Bugünlerde Çin fabrikalarında makineler, "hata yapmak" için mesai harcıyor. Yanlış atılan bir dikişin yarattığı somurtkan ve hüzünlü ifade, "Cry-Cry Horse" (Ağlayan At) adıyla günde 20 bin sipariş alan küresel bir fenomene dönüştü. İlk bakışta bir pazarlama tesadüfü gibi görünen bu durum, aslında modern iletişim dünyasını ve tüketici psikolojisinin ne denli dönüştüğünü de gösteriyor.
Hatanın estetize edilmesi yeni bir simülasyonun evreni
Jean Baudrillard'ın "Simülasyon Kuramı" üzerinden bakarsak; artık nesnelerin işlevleri satılmıyor; onların temsil ettiği "anlamlar" satın alınıyor. Normal şartlarda bir "defonun" yani üretim hatasının ürünü değersizleştirmesi gerekirken, dijital çağda bu hata, ürüne "sahicilik" atfediyor. Kusursuz ve plastik gülümsemelerden yorulan kitleler, bu atın mahzun yüzünde kendi "gerçekliğini" buluyor. Atın yüzündeki o yanlış dikiş, artık bir hata değil; sistemin yorduğu insanın simülakrı haline geliyor.
Kültür endüstrisi ve duygusal kapitalizm
Adorno ve Horkheimer'ın "Kültür Endüstrisi" kavramı, her türlü insani durumun paketlenip satılabilmesini anlatır. "Ağlayan At" vakası, hüznün ve hayal kırıklığının bile nasıl meta haline getirilebildiğinin en somut örneği. Kapitalizm, bu sefer "mutluluk vaat ederek" değil, "mutsuzluğa ortak olarak" satış yapıyor. Oyuncağın 3.50 dolarlık etiketi, aslında bireyin kendi gündelik bıkkınlığını dışsallaştırması için ödediği küçük bir bedel.
Dijital yankı odaları ve viral yayılım
İletişim kuramcısı Marshall McLuhan'ın "Araç mesajdır" ilkesini hatırlayalım. Bu oyuncağın popülerleşme süreci, mesajın kendisinden ziyade (oyuncak at), o mesajın taşındığı platformun (sosyal medya) doğasıyla ilgili. Sosyal medyadaki "mizah ve hüzün" (meme kültürü) estetiği, bu atı bir görsel kod olarak benimsedi. İnsanlar bu oyuncağı alırken sadece bir peluş değil, sosyal medyada paylaşabilecekleri bir "anlatı nesnesi" satın alıyorlar.
Hatanın meşrulaşması
"Cry-Cry Horse", bize iletişimin artık rasyonel değil, tamamen duygu odaklı bir zemine kaydığını gösteriyor. Hatanın fenomen olduğu, kusurun kutsandığı bir çağdayız. Ancak şu soruyu sormadan edemiyoruz: Bu at gerçekten hüzünlü olduğu için mi popüler, yoksa bizler bu sistemde hüzünlenmeyi bile bir tüketim alışkanlığına dönüştürdüğümüz için mi?
Görünen o ki; fabrikadaki bir işçinin yanlış dikişi, modern insanın ruhundaki o doğru dikişi yakalamayı başardı.









