Cumhurbaşkanı Erdoğan: Suriye'de Olduğu Gibi Tarihin ve Vicdanın Doğru Tarafında Durmanın Semeresini Toplayacağımız Farklı Bir Döneme Giriyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu’nun (TÜGİK) 7’inci Olağanüstü Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, "Özellikle komşumuz Suriye’de olduğu gibi fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir döneme giriyoruz" dedi. Erdoğan, "Nasıl ki 13 buçuk yol boyunca bizi eleştirenler, şimdi bize hak veriyorsa emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacak’’ ifadelerini kullandı.
( ANKARA ) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) 7'inci Olağanüstü Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "Özellikle komşumuz Suriye'de olduğu gibi fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir döneme giriyoruz" dedi. Erdoğan, "Nasıl ki 13 buçuk yol boyunca bizi eleştirenler, şimdi bize hak veriyorsa emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacak" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Girişimci İş İnsanları Konfederasyonu'nun (TÜGİK) 7'inci Olağanüstü Genel Kurulu'nda konuştu. Erdoğan, şunları söyledi:
"TÜGİK, kuruluş misyonuna uygun şekilde istihdamın artırılmasının yanı sıra genç girişimcilere de önemli destekler sağlıyor. Reel sektördeki kurumsal tecrübeyi, gençlerimizin dinamizmi ve heyecanıyla bir araya getiriyor. Bunun için de konfederasyonumuza hassaten teşekkür ediyorum.
Bu ülkenin gençlerine rehberlik ettiğiniz, bilgi ve deneyimlerinizle genç kardeşlerimize yeni ufuklar çizdiğiniz için sizleri kutluyorum. Büyük, güçlü, müreffeh, muzaffer ve muteber bir Türkiye için; iç dünyamızda yol yürümeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru hep birlikte ilerlemeye inşallah devam edeceğiz...
"Büyüme ve ihracat rakamlarında rekorlar kıran bir Türkiye gerçeği var"
Üstat Necip Fazıl, 1940'lı yıllarda kaleme aldığı bir yazısında şöyle bir gelecek nizamı tasavvur ediyordu:
'Yüz yıldan beri bir toplu iğne yapmaktan bile aciz yaşayan bu milleti; radyosunu, otomobilini, traktörünü, dikiş makinesini yapmaya zorlayacak bir nizam. İstersen bunları tenekeden yap ama kendin yap diyecek bir nizam.'
Evet, uzun yıllar münevverlerimizin hayali buydu. Sadece fikir ve sanat erbabımız değil, siyasetçilerimiz, yöneticilerimiz de işte böyle bir Türkiye'nin hayalini kuruyordu. Toplu iğne dahi olsa, tenekeden dahi olsa kendisi yapan, kendisi üreten bir Türkiye… Ekonomide de kendisine biçilen rolleri kabul etmeyen, tam tersine bunlara meydan okuyan bir Türkiye…
Sanayide, ticarette, savunmada kendi göbeğini kendisi kesen güçlü bir Türkiye… Tek parti döneminin zorlukları içinde satırlara dökülen bu tahayyülü bugün, hamdolsun, fazlasıyla gerçeğe dönüştürmeyi başardık...
Şunu bugün bir kez daha gururla ifade etmek istiyorum: Birileri hala hazmetmekte zorlansa da artık kendi teknolojisini üreten, tasarlayan, geliştiren ve bunları dünyaya ihraç eden bir Türkiye gerçeği var.
Büyüme ve ihracat rakamlarında rekorlar kıran bir Türkiye gerçeği var. Mevcut pazarlara yenilerini ekleyen, küresel konumunu günden güne perçinleyen bir Türkiye gerçeği var.
Şuraya özellikle dikkatinizi çekiyorum: "Fabrikası yok" dedikleri milli elektrikli aracımız TOGG, ülkemizin yanı sıra artık Avrupa'daki yolları da süslüyor.
'Balıklar ürküyor' iddiasıyla karşı çıktıkları mühendislik harikası savunma ürünlerimiz, dünyanın dört bir yanında büyük rağbet görüyor. Uçaklarımız, helikopterlerimiz, İHA ve SİHA'larımız, deniz platformlarımız ve daha niceleri, deyim yerindeyse siparişlere yetişemiyor...
