Sosyal medyada kurulan bağlar bazen yüz yüze ilişkilerden bile daha yoğun hissedilir; ancak bu yoğunluk her zaman derin bir bağın göstergesi değildir.Bazen dijital ortamın sunduğu "eksikliklerin" bir sonucuyla karşılaşmak da mümkündür. Ve bireyler, ekran karşısında çoğu zaman karşısındaki kişiyi değil, o kişinin yarattığı boşluklara kıymet verir.
İllüzyon nasıl başlar?
Dijital ortamda birine dair bilgi her zaman kısıtlıdır. Beden dili yoktur, anlık tepkiler filtrelenir. Zihin boşluğu sevmez; bilmediği her detayı kendi hayal gücüyle, beklentileriyle ve ihtiyaçlarıyla tamamlar.
Bu yüzden sosyal medyada kurulan ilişkilerde karşı taraf olduğu kişi olarak değil, gösterdiği kadar veo sessizliklere yüklenen anlamlar kadar algılanır.
Mesajların geç gelmesi "yoğunluk", kısa cevaplar "gizem", seçilmiş fotoğraflar "derinlik" olarak okunur. Ortaya çıkan şey iki kişinin ilişkisi değil, iki hayalin örtüşme ihtimalidir.
Gerçek hayatın duvarları…
Bu dijital büyü, gerçek hayatın somut dünyasıyla karşılaştığında bazen hayal kırıklığına, bazen de ciddi tehlikelere kapı aralar. Mesela idealizasyon çöker. Zihninizde kusursuz bir heykel gibi yonttuğunuz karakterin, gerçek hayattaki sıradanlığıyla karşılaştığınızda büyü hızla bozulur. Diğer yandan hızlı tüketim söz konusudur. Hayalle beslenen duygular çok hızlı yükselir ama gerçekle sınandığında aynı hızla söner. En önemlisi güvenlik riskidir. Çünkü, o "boşlukları" bireyler iyi niyetle doldururken, karşıdaki kişi bambaşka (kötü niyetli, sapık veya dolandırıcı) biri olabilir. Bu bakımdan dijitalin sunduğu maske, tehlikeli karakterlerin saklanması için en uygun yerdir.
Bu hayali temastan ve tehlikelerden nasıl korunabiliriz?
Sosyal medyanın hem duygusal illüzyonundan hem de fiziksel risklerinden korunmak için şu yöntemleri izlemek kanaatimce uygundur.
1. "Gerçek mi, Benim Hayalim mi?" Sorusu : Birini "mükemmel" bulduğunuzda kendinize şunu sorun: "Bu bilgiyi bana o mu verdi, yoksa boşluğu ben mi kendi umudumla doldurdum?"
2. Görüntülü Görüşme Zorunluluğu: Sadece yazışmak sahte bir kimlik yaratmayı kolaylaştırır. Sesini duymak ve mimiklerini görmek (mümkünse anlık video görüşmesi), hayal gücünüzün yarattığı manipülasyonu kırar ve kişinin profiliyle ne kadar örtüştüğünü gösterir.
3. Sosyal Kanıt Arayışı: Kişinin dijital ayak izlerini takip edin. Profilindeki etkileşimler doğal mı, yoksa sadece sizi etkilemek için kurulmuş bir vitrin mi?
4. Fiziksel Buluşmada Güvenlik Protokolü: Eğer bir güven oluştuysa ve görüşmeye karar verdiyseniz halka açık bir yer seçin (kafe, restoran vb.). Kendi ulaşımınızı kendiniz sağlayın, sizi evden almasına izin vermeyin. Bir arkadaşınıza yerinizi ve kiminle olduğunuzu mutlaka haber verin.
5. Hızı Yavaşlatın: Eğer biri "gerçek olamayacak kadar iyi" görünüyorsa veya sizi çok hızlı bir duygusal girdaba sokmaya çalışıyorsa, orada bir durun. Gerçek bağlar zamanla, sahte bağlar aceleyle kurulur.
Son söz…
Sosyal medyada insanlar birbirlerini oldukları gibi değil, tamamlanmasını istedikleri boşluklar kadar severler. Kendinizi hem hayal kırıklığından hem de olası tehlikelerden korumak için kontrolü elden bırakmayın.
Unutmayın; hayal gücüyle kurulan bağlar gerçekle sınandığında çoğu zaman sessizce çözülür, bazen de sert kayalara çarpar.









