Büyük heyecan ve umutlarla yürütülen barış süreci kapsamında, nihayet bize soluk aldıran uzlaşı ikliminin yansıması olarak, içerden çıkması beklenen, mahrum bırakıldığı özgürlüğüne tekrar kavuşması arzu edilen Selahattin Demirtaş, AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen neden hala tutuklu?
Kasım 2025 tarihi itibariyle, 9 yıldır cezaevinde tutuklu olan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Demirtaş'ın defalarca hak ihlaline uğradığına ilişkin karar vermesi de bir şey değiştirmiyor.
Tahliye edilmesi beklenen Demirtaş, barış sürecine en açık ve koşulsuz biçimde tam destek verirken, her yeri geldiğinde, sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu da deklare etmekten çekinmiyor.
Peki tam da burada sormak icap eder. Nasıl oluyor da bir zamanlar ki sıfatıyla çocuk katili olarak anılan, silahlı terör örgütünün başı Abdullah Öcalan özgürlüğüne Selahattin Demirtaş'tan daha yakın görünüyor.
Öcalan'ın serbest kalması, Demirtaş'tan daha olası değerlendiriliyor. Biri silahlı terör örgütünün başı diğeri o örgütün siyaseten sözcüsü.
Hatırlarsanız 14 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminde Demirtaş, tutuklu bulunduğu cezaevinden Partisinin Cumhurbaşkanı Adayı olmak istemiş ve partisince bu talebi reddedilmişti. Buna rağmen seçim sürecinden dışardaki partisinin toplam çalışmasından daha etkili bir seçim çalışması ortaya koymuştu.
Buna rağmen mealen, seçim sürecinde fazla öne çıktığı, eleştirileriyle muhatap olunca aktif siyaseti bıraktığını açıklamış ve dargınlığıyla geri çekilmişti.
Tüm bunlar ışığında düşündüğünüzde, kimi çevrelerce 4 ay önce ortaya atılan "Demirtaş'ın çıkmasını Öcalan İstemiyor" iddiasının gerçekliği yeniden güçleniyor diyebiliriz.
Demirtaş bırakılmıyor, Kayyumların görev süresi uzatılıyor.
Henüz bugün açıklandı Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, Ahmet Türk'ün, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan uzaklaştırma kararına karşı açtığı "yürütmenin durdurulması" talebini reddetti. İçişleri Bakanlığı da Türk'ün yerine atanan kayyumun görev süresini uzattı.
İnsan sormadan edemiyor: Neler oluyor?
Ya barış sürecinde pazarlıklar hala sürüyor ya da hükümet içerisinde kimi klikler sürece taş koymaya hükümetin ayağına dolanmaya çalışıyor.
Özetle şunu dersek yanlış olmaz sanırım: Belli ki Demirtaş hem kendi cephesinde, hem de karşı cephede iki isme hala en güçlü rakip olarak varlığını sürdürüyor.