Üstat Necip Fazıl'ın 80 yıl önce özlemini dile getirdiği ideallerin de ötesine geçen bir Türkiye'ye doğru emin adımlarla ilerliyoruz. Hatta koşuyoruz. Bunu da öyle birilerinin ihsanıyla değil; önümüze çıkarılan engellere, ekonomimizi ve sanayimizi hedef alan kısıtlamalara rağmen başarıyoruz.
"Hayat satmak, göz boyamak bizim siyasetimizde yeri olmayan bir tavırdır"
Bunları gururla, mutlulukla, kıvançla söylerken şunun bilinmesini isterim ki biz burada asla hamaset yapmıyoruz. Hayal satmak, göz boyamak bizim siyasetimizde yeri olmayan bir tavırdır. Bizim buna zaten ihtiyacımız da yok.
Çünkü biz, 23 yılını şanla, şerefle tamamladığımız iktidarlarımız boyunca hep eserlerimizle, icraatlarımızla, projelerimizle konuştuk. Rakamlar ortada. Ülkenin 23 yıldır nereden nereye geldiği ortada. Somut başarılar, 23 sene önce hayal dahi edilmeyen kazanımlar ortada.
Sadece şu rakamlara baktığımızda bile tabloyu çok net görebiliyoruz. Tüm karalamalara, kampanyalara karşın ekonomimiz geçtiğimiz senenin üçüncü çeyreğinde yüzde 3,7 oranında büyüdü.
Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı, gümrük tarifeleri üzerinden yürütülen ticaret savaşlarının tırmandığı, yakın çevremizde ve dünyada gerilimlerin hakim olduğu bir dönemde tam 21 çeyrek boyunca kesintisiz büyümeyi başardık. Bu oranla Türkiye, OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ekonomi oldu.
2025 yılının üçüncü çeyreğinde ekonomimizi tam 1 trilyon 538 milyar dolar düzeyine çıkararak yeni bir rekora daha imza attık. Geçtiğimiz yıl toplam 273,4 milyar dolarlık mal ihracatıyla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Aynı dönemde hizmet ihracatımız 123,1 milyar doların üzerine çıktı. 2025'teki toplam mal ve hizmet ihracatımızı 396,5 milyar dolara ulaştırdık.
Savunma ve havacılık ihracatında ise adeta devrim yaptık. 2002'de sadece 248 milyon dolar olan savunma ihracatımızı, 2025'te tam 40 kat artırarak 10 milyar 554 milyon dolara yükselttik.
"3 yıl içinde 3 milyon gencimizi iş hayatına doğrudan dahil edeceğiz"
Sadece büyüme ve ihracat rakamlarında değil, istihdamda da hamdolsun oldukça iyi bir yerdeyiz. İşsizlik oranımız 31 aydır tek hanede seyrediyor. Sanayicilerimizin, üreticilerimizin; tarım, turizm ve hizmet sektörümüzün şu an bizden temel beklentisi, yetişmiş eleman ihtiyacının karşılanmasıdır.
Geçtiğimiz haftalarda açıkladığımız 'Gençliğin Üretim Çağı' programıyla burada önemli bir açılım sağlıyoruz. 'Güç' adını verdiğimiz bu programda inşallah hem eğitim ve istihdam süreci arasındaki kopukluğu giderecek hem de üç yıl içinde üç milyon gencimizi iş hayatına doğrudan dahil edeceğiz.
Maaş ve sigorta primi gibi kalemlerde özel sektörümüzü de rahatlatacak yeni destekler sağlayacağız. Bizim prensibimiz şudur, değerli kardeşlerim: Biz üretenin, istihdam sağlayanın, ihracat yapanın her zaman yanındayız.
"Türkiye'ye katma değer üreten kim olursa olsun hükümetimizin tam desteğine sahiptir"
Türkiye'ye katma değer üreten, Türk ekonomisine katkı sağlayan kim olursa olsun, hükümetimizin tam desteğine sahiptir. Nitekim yatırım taahhütlü avans kredisi programının büyüklüğünü 500 milyar liraya çıkardık. Yüksek teknolojili üretimi hedefleyenler için HIT-30 programını devreye aldık.
İhracatçılarımızın günlük reeskont kredi limitini 4,5 milyar liraya yükselttik. İhracatçılarımıza 2025 yılında 1 trilyon liranın üzerinde reeskont kredisi kullandırdık. KOBİ'lerimiz için Hazine destekli kefalet paketlerini hayata geçirdik.
