Taoizm kurucusu kimdir? Taoizm nedir?

Taoizm kurucusu kimdir? Taoizm nedir?
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Taoizm nedir sorusu Taoizm kelimesini ilk kez duyan, okuyan veya daha öncesinde anlamını bilen ancak unutan vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Peki, Taoizm kurucusu kimdir? Taoizm nedir? İşte detaylar haberimizde...

Taoizm kurucusu kimdir yanıtı merak ediliyor. Çeşitli kaynaklara göre Taoizm nedir sorusuna yanıt aradık. Taoizm kelimesini ilk kez duyan, okuyan veya daha öncesinde anlamını bilen ancak unutan vatandaşlar tarafından araştırılıyor. Peki, Taoizm kurucusu kimdir? Taoizm nedir? İşte detaylar haberimizde...

TAOİZM KURUCUSU KİMDİR?

Tao öğretisinin kurucusu Lao Zi, güneydeki feodal Çu eyaletinde Li Erh adıyla tanınan, eğitimli ve imparatorluk arşivinde çalışan bir kütüphaneciydi.

TAOİZM NEDİR?

Taoizm, Antik Çin'de ortaya çıkmıştır ve temeli Laozi'nın yazılı eseri Dao De Jing'e dayanan bir öğretidir. Daoöğretinin temelidir. Çince'de yol, yürümek, konuşmak, yön, yöntem, akış vb. anlamlara işaret eder. Dao Öğretisi'nin kurucu üstadları Laozi, Çuangzi ve Liezi'dir. Bu üstadların yazıları kozmogoni yani kainat ve onun doğuşu, kainatın yasa ve ilkeleri, insan ve doğanın kainat ile bağı, toplumsal yönetişim ilişkilerinin asıl doğası üzerine kuruludur. Antik Çin'de ortaya çıkan astronomi, hekimlik ve birçok doğa bilimlerinin köksel savını oluşturmuştur. Bahar-Güz Devri (MÖ 770-481) ve takip eden Savaşan Eyaletler Devrinde (MÖ 481-221) Çin'de ortaya çıkmış Yüz Düşünce Okulu içinde yer alan en önemli bir kaç akımdan biridir. Bu akımlar arasında Kongzi (Konfüçyüs) de yer almaktadır.

Dao'nun ele alındığı birincil yazılı kaynak olan Dao De Jing (Dao ve Beliriş Klasiği) şunlardan söz eder:

  • Dao tüm kainatın doğduğu ana gibidir ama varlığı ve adı yoktur. Geçici bir etiket olarak Dao denmektedir. Tüm kainatın dolup boşaldığı İlk kaynaktır. Boşluktur.
  • Gök ve Yer boşluktan Dao'dan doğar. Biçimi olan olmayan tüm varlıklar, Yer ve Gök'ten doğar.
  • Döngüsellik ilkesiyle her şey Dao'ya döner, Dao tekrar her şeyi doğurur. Hareket, değişim ve dönüşüm Yin ve Yang karşıt kopmaz birlik ilkesiyle gerçekleşir.
  • İnsan ve toplumlar doğanın olağan akışına uydukları sürece yönetişime, bilgiye, öğretilere, ahlaka, erdeme gerek duymazlar.
  • Wei wu wei yani doğanın olağan akışına bırakmaya çabalamak, akışa müdahale etmemek, doğanın akışından kopmuş insansal müdahalenin tamamından vaz geçmek.

Dao ve Modern Bilim

Dao Öğretisinde anlatılan bir çok ilke 20. yüzyılda iyice kabul gören Kuantum Fiziği ile benzerlikler göstermektedir. Belirsizlik ilkesi, kara delikler, çoklu evrenler varsayımı birşeyin aynı anda hem var hem yok hallerinde olabileceğini, kara deliklerin çevresindeki her şeyi önce yutup sonra geri püskürtmesi mekaniği benzerlikler arasında sayılabilir. Modern Bilim yokluk veya boşluk denilen hali "enerji yoktan var olmaz, vardan yok olmaz" ilkesi gereği kabul etmez. Dao öğretisinde varlık yani biçimi ve adı olan şeyler ile yokluk yani biçimsiz ve adsız hal bir aradadır ve bütündür.

Dao Öğretisi Din midir Tartışmaları

Dao Öğretisi, Laozi (M.Ö. 6.yy) ile başlatılır ve kaynak kitap olarak da Dao De Jing metni gösterilir. Sonraki yüzyıllar da ise Çuangzi ve Liezi meseller Dao üzerine meseller yazmışlardır. Bunlar Laozi'ye göre çok daha rahat anlaşılır olan kısa öykülerden oluşur. Din mi felsefe mi tartışmaları ise daha yakın yüzyıllarda ortaya çıkmış bir tartışmadır. Bu tartışmayı yapanlar kurucu üstadları daha çok filozof olarak sınıflandırmaktadırlar ve öğretiyi Dao Felsefesi olarak anmaktadırlar. Öte yandan, Zhang Ling (M.S. 34-156) ile başlayan ve savunularını Çi enerjsisinin bedende korunumunu sağlamak, hastalıklardan sakınmak için meditasyon ve benzeri yöntemleri günlük ritüel olarak uygulamakla mümkün olacağını ortaya atan "Göksel Üstadların Yolu" adındaki hareketi ise Daocu Din, Dini Dao vs. gibi adlarla anmaktadırlar. Bu hareket kendi içinde de bir çok alt kollara ayrılmıştır.

Çin Klasiklerini Avrupa dillerine ilk çeviren araştırmacılar 16-17. yüzyıldan itibaren Çin'e seyahat eden Hristiyan Misyonerler olmuşlardır. Çin Klasiklerini çevirirlerken kendi dini inançlarına uygun olacak şekilde Dao Öğretisi'ni bir tür din, Dao terimini ise bir tür tanrı olarak göstermişlerdir. Batı okullarında yüzyıllarca bu misyonerlerin çevirileri kaynak olarak kullanılmıştır. Aynı dönemde hatalı çevirilere yol açan diğer etken ise; Çince'nin batı dillerine çevirebilmek için gramer yapısının çözülememiş olması, hatta gramerinin olup olmadığının bile tam anlaşılmamış olmasıydı. Bu etken, çeviri yapanlara ciddi derecede yorumlu çeviri yapma kapısını açık bırakmıştır.

19. yüzyıl filozoflarından Hegel, GW Friedrich, Din Felsefesi Tarihi Ders Notları'nda, Çin hakkında ulaştığı bilgiler için özellikle Fransız misyonerlere çok şey borçlu olduğunu yazmaktadır. Burada bahsettiği kişinin misyoner Antoine Gaubil (1689-1759) olduğu ön görülmektedir. Hegel, misyonerlerin her ne kadar toplumsal yaşam ve yönetişim hakkında sunduğu bilgiler konusunda bir şüpheye düşmese de inançlar konusunda aktarılanlara şüpheyle yaklaşmıştır. Laozi'nin görüşlerinin farklı bir yaklaşım sergilediğine dikkat çekmiştir. Taoizm ya da Dao Öğretisi'nin batı coğrafyasında "din" gibi algılanmasına misyonerlerin bu öğretileri kendi inançlarına uyarlayarak aktarmaları yol açmıştır. Hegel de şüpheyi elden bırakmamasına karşın birçok diğer düşünür gibi, bu çevirilerin tek tanrıcı anlayışa uyarlanmış çevirileri üzerinden değerlendirme yapmıştır.

Haberler.com / Güncel