Yunanlar, 'Amerikalıların Gizli Telgrafları' Eşliğinde Kardak Krizini Tartışıyor

Yunanlar, 'Amerikalıların Gizli Telgrafları' Eşliğinde Kardak Krizini Tartışıyor

Yunan Gazeteciler Athanasios Ellis ve Mihalis İgnatiu'nun "İmia (Kardak)- Amerikanların Gizli Telgrafları" Adlı Kitabı Satışa Sunuldu. Kitap Tanıtımı, Dün Atina'da Tecrübeli Gazeteciler Tarafından Gerçekleştirildi.

Yunanlar, 'Amerikalıların Gizli Telgrafları' Eşliğinde Kardak Krizini Tartışıyor

Yunan gazeteciler Athanasios Ellis ve Mihalis İgnatiu'nun "İmia (Kardak)- Amerikanların Gizli Telgrafları" adlı kitabı satışa sunuldu. Kitap tanıtımı, dün Atina'da tecrübeli gazeteciler tarafından gerçekleştirildi. Tanıtıma dış politikada aktif roller almış bakan ve diplomatların yanı sıra Türk-Yunan ilişkilerine meraklı kitapseverler yoğun ilgi gösterdi.


Türkiye ve Yunanistan'ı savaşın eşiğine getiren Kardak krizi, 14 yıl aradan sonra bile olsa gündemdeki yeri ile gizemini koruyor. Yeni piyasaya çıkan kitap, Kardak krizinde neler yaşandığı, Türkiye ve Yunanistan liderlerinin krizi yönetme biçimleri ile Amerikan yönetiminin savaşı önlemede oynadığı rolü "gizli belgeler" ışığında mercek altına alıyor. Kriz sırasında yapılan hatalar ve savaşın patlak vermesini engelleyen hassas müzakereler belgelere dayalı olarak irdeleniyor.


Yazarlar, uzun uğraşlar sonucu ele geçirdikleri ve büyük kısmını kapsayan 132 telgrafa kitapta yer veriyor. İki ülke ilişkilerinde rampa işlevi gören krizin öncesi ile kriz döneminde görev yapan Amerikan, Türk ve Yunan yetkililerle yapılan söyleşiler de araştırmada yer alıyor.


"KİTAP OKULLARDA OKUTULMALI"


Kitabın tanıtımı, Ege sorunu ve Türk-Yunan ilişkilerine dair görüşlerini de dile getirme fırsatı bulan Kathimerini ve Ethnos gazetelerinin genel yayın yönetmenleri Aleksis Papahelas ile Yorgos Harvalyas tarafından yapıldı. "Kardak krizi" sırasında Washington'da muhabirlik yapan Papahelas, "Kardak Yunanların bilinçaltını, Türkiye tarafından Yunan toprağının ilk defa fiili reddi biçiminde mühürledi." ifadelerini kullandı. O gece yaşananları ve nelerin yanlış yapıldığını özellikle gençlerin çok merak ettiğini belirten Papahelas, "Kardak krizine nasıl ulaşıldığı ile bayrağın nasıl oraya girdiği sorularının hâlâ cevaplanmadığını" söyledi. Papahelas, "Amerikan'ın kriz sırasında ve sonrasında Ege için bir toplantı yapılması meselesini direttiğini ve buna hazırlıklı olduğunu" savundu. Özeleştiri de yapan Papahelas, Yunan medyası ile Türk medyasının krizlere yaklaşımları ile bunu kullanma şeklini eleştirdi.


Kitabı 'çok önemli tarihi doküman' diye tanımlayan usta gazeteci, "Okullarda okutulması lazım. Bir toplumun, bir hükümetin ve bir medyanın bir krizi nasıl yönetmemeleri gerektiğine güzel bir örnek" saptamasında bulundu. "Ülke olarak bu krizden başarısızlıkla çıktık." diyen Papahelas, Ege'de en küçük bir krizde bile sorunların bir paket çözümle sağlanacağına ilişkin varsayıma kolayca sürüklendiklerini belirtti. Papahelas, kitabı özellikle dış politikada sorumlu olanlara tavsiye etti. "Kardak krizi bize ders olmadı" diyen Yunan gazeteci, "Bu kriz iki ders öğretmeli; birincisi bir kriz olmadan nasıl önlenebilir, ikincisi de bir kriz nasıl yönetilmez." şeklinde konuştu.


