Nasıl bir ruh hali bir insana eşi ve çocuğunu öldürtür. Cehalet deseniz. Bildik anlamıyla cahil tanımına sığmıyor ki katilimiz bir tıp doktoru.
Bir doktor, 34 yaşındaki eşini, beraberinde 3 yaşındaki oğluyla, Kızılırmak nehrinin sularında boğdu. Ardından olaya kaza süsü vermeye çalışıp, oğlunun tabutuna sarılarak ağladı.
Ne içindi peki, çalıştığı hastanede kendi gibi doktor, iki yıldır yasak ilişki yaşadığı psikiyatrist için. Biri psikopat diğeri psikiyatrist ve bir yasak ilişki.
Buna aşk denmez sevgi hele hiç denmez.
Şimdi doktor, eşi ve çocuğuna reva gördüğü ölümü arzuluyor. Bunun için intihar etmeye çalışıyor. Pişman mı oldu yada başkasının elinden gelecek uzatılmış bir ölümden kaçma çabası mı?
Gün yok ki bir kadın, bir erkeğin eliyle katledilmemiş, kesilmemiş, bıçaklanmamış, boğazlanmamış olsun.
Her bir kadının öldürüldüğü cinayet silahında, kadın erkek fark etmeksizin hepimizin parmak izleri, yanlış gelenek görenekleri ve yanlış din ezberleri var.
Geçenlerde önüme düşen sözüm ona bir hadis tüylerimi diken diken etti desem yeridir.
Ebû Hüreyre'den rivayet edilen hadis şöyle diyor:
"İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim"
İnsanın inanası gelmiyor.
Hadisin arka planındaki olaya gelince:
Bir gün Yemenden gelen bir sahabe peygamberimize secde etmeye yeltenmiş de peygamberimiz onu durdurup doğrultmuş ne yapmaya çalıştığını sormuş.
Sahabe, Hristiyanlar liderlerine, önderlerine, komutanlarına secde ediyor da siz onlardan daha mı az layıksınız. Ben de size secde edeceğim demiş.
Peygamberimiz de orada sözüm ona bu hadisi söylemiş:
"İnsanın insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim"
Şimdi düşünüyorum da buna inanan erkekler, haşa Allah'a şirk koşuyor da bir de utanmadan yalanla uydurdukları sahte hadislerle peygamberimizi şirklerine ortak etmeye çalışıyorlar.
Sonra kadının nazarında secde edilecek denli yüce gördükleri varlıklarını katile dönüştürüyorlar.









