Zümrüdüanka "Yeşilay Enleri 2015" Ödül Töreni

Zümrüdüanka "Yeşilay Enleri 2015" Ödül Töreni

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pozitivist, maddiyatçı bir hayat anlayışıyla yetişen nesillerin zararlı alışkanlıklara yakın olduğunu belirterek, "Siz insanların kalplerini, zihinlerini boş bırakırsanız, gelir orayı her türlü kötü alışkanlık, bağımlılık işgal eder. Biz evlatlarımızın kafalarıyla birlikte kalplerini de beslemeliyiz, mutmain etmeliyiz, doyurmalıyız" dedi.

04.03.2015 21:46 | Son Güncelleme: 04.03.2015 21:46
Zümrüdüanka

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pozitivist, maddiyatçı bir hayat anlayışıyla yetişen nesillerin zararlı alışkanlıklara yakın olduğunu belirterek, "Siz insanların kalplerini, zihinlerini boş bırakırsanız, gelir orayı her türlü kötü alışkanlık, bağımlılık işgal eder. Biz evlatlarımızın kafalarıyla birlikte kalplerini de beslemeliyiz, mutmain etmeliyiz, doyurmalıyız" dedi.

Cemal Reşit Rey'de düzenlenen Zümrüdüanka "Yeşilay Enleri 2015"in ödül töreninde konuşan Erdoğan, "Sigara ile mücadele konusunda ne kadar hassas isem her çeşidinden uyuşturucuyla mücadele konusunda da aynı derecede, hatta daha fazla hassasım" şeklinde konuştu. 

Alkol tüketiminin artması konusunda hassasiyeti, endişelerinin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, "Tüm bu alışkanlıklar, biri diğerini besleyen, biri diğerini doğuran bir felaketler zincirinin halkaları gibidir. Hepsiyle birden topyekun mücadele etmeden, bu yönde etkili bir bilinçlenmeyi gerçekleştirmeden arz ettiğimiz şekilde sağlıklı nesiller yetiştiremeyiz" görüşünü dile getirdi.

Erdoğan bugün batı toplumlarının en büyük sorununun zararlı alışkanlıklar ve bağımlılığın pençesinde yitip giden nesiller olduğunu ifade ederek, bu sorunun toplumların bizatihi varlığını tehdit eder boyuta geldiğine işaret etti. 

"Aile kültürümüzü güçlendirmeliyiz"

Bu hayat biçiminin beraberinde bencilliğe varan bireyselliği getirdiğini anlatan Erdoğan, "O da aile hayatına darbe vuruyor. Aile kuramayan insanlar kimseye karşı sorumluluk hissetmeden tek başlarına bir hayatı ne yazık ki tercih ediyor. Sonuçta artık yaş ortalaması hızla yükselen, nüfusu azalan, geleceği tehdit altında bir toplum ortaya çıkıyor" dedi.

Bu durumun Türkiye'de yaygınlaştığına dikkati çeken Erdoğan, "Nüfusumuzda yaş, maalesef yaşlanma artıyor ve genç nesiller noktasında bir azalmamız var.  Artık sıkıntı başladı. Hele hele yüzde 2'nin altına düştüğümüz andan itibaren bu bizim için tehlike zilleri demektir. Bugün batı toplumları için ifade ettiğimiz tehlike 2050'li yıllardan itibaren bizim için de geçerli hale gelir" şeklinde konuştu. 

Aile kültürünün güçlendirmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan,  şunları kaydetti:

"Şahidi olduğum tüm nikahlarda en az üç, mümkünse daha fazla çocuk tavsiye ediyorum. Bunu güçlü aileler olsun, güçlü bir millet olalım diye istiyorum. Gün ola harman ola. Ölüp gideceğiz. Arkamızdan 'Bir zamanlar bu ülkede bir başbakan gelmişti, bir cumhurbaşkanı gelmişti, bu ülkede en az üç çocuk olsun demişti de biz bu işe inanmamıştık'… "

Erdoğan, kendisine eski Almanya Başbakanı Gerhard Schöreder'in geçmişte Almanya'da "Göreceksiniz Alman nüfusu artık ciddi manada yaşlandı. Siz 60'lı yıllarda Türkleri zorla aldınız, şimdi Türkiye genç bir nüfus, yalvararak alacaksınız. Çünkü artık Türk nüfusunun beyaz yakalıları da artmaya başladı, onları buraya alacaksınız. Şimdi iteliyorsunuz, öteliyorsunuz, buraya alarak kendi zor şartlarınızı kolay kılmaya çalışacaksınız' dediğini anlattığını aktardı. 

Bunun hassas bir konu olduğunun altını çizen Erdoğan,  "Bunu Beypazarlı amca anladı ama bazıları anlamamakta direniyor.  'Bir olur garip olur, 2 olur rakip olur, 3 olur denge olur, 4 olur bereket olur, gerisi Allah kerim' dememiz lazım. 'Efendim ama nasıl bakacağız?' Kusura bakmayın, rızkın sahibi ne sizsiniz, ne biziz, rızkın sahibi Allah'tır. Hiç endişe etmeye gerek yok" diye konuştu.

