En Kapsamlı Araştırma, Her Üç Kadından Birinin Fiziksel Şiddet Gördüğünü Ortaya Koyuyor' Dedi

Adana Kadın Danışma Merkezi ve Sığınmaevi Koruma Derneği (AKDAM) Başkanı Münire Dağ, 'Türkiye'de kadına yönelik şiddet üzerine yapılan en kapsamlı araştırma, her üç kadından birinin fiziksel şiddet gördüğünü ortaya koyuyor' dedi.

Dağ, yazılı açıklamasında, dünyanın her yerinde kadınların taciz ve tecavüze uğradığını, gerek aile içinde gerekse dışında dayak yediklerini, hakarete uğradıklarını, öldürüldüklerini ya da zorla ticaret aracı haline getirildiğini belirtti.

Tüm bu şiddet türlerinden Türkiye'deki kadınların da etkilendiğini ifade eden Dağ, şunları kaydetti:

'Türkiye'de kadına yönelik şiddet üzerine yapılan en kapsamlı araştırma, her üç kadından birinin fiziksel şiddet gördüğünü ortaya koyuyor. Tüm bunlar karşısında kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırmakla sorumlu olan devlet ve ona bağlı kurumlar, yargı organları erkek egemen zihniyetle değerlendirmelerde bulunarak, faillere ceza yerine ödül verebiliyor. Kadın cinayetlerinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak düzenleme ve uygulamalar halen hayata geçirilmiyor. Üstü örtülmek istenen veya meşru görülen her türlü şiddet, taciz, tecavüz, namus cinayeti ve benzeri olaylar kadına yönelecek yeni şiddet olaylarının kışkırtıcısı oluyor ve yine kadınları vuruyor. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu'nda yer alan 'haksız tahrik' düzenlemesinin, erkek egemen zihniyetle yorumlanarak, kadın cinayetlerinde ve kadına yönelik şiddet olaylarında uygulanması engellenmelidir. Medya bu olayları haber yaparken genellikle saldırıya uğrayan kadının yanında yer almıyor. Bilerek ya da bilmeden olayı duyururken tersine bir yaklaşımla kadını yaralayıcı, utandırıcı, teşhir edici ve hatta bazen suçlayıcı bir tavrın içine girebiliyor. Böylece saldırının sürekliliğini sağlıyor. Bu tutum kamuoyunun yanlış bilgilenmesine ve saldırganlığın teşvikine yol açabiliyor.'

Kadınların bedeni, emeği ve kimliği üzerindeki saldırılar sürdükçe, seslerini her geçen gün daha da yükselteceklerinin altını çizen Dağ, dayağa, tacize, tecavüze, küçük yaşta evlendirilmeye, bekaret kontrolüne, namus cinayetine ve her türlü kötü muameleye boyun eğmeyeceklerini kaydetti.

Dağ, kadın erkek eşitliğinin fiili olarak hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek, taleplerini şöyle sıraladı:

'Kadınlara yönelik her tür şiddet, baskı ve ayrımcılığın önüne geçmek ve kadınların yaşam haklarını garanti altına almak üzere gerekli tüm adımlar atılmalı. Kadın örgütleriyle birlikte kadın cinayetlerinin sona ermesi için acil bir eylem planı hazırlanarak uygulamaya geçirilmeli. Şiddet gören, ölümle tehdit edilen kadınlar karakol, adliye, jandarma kapılarından 'aile meselesi' denerek geri gönderilmesin, tüm yasal haklarını kullanmalarının sağlanması yanında özel önlemler alınarak koruma altına alınmalı. 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun çerçevesinde 2006/17 sayılı Kadın ve Çocukları şiddetten korumak için çıkartılan Başbakanlık genelgesi uygulamaya konulmalı. 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun 14. maddesinde, 'Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50 bini geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar' hükmünün hayata geçirilerek sığınma evlerinin sayısının 70'den ivedilikle 3 bin 800'e, kısa sürede her 7 bin 500 kişilik nüfusa bir sığınma evi düşecek sayıya getirilmelidir.'

(ANI-YLZ) - Adana

7/10 (5 kişi)
  • Reklam
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12