Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu programı Ankara'da başladı
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, "Türkiye, Afrika'yı bir rekabet alanı, etki sahası veya kısa vadeli çıkarların yürütüldüğü bir coğrafya olarak görmemekte.
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, " Türkiye, Afrika'yı bir rekabet alanı, etki sahası veya kısa vadeli çıkarların yürütüldüğü bir coğrafya olarak görmemekte. Afrika ülkelerini birçok ortak değere sahip olduğumuz 'eşit ortaklar' olarak görmekteyiz." dedi.
Köse, Milli İstihbarat Akademisi (MİA) tarafından bir otelde düzenlenen "Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu" başlıklı programının açılışında konuştu.
Uzun süre Batı merkezli literatürün, Afrika'yı kendi tarihsel ve toplumsal öznelliği içinde düşünmek yerine, oryantalist bakış açısıyla ele aldığını söyleyen Köse, "Modernleşme teorilerinin ilerlemeci varsayımları evrensel ölçütler olarak kabul edildi. Liberal barış doktrinleri Afrika'ya da giydirilmeye çalışıldı. Bu yaklaşım, Afrikalı toplumların tarih boyunca kendi koşulları içinde özgün yollar çizme ve kendini dönüştürme kapasitesini büyük ölçüde göz ardı etti." dedi.
Afrika'yı yıllarca başkalarının dilinden, değerlendirmelerinden ve teorilerinden ele aldıklarını dile getiren Köse, Afrika'yı Afrikalıların kendi sesinden, kendi deneyimlerinden dinlemenin ve öğrenmenin ne kadar önemli olduğunu bugün daha iyi anladıklarına dikkati çekti.
Köse, Türkiye-Afrika Stratejik Diyaloğu programının da bu anlayışın önemli bir ürünü olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Artık 90'lı yıllarda değiliz. Uluslararası sistem dönüşüyor. Liberal uluslararası sistem artık yok. İçinde bulunduğumuz uluslararası sistem, klasik güç dengelerinin ve güvenlik anlayışının hızla dönüştüğü, yerleşik ittifakların sarsıldığı bir döneme işaret ediyor. Küresel sistem artık tek bir merkezden, tek bir düzenden ibaret değil ve çok katmanlı hale gelmek üzere. Bu dönüşüm, yalnızca büyük güçlerin rekabeti değil, yükselen ve diğer küresel aktörlerin de bu bağlamda daha güçlü yer aldıkları bir döneme doğru gidiyor. Türkiye de bu bağlamda kendine uluslararası sistemde daha etkili bir rol arayışı içerisinde. Afrika'nın da bu doğrultuda önemli bir fırsat olduğunu Türkiye görüyor."
"Afrika kıtası 21. yüzyıl uluslararası siyasetinin belirleyici aktörlerinden biri"
Genç ve dinamik nüfusu, enerji ve ticaret yolları üzerindeki stratejik konumu, küresel güvenlik ve iklim değişikliği gibi alanlardaki etkisi, sahip olduğu doğal kaynaklar ve üretim potansiyeliyle Afrika ülkelerinin yükselen aktörler haline geldiğine vurgu yapan Köse, "Bugün Afrika'da yaşanan gelişmeler sadece Afrika'yı ilgilendirmemektedir; Orta Doğu'yu, Avrupa'yı, Asya'yı hatta dünyanın bütününü etkilemektedir. Büyük stratejiye sahip ülkelerin neredeyse hepsinin Afrika'ya dair strateji belgeleri bulunmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nin, Çin'in, Rusya'nın, Avrupa ülkelerinin her birinin güncellenmiş Afrika stratejileri bulunmakta. Afrika kıtası, 21. yüzyıl uluslararası siyasetinin belirleyici aktörlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Türkiye'nin Afrika perspektifi de bu zemine oturmaktadır." diye konuştu.
Köse, Afrika'ya yönelik yaklaşımlarda hala sömürgecilik döneminin kalıntılarına rastlanıldığını belirterek, 20. yüzyılın geçerliliğini yitirmiş bazı ezberlerin belli ölçülerde tekrar ettiğini gördüklerini anlattı.