Erdoğan, bu işin parayla pulla alakası olmadığını belirterek, yoksul ama çok çocuklu ailelerin çocuklarının yüksek tahsil yapabildiğine buna mukabil bazı çok zengin ailelerin sadece bir veya iki çocukla yetindiğine dikkat çekti.

Eğitim-öğretim

Devletin de eğitim konusunda gereken altyapı ve desteği sağlamakla yükümlü olduğunu anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

 "Onun için biz de ne yaptık? 81 vilayette üniversitelerimizi kurduk. 75 üniversiteden 176'ya...  Türkiye'de şu anda derslik sayısını hamdolsun hiçbir dönemde olmadığı kadar artırmış vaziyetteyiz.  Hepsinden öte, ben ortaöğretimde okuduğumda bizim sınıfta 75 öğrenciydik. Şimdi öğrenci ortalaması sınıflarda 30'a düştü. Hedefimiz buydu, başardık.  Sınıflarda 15-20 çocuğun olduğu okullarımız da var. Buralara geldik."  

Erdoğan, şu anda öğretmen konusunda bir açığın söz konusu olduğuna değinerek, "Öğretmen noktasındaki açığımızı da giderdiğimiz zaman bu iş çok daha güçlü olacak. Tabii bu da mili bütçeyle alakalı bir konu. Bu yılda yine 47 bin öğretmen alıncak. Bir taraftan bu da devam ediyor" dedi.

 Okulların inşasında ve fiziki şartların kalitesinde de ilerleme olduğunu ifade eden Erdoğan, "Eksiklerimiz yok mu? Var. Fakat biz teksir notlarıyla yetişmiş bir nesiliz. Elimizde kitaplarla değil, teksir notlarıyla... Hatta ağabeylerimiz teksir notlarını bile vermezdi, bu sefer tabii not tutmaya, bununla yetişmeye gayret ederdik. Böyle okuduk.  Böyle buralara geldik. Ama şimdi 1. hamur kağıttan her yıl okullar açılırken sıraların üzerine kitaplar konuyor ve yavrularımız hu kitaplarıyla beraber hamdolsun eğitim - öğretime başlıyor" diye konuştu.

-"Çocuklarımızı manevi olarak teçhiz etmeliyiz"

"Sadece çocuk sahibi olmak yetmiyor. Ayrıca bu eğitim öğretimin yanında çocuklarımızı manevi olarak teçhiz etmeli, sağlam bir kültürel altyapıyla da donatmalıyız" ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültürün çocuklara aktarılması ve o kültürel bilince kavuşturulmasının önemine değindi.

Erdoğan "İnancından kopuk, tarihini bilmeyen, medeniyet değerlerinden bihaber nesiller bu ülkenin, bu milletin kıymetinin ben biliyorum ki işaretleridir... Olumluysa iyiyiz, olumsuzsa kötüyüz. Ve bunlar, aynı zamanda bak, kıyameti oku" diye konuştu.

"Pozitivist, maddiyatçı bir hayat anlayışıyla yetişen nesiller için zararlı alışkanlıklar ve bağımlılık bir el uzatımı mesafesindedir, o kadar yakındır" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Niçin? Çünkü oraya yaklaşmasını engelleyen, araya bariyerler dizen, uçurumlar koyan, duvarlar ören hiçbir şey yok. Her şeyi araçsallaştıran, metalaştıran, eşya gibi gören bir zihin dünyası her türlü zaafa, her türlü kötü alışkanlığa kapıyı sonuna kadar açmış demektir.  Mevlana diyor ki; 'Su geminin içine girerse onu batırır, altına girerse onu yüzdürür.' Ahmet Yesevi Hazretleri de 'Şeytana uyanın yoldaşı şeytan olur' diyor. İnsanlar nefislerine mahkum olursa, yani kötü alışkanlıkların esiri olursa, sonu felakete gider. Nefsine hakim olan, kötü alışkanlıklardan kendini uzak tutan ise selametle yoluna devam eder."

"Kafalarıyla birlikte kalplerini de beslemeliyiz"

"Tabiat boşluk kabul etmez" sözünü hatırlatan Erdoğan,  "Siz insanların kalplerini, zihinlerini boş bırakırsanız, gelir orayı her türlü kötü alışkanlık, bağımlılık işgal eder.  Biz evlatlarımızın kafalarıyla birlikte kalplerini de beslemeliyiz, mutmain etmeliyiz, doyurmalıyız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, doğum öncesinden başlayarak, her aşamada çocuğa ihtiyacı olanların verildiğini anlatarak, "Sıkıntı varsa müdahale ediyoruz, eksik varsa takviye yapıyoruz. Hep daha iyi olması için çalışıyoruz. Aynı şekilde konuşmaya, anlamaya, düşünmeye başladığı andan itibaren de sevgi ile birlikte ihtiyacı olan manevi, ahlaki terbiyeyi de çocuğa kazandırmalıyız. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğretmeden sadece fiziki, maddi ihtiyaçlarını karşılayarak büyütülen bir çocuk eninde sonunda yolunu şaşıracaktır" görüşünü dile getirdi.

(Sürecek)

Kaynak: AA

Abone Ol
Google'da Takip Et
Paylaş
Facebook'ta Paylaş! Twitter'da Paylaş! Whatsapp'da Paylaş!
title