"KARDAK BİR YENİLGİDİR"


"Kardak krizi, Yunanistan için "büyük bir milli yenilgidir" iddiasında bulunan Ethnos gazetesi genel yayın yönetmeni Harvalyas ise, krizi "Cunta sonrası (1974) dönemin en karanlık bölümü" şeklinde tanımladı. O geceyi anlatan Harvalyas, 'o gece hiç uyumadığını, gazetenin baskılarını defalarca yenilediklerini' söyledi. Yunan gazeteci, 'Türkler Yunan toprağını aldı' haberini duyunca ayaklarının tutulduğunu belirtti. Harvalyas, bugün sadece Kardak'ın değil daha başka adaların da gri bölgeler olduğunu, ne çoban, ne balıkçı ne de tatil için birinin gitmesine izin verildiğini söyledi. Krizle birlikte artık bölgenin "gri bölgeler" olduğuna dair anlayışın yerleştiğini ifade etti.


Krizin olumlu yanını da belirten Harvalyas, "Yunanistan taşrasındaki egemenlik haklarımızdan fiili şekilde vazgeçilmiş olsa da, çarpışmadan kaçındık." dedi. 'Kitabın imasına göre Türklerin Amerikalılar tarafından cesaretlendirilmiş olabileceklerini' söyleyen Harvalyas, "O gece bir savaş çıkmış olsaydı -Türklerin tarafını tutan Amerikanları da düşündüğümüzde- nasıl sonuçlanacağını düşünemiyorum" görüşünü savundu. Ethnos gazetesi genel yayın yönetmeni, o geceyi yaşayan 12 komandonun çıkıp şu sorulara cevap vermesini istedi: "Oraya gittiklerinde Yunan bayrağını dikme emri aldılar mı? Öyleyse kimden bu emri aldılar? Nasıl oldu da Türk komandoların Kardak kayalığına çıktıklarını görmediler ya da gördüler mi? Yunan helikopteri düşerken neler hissettiler? Oradan ayrılmak için ne emir aldılar?"


İTALYA'YI ELEŞTİRDİLER


Kitabın yazarları da yaptıkları kısa konuşmalarda, kitabın serüvenini anlattılar. Athanasios, "Türk tarafı, günümüzde devam eden gerginlik yanlısı tutumuyla bu araştırmanın yapılmasına yardımcı oldu." iddiasında bulundu. Yunan tarafının o dönemde hatalar yaptığını anlatan Athanasios, ABD'nin iki tarafa eşit mesafede durma taktiği uyguladığını söyledi. Daha sonra ise iki ülke arasında diyalog kanallarının açılmasında rol üstlendiğini kaydetti. Konuşmacıların tamamı, dönemin Avrupa Birliği başkanlığını yürüten İtalya'yı eleştirdi ve Roma'nın5 gün suskunluktan sonra taraf olduğunu belirtti. Yunan medyasında Washington muhabirleri olarak çalışan iki gazeteci tarafından hazırlanan kitap, Livani yayınlarından çıktı. 17 Euro'ya satılan kitabın kapağında, Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve İsmail Hakkı Karadayı'nın da resimleri yer alıyor.


DÖNEMİN DIŞİŞLERİ BAKANI PANGALOS, 'BAYRAĞIMIZ DURSUN, YIPRANINCA YENİSİNİ DİKMEYİZ' DEMİŞ


Kitapta Amerikan Başkanı Bill Clinton'un, Kardak krizinin patlak verdiğini dönemin Başbakanı Tansu Çiller'den öğrendiği kaydediliyor. ABD, özellikle arabulucu Richard Holbrook'un telefon trafiğiyle iki ülke başbakanına devamlı baskı yaparak, savaş gemilerinin bölgeden ayrılmasını sağladığı belirtiliyor. Sorunun diplomatik yolla çözümünde "no ships-no troops-no flgas" (gemi yok - asker yok bayrak yok) formülü üzerinde mutabık kalınmış.


Kitapta en ilginç bölümlerden birini, 1996 yılında dönemin dışişleri bakanı olan ve şimdi başbakan yardımcılığı yapan Theodoros Pangalos'un 'bayrakla' ilgili ifadeleri oluşturuyor. Pangalos, Amerikan meslektaşı Warren Christopher'le 31 Ocak 1996 gecesi yaptığı görüşmede Yunan tarafının kara sularını 6 milin üzerine çıkarma düşüncesinde olmadığını söylüyor. Pangalos bunun Türk tarafını sakinleştirebileceğini ilave ediyor. Pangalos şu ifadeleri kullanıyor: "Yunan kuvvetleri 31 Ocak'ta Kardak'tan çekilecektir. Ancak bayrak kalacak. Sert rüzgarlar bayrağı tahrip edeceğini düşünüyorum. Bu durumda Yunanistan yeni bayrak dikmeyecektir."

(CİHAN)

Kaynak: CHA