Afrika'nın çoğu zaman bir kriz yumağı, büyük güçlerin rekabet sahası olarak görüldüğünü ifade eden Köse, şunları söyledi:
"Biz Afrika'yı bir kriz yumağı değil, bir fırsat alanı olarak görüyoruz. Afrika ülkelerinin özne olma kapasitesi çoğu zaman göz ardı edildiğini de görüyoruz. Biz şuna inanıyoruz, Afrika, siyasal, toplumsal ve kurumsal dinamikleri merkeze alınarak değerlendirilmelidir. Afrika'nın sorunları kendi yerelliği içerisinde incelenmeli ve çözümler bu bağlamda geliştirilmelidir. Türkiye, Afrika'yı bir rekabet alanı, etki sahası veya kısa vadeli çıkarların yürütüldüğü bir coğrafya olarak görmemekte. Afrika ülkelerini birçok ortak değere sahip olduğumuz 'eşit ortaklar' olarak görmekteyiz. İlişkilerimizi, Afrika'nın sorunlarını 'Afrikalı çözümler' ilkesi temelinde inşa etmeye çalışıyoruz. Bu bağlamda Türkiye'nin Afrika stratejisi dört temel ayağa oturmakta; karşılıklı egemenliğe saygı, insani sorumluluk ve samimiyet, kazan-kazan esasına dayalı işbirlikleri, uzun vadeli ve sürdürülebilir ortaklıklar bu ilişkinin temelini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra Türkiye, Afrika'da etkili, bütünleşik ve istikrarlı paydaşlar görmek istemektedir. Bunun altyapısını oluşturacak çalışmalara da katkı sağlamaktadır."
"Türkiye sahada somut ve kalıcı sonuç üretebilen nadir ülkelerden biri"
Prof. Dr. Köse, bu yaklaşımın yaklaşık 20 yıldır, Türkiye'nin Afrika açılımını başlattığı 2005'ten bu yana istikrarlı şekilde devam ettiğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Afrikalı liderlerle kurduğu kalıcı dostlukların bunun somut bir göstergesi olduğunun altını çizen Köse, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, Teşkilatımız, Türkiye'deki kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları, hepsi aslında bu yaklaşımı devam ettirecek, bu yaklaşımla bağlantılı olarak hareket etmektedir. Türkiye'nin etkisi bir ölçüde bu yaklaşımın bir neticesidir. İstihbarat ve güvenlik alanlarında ise kapasite geliştirme, eğitim, kurumsal dayanıklılık ve güçlendirmeye odaklanıyoruz. Ekonomik alanda altyapı ve savunma sanayisi, enerji ve tarım başta olmak üzere kalıcı yaklaşımlar gerçekleştiriyoruz. Eğitim, sağlık, sosyal destek faaliyet alanlarında Afrikalı toplumlarla doğrudan temas kurmaktayız.
Türkiye, sahada somut ve kalıcı sonuç üretebilen nadir ülkelerden biri haline gelmiştir. Türkiye, yalnızca devletler arasında değil, toplumlar arasında da güçlü ve samimi ilişkiler üretebilen ülkelerin başında gelmektedir."
Köse, Türkiye'nin bu yaklaşımının, üçüncü ülkelerin aleyhine olmadığını vurgulayarak, "Türkiye kendi değer ve yaklaşımlarıyla uyumlu diğer aktörlerle işbirliği içerisinde olacaktır." ifadesini kullandı.
Programda kritik başlıklar masaya yatırılacak
Programda, Türkiye-Afrika ilişkilerinin stratejik boyutlarını, savunma ve güvenlik perspektifini ele almak üzere Türkiye'den ve Afrika kıtasından uzmanlar, akademisyenler ve üst düzey konuklar bir araya geldi. Somali, Sudan, Kenya, Etiyopya, Eritre, Nijerya, Mısır, Çad, Güney Afrika, Senegal ve Gambiya'dan üst düzey katılımcıların yer aldığı programda, 2 gün boyunca bölgesel güvenlik sorunları, savunma sanayii işbirlikleri ve stratejik ortaklıkların geleceği gibi kritik başlıklar masaya yatırılacak.












