Meral Danış Beştaş: Türkiye'nin Umut Hakkına İlişkin Yasal Düzenleme Yapması Anayasa ve Aihs'e Taraf Olmasına Göre Gerekli
DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Umut Hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve uluslararası hukuka aykırı olması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen birden fazla ihlal kararına dayanıyor. Türkiye'ye karşı Öcalan kararı da var ve şu anda Bakanlar Komitesi'nin önünde... Yani zaten Türkiye'nin umut hakkına ilişkin yasal düzenleme yapması Anayasa 90'a göre ve AİHS'e taraf olmasına göre gerekli" diye konuştu.
(TBMM) - Dem Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, "Umut Hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve uluslararası hukuka aykırı olması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen birden fazla ihlal kararına dayanıyor. Türkiye'ye karşı Öcalan kararı da var ve şu anda Bakanlar Komitesi'nin önünde... Yani zaten Türkiye'nin umut hakkına ilişkin yasal düzenleme yapması Anayasa 90'a göre ve AİHS'e taraf olmasına göre gerekli" diye konuştu.
DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, TBMM'de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetli Mücadele Günü nedeniyle basın toplantısı düzenledi. Ayrıca bugünün 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü olduğunu belirten Danış Beştaş, "Çocukların yaşam hakkı için, eğitim hakkı için, adalet için, eşitlik için, güvenli bir gelecek için mücadele etmek zorundayız. Yol uzun olabilir ama birlikte yürüyeceksek zor değil. Çocuklar için, onların hakları için, onların yarınları için sesimizi yükseltme çağrısı yapıyorum" diye konuştu.
"Sadece Kasım 2024'te 36 kadın katledildi"
Danış Beştaş, bugün Orta Doğu'da ve dünyanın birçok bölgesinde militarizmin, savaşın, kadınlara uyguladığı şiddetin boyutlarını görüldüğünü söyleyerek "Tabii ki burada kadın direnişini öncelersek şunu söylemek isterim. En özgün bütünlüklü ve kapsayıcı olmasıdır ve kadın bir mücadelesinin birleştirici gücüdür. Kadın mücadelesi aynı zamanda eşitlik, demokrasi ve barışın sesidir, dilidir, çağrısıdır" dedi.
Kadına yönelik cinayetlerin sıradan bir şiddet meselesi değil, sistematik bir kırım, bir erkek devlet şiddeti pratiği olduğuna dikkat çeken Danış Beştaş, "Resmi verilere göre 2024 yılında 421 kadın cinayeti artı 77 şüpheli ölüm gerçekleşti. Bu dava dosyalarını yakından takip eden, zamanında avukatlığını yapan bir milletvekili olarak her şüpheli ölümün altında bir cinayet çıkabiliyor. Gerek intihar, gerek farklı şekillerde şüpheli diye kaydedilen ölümler aslında eğer gerçekten soruşturulur ve kökenine inilirse birer cinayet olarak resmediliyor. Sadece Kasım 2024'te 36 kadın katledildi. Çok bilinen bir şeyi ben de söylemek isterim. Bu cinayetlerin büyük bir kısmı maalesef aile bireyleri ve aile içindeki kişiler tarafından işleniyor" ifadelerini kullandı.
Danış Beştaş, resmi istatistiklere göre bu cinayetlerinde yüzde 71 oranında öldüren erkeklerin ölen kadınla yakın ilişkisi olduğunu vurgulayarak "Bunların eş, baba, kardeş, eski eş, eski partner gibi olduğunu zaten biliyoruz. Silah kullanımı da çok dikkat çekici, yüzde 56'sı ateşli silahlarla işleniyor" dedi.
"Hukuk, şiddeti meşrulaştıran ve failin indirim mekanızmalarıyla ödüllendirildiği bir sistem haline gelmiş"
Kocaeli Dilovası'ndaki parfüm fabrikasında meydana gelen patlamayı hatırlatan Danış Beştaş, şunları kaydetti:
"Kadın kırımları politikasının sadece şiddet kelimesiyle sınırlı olmadığını, kapitalist sömürü, denetimsizlik, ekonomik eşitsizlik ve devlet politikalarının kesişiminde kadınların nasıl sistematik olarak hedef aldığını da aslında ortaya koyuyor. Mesela bu konuda bazı veriler var. Kadınların iş gücüne katılma oranı yüzde 35.8, erkeklerde ise yüzde 71.2. Kadınlar yüksek oranda kayıt dışı çalışıyor. Bizim partimizin verilerine göre kadın istihdamının yüzde 30.8'i kayıt dışı çalışma şeklinde gerçekleştiriyor. Biz Dilovası patlamasında iş cinayetine kurban giden kadınlar başta olmak üzere bu alanlardaki ekonomik şiddeti, yoksulluğu, kadına yönelik şiddeti yakından takip etmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz."
Danış Beştaş, hukuksal alanda ise kadınların kazanımlarının elinden alınmak istendiğini belirterek "AK Parti iktidarı, İstanbul Sözleşmesi'nden çekildi. 6284 maalesef hak ettiği şekilde zaten uygulanmıyor. Nafaka hakkı tartışılıyor. Ne yazık ki ve her yeni yargı paketinde kadınlar 'Yine ne kaybedeceğiz' kaygısıyla bu meseleyi takip ediyorlar. Cinsiyet eşitsizliği yeni yasal düzenlemelerle maalesef derinleştiriliyor. Mesela son yargı paketinde henüz konuşulmaya başlanmadı, resmileşmedi ama LGBT artıların varoluşunun yasaklandığı bir yönelim bir değerlendirme içeriyor. Daha doğrusu teklif. Bunu da tabii ki bekleyeceğiz, göreceğiz. Maalesef hukuk çoğu zaman bir koruma aracına dönüşemiyor, şiddeti meşrulaştıran ve failin indirim mekanızmalarıyla ödüllendirildiği bir sistem haline gelmiş" diye konuştu.
"Bahçeli zaten 'umut hakkı uygulansın' diye 22 Ekim'de çağrı yapmıştı, biz de bu konuda aynı görüşteyiz"
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Danış Beştaş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yarınki toplantısında görüşülecek terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ziyareti ve Komisyon'da kabul edildildiği takdirde oluşturulacak heyette kimin yer alacağı sorusu üzerine "Bizim açımızdan bir problem yok. Yarına kadar bu isim netleşecektir. Kamuoyuyla paylaşacağız" dedi.
Danış Beştaş, umut hakkına ilişkin ise şöyle konuştu:
"Umut hakkı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazının AİHS ve uluslararası hukuka aykırı olması sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen birden fazla ihlal kararına dayanıyor. Öcalan kararı da var Türkiye'ye karşı ve şu anda Bakanlar Komitesi'nin önünde... Yani zaten Türkiye'nin umut hakkına ilişkin yasal düzenleme yapması gerekliliği Anayasa 90'a göre ve AİHS'e taraf olmasına göre gerekli. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının infaz şekli zamana yayılmış bir idamdır. Bir insanın hiçbir şekilde dışarıya çıkma ihtimalinin bile olmadığı, umudunun bile olmadığı bir infaz sistemi dünyanın ve evrensel hukukun geldiği aşamada kabul edilemez. Bence de umut hakkının uygulanması atılması gereken en önemli adımlardan bir tanesidir. Hatırlarsanız Sayın Devlet Bahçeli zaten 'umut hakkı uygulansın' diye 22 Ekim'de çağrı yapmıştı. Tabii ki biz de bu konuda aynı görüşteyiz."














