1 Eylül Dünya Barış Günü

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

31

31.08.2010 - Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Ali Demirkıran, 'Büyük bir mirasa sahip olan Türkiye?yi, bölgede huzur ve barışın sağlaması için tarihi bir görev beklemektedir' dedi.

Demirkıran, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, dünya barışının lafla sağlanamayacağını bildirdi.

Barış deyince insanın aklına savaştan, silahtan, sömürüden arındırılmış bir dünya geldiğini vurgulayan Demirkıran, şöyle devam etti:

'Ama gelin görün ki bugün, ülkelerin harcamalarında en yüksek rakam silahlanmaya ayrılmaktadır. Bunu da sözüm ona, savunma adına yapmaktadırlar. Bu çarpıklık devam ederken, diğer taraftan da barış nutukları atılmaktadır. Bizim inancımız esenlik, emniyet ve barışı esas alır. Hal böyle iken günümüzde ne yazık ki barışı bozup milyonlarca mazlum insanları katledenler, İslam'ı terör dini, Müslümanları da terörist olarak lanse etmektedirler. Şu anda işgal altındaki bölgelerde yaşayan insanların neredeyse tamamı Müslümandır. İşte Irak, Afganistan, Filistin, Keşmir, Doğu Türkistan, Karabağ ve Çeçenistan.. Daha dün, sözde medeni ve barış havarisi geçinen Avrupa ülkelerinin ortasında Bosna'da yaşananlar.'

Bir asır öncesine kadar Osmanlı idaresinde olan ve çeşitli ırk ve inançlara mensup insanların bir arada yaşadığı Balkanlarda, Kafkaslarda, Orta doğuda gerçek manada barış ve esenlik olduğunu ifade eden Demirkıran, şunları kaydetti:

'Osmanlı'dan sonra bu bölgeler işgal edildi, ardından da sömürüldü ve zulmedildi. Ne yazık ki bu zulüm hala bütün hızıyla devam etmektedir. Bu bölgelerde yaşayan aklıselim pek çok bilim adamı, 'Osmanlı gitti, huzur bitti' demektedir.

Büyük bir mirasa sahip olan Türkiye'yi, bölgede huzur ve barışın sağlaması için tarihi bir görev beklemektedir. Bu da vesayet altındaki bir dış politika ile değil, ancak şahsiyetli bir dış politika ile mümkündür.

İşte Refah-yol hükümeti döneminde Başbakan Necmettin Erbakan'ın temellerini attığı D-8 projesi, dünyada barış ve huzurun sağlanmasının en önemli adımı idi. İkinci Dünya savaşının galiplerinin bir araya gelerek yaptıkları 'Yalta' konferansı, aslında bugün yaşanan savaş ve işgallerin ana sebebidir. Bu uluslar arası yapı ile güçlü olanın her türlü zulüm ve haksızlığı yapmasının önü açılmıştır. Bu gerçekler bilinmeden lafla barış ve huzurun sağlanması mümkün değildir.'

(RC-ÜNS) - EDİRNE

Kaynak: AA