Çiftçilerimizin kredi maliyetlerinin yüzde 70'ini, esnafımızın kredi maliyetinin yarısını bütçeden karşıladık. İşverenlere sağladığımız asgari ücret desteğimizi 1.270 liraya çıkardık.
İstihdamını koruyan KOBİ'lerimize, çalışan başına verdiğimiz aylık 2.500 liralık desteği 3.500 liraya yükselttik. Bu programa büyük ölçekli firmalarımızı da dahil ettik. İhracatçılarımıza bu sene 45 milyar lira hibe desteği vereceğiz. Asla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan, ekonominin paydaşları arasında ayrım yapmadan herkese gereken desteği verdik.
"Enflasyonda bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız"
Bir dönem en büyük baş ağrımız olan enflasyon ve hayat pahalılığı konusunda da güzel sonuçlar aldığımızı görüyoruz. 2025 senesini yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapattık. İnşallah bu sene çok daha düşük oranları yakalayacağız.
Enflasyonla mücadeleyi tek bir araçla değil, birbiriyle uyumlu ve birbirini tamamlayan kapsamlı politika adımlarıyla yönetiyoruz. Attığımız adımların etkisi mutfağa, pazara, kiraya daha fazla yansıyacak. Vatandaşlarımız hayat pahalılığının azaldığını günlük yaşamlarında daha fazla hissedecekler. İnşallah biraz daha rahatlayacaklar...
İş d ünyasına m esaj
sizlerin şahsında tüm iş dünyamıza şu mesajı vermek istiyorum: Bölgemizde ve dünyada yaşanan hadiselere bakıp umutsuzluğa veya endişeye kapılmayın.
Artan ticaret savaşları, artan belirsizlikler, her gün bir yenisi patlak veren krizler sizi umutsuzluğa kesinlikle sürüklemesin. Özellikle Godot'yu bekler gibi yıllardır Türkiye'nin krize, kaosa, kargaşaya, ekonomik sıkıntıya girmesini bekleyen mandacı ekonomi çevrelerine asla kulak vermedik. Allah'ın izniyle Türkiye bu zorlu süreci de alnının akıyla atlatacak. Hatta Türkiye, bu süreçten en kazançlı çıkan ülkeler arasında yerini alacaktır.
"Türkiye, farklı bir sürece adım atıyor"
Yeniden şekillenen dünya düzeninde kutup başlarından birinin inşallah Türkiye olacağı bir döneme giriyoruz. Türkiye, özellikle komşumuz Suriye'de olduğu gibi; fedakarlıklarımızın, emeklerimizin, tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın semeresini toplayacağımız farklı bir sürece adım atıyor.
Nasıl ki 13 buçuk yıl boyunca bizi eleştirenler, sırf ülkemize sığınan muhacirlere ensarlık yaptığımız için bizi topa tutanlar bugün bize hak veriyorsa, emin olun aynısı yarın başka alanlarda da yaşanacaktır.
Bugün bizi sırf anlamadıkları için acımasızca eleştirenler, yarın büyük bir mahcubiyet içinde hakkımızı teslim etmek zorunda kalacaklar. Ülkemiz, milletimiz ve gençlerimiz için verdiğimiz çok boyutlu mücadelenin değeri gelecekte daha iyi anlaşılacak, daha net görülecektir.
Yavaş yavaş dünya bizim dediğimize doğru geliyor. Bizim küresel siyasete dair yıllardır yaptığımız eleştirilerin haklılığı bugün ortaya çıkıyor. Yapılan tartışmaları inanıyorum ki sizler de takip ediyorsunuz.
Doğruları cesaretle haykırdığımız için yıllardır bize demediklerini bırakmayanlar, şimdi bakıyorsunuz bizimle aynı cümleleri kuruyor; küresel adaletsizliklerden, küresel sistemin çarpıklıklarından bahsediyor.
Tekrar ediyorum: Birileri umutsuzluk yaymaya çalışabilir. Felaket tellalları, 23 yıldır yaptıkları gibi yine karamsar tablolar çizebilir. Bunların hiçbirine aldırmayacağız. Ekonomik tetikçilerin 'öngörü' diye pazarladıkları karanlık senaryolara prim vermeyeceğiz..."

















