21. Yüzyıl Dünya Çocuk Eğitimi Zirvesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, "Şu ana kadar ekonomik ve sosyal destekle 40 bin çocuğumuzu kendi ailelerinin yanına gönderdik" dedi.

21. Yüzyıl Dünya Çocuk Eğitimi Zirvesi

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, "Şu ana kadar ekonomik ve sosyal destekle 40 bin çocuğumuzu kendi ailelerinin yanına gönderdik" dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Eğitim Politikaları ve Araştırmaları Derneği'nin işbirliği ile 21.Yüzyıl Dünya Çocuk Eğitimi Zirvesi düzenlendi. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda düzenlenen zirvenin açılışına Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Metin Doğan ve Eğitim Politikaları ve Araştırmaları Derneği Başkanı Mürşid Ekmel Aybek katıldı.

Zirvede bir konuşma yapan Bakan Şahin, çok önemli bir konu başlığı altında bir araya gelindiğini belirterek, "Çok önemli bir alan. Geçmişi iyi tarayarak, geleceğe iyi istikamet çizmemiz gereken bir alan. Çünkü çocuk her şeyimiz, geçmişimiz, geleceğimiz. Çocuk nedir diye baktığımız zaman nasıl bir dünya istiyoruz? Nasıl bir ülke, nasıl bir insanlık istiyoruz? sorusunun cevabı aslında nasıl bir çocuk politikanız var, bugün çocuklarınız için neler yapıyoruz? Bunların hepsinin cevabı işte bu zirveden çıkacak sonuçların eylem planlaması ve politika oluşturulmasıyla direkt alakalı oluğunu düşünüyorum. Bakanlık olarak bu çalışmanın içerisinde güçlü bir şekilde yer almayı ve sonuçlarını birebir takip etmeyi çok önemsiyoruz. Çünkü masumiyet olan, sevgi olan, gelecek olan geçmişi olan çocuklarımız en büyük yatırımımız. Dolayısıyla ülkenin kalkınmasının en büyük gücü, bir ülkede eğer kalkınmayla ilgili revizyonunuz varsa orada siz nasıl çocuklarınıza değer veriyorsunuz, nasıl eğitiyorsunuz sorusunun cevabını çok iyi görmek anlamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Bugün insanlık tarihi kadar eski bir konunun konuşulduğunu kaydeden Şahin, "Her kıtanın kendine ait farklılıklarını görüyorsunuz. Her ailenin kendine ait farklılıklarını görüyoruz. Tarım devriminden Orta çağda yaşananlar, çocuğu yok sayan bir zihniyetti. Aslında teknoloji arttıkça çok büyük bir külfetle karşılaşıyoruz" değerlendirmesini yaptı.

Emanet edilen çocukları hayata bağlamayı, aile temelli çocuk politikalarını çok önemsediklerini ifade eden Şahin, "Şu ana kadar ekonomik ve sosyal destekle 40 bin çocuğumuzu kendi ailelerinin yanına gönderdik. Koruyucu aileyi önemli bir kampanyaya dönüştürdük. Bütün Türkiye'de bunun karşılığını aldık ve şuanda 3 bin çocuğumuzun koruyucu aileye kavuşmalarını sağladık. Bir taraftan anne babalar çocuk hasreti çekiyordu, bir taraftan çocuklar daha sıcak yuvada yaşamak istiyordu. İkisini birbiriyle birleştirdik" şeklinde konuştu.

Milli Eğitim Bakanlığının en büyük güçleri, ortakları olduğuna da değinen Şahin, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya teşekkür ederek, baştan doğru işler yapmanın önemli olduğunu söyledi. Çocuğa dair hukuki düzenlemeler de bütün modern ve çağdaş dünyanın yapmış olduğu düzenlemeleri yapmış olarak huzurlara çıktığını belirten Şahin şöyle devam etti:

"Eksilerimizi artıya çevirmek, hatalarımızı düzeltmek zorundayız. Baştan yapmak durumundayız ki sonuçla uğraşmayalım. Bu zirveyi çok önemsiyorum. Teoriyle pratiği birleştirmeliyiz, üniversitelerle hayatı birleştirmeliyiz. Bugün buradan çıkan sonuç bizi Erdemli bireylere götürmeli."

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, uzun bir süredir Türkiye'de belli alanlarda belli başarıları olan çocuklar için üstün zekalı tabiri kullanıldığını söyleyerek şöyle konuştu:

"Belli başarıları olan çocuklar için kullanılan 'üstün zekalı' tabirini yanlış buluyorum. Bu çocuklar arası bir hiyerarşi ima ediyor. Bu etiket öncelikle bu etiketi yapıştırdığımız çocuklarımız yaralıyor. Çocuklarımız bu etiketi taşımakta çok zorlanıyor. Çünkü her yaptıkları işte onlara sen üstün zekalısın diye sansürler uygulanıyor ve giderek o çocuklarda bir davranış tutumu haline geliyor. O etiketi yapıştırdığınız aileleri yaralıyor. Aileler çocuklarını nasıl yetiştireceklerini ve onların arkadaşları ile nasıl ilişkileri düzenleyeceklerini bilemiyorlar. İstanbul'da geçtiğimiz günlerde özel yetenekli çocuklar için bir program vardı. Bazı veliler protesto gösterileri yaptı. Orada taşınan döviz ve pankartlar vardı. Bunların bazılarında dehalar burada Milli Eğitim Bakanlığı nerede gibi. Bunlar çocuklarımızı nasıl yaraladığımızın somut örneği. Bu tabir yerine özel yetenekli çocuklar tabirini her çocuğun özel bir yeteneği var onun için üstün zekalı falan değil özel yetenekli çocuklar tabirini kullanmayı öneriyoruz ve tercih ediyoruz."

Konuşmaların ardından Bakan Avcı'ya plaket ve çiçek takdim edildi. - ANKARA





Reklam