Türk Tarım Orman

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Aycan Demirel - Türk Tarım Orman-sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, 'Et İthalatının, Kaçak Girişin Bir Kısmını Kayıt Altına Almaktan Öteye Gidemeyeceğini' Savundu

Aycan Demirel - Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, 'et ithalatının, kaçak girişin bir kısmını kayıt altına almaktan öteye gidemeyeceğini' savundu.

Demirci, sendikasının 13 Nolu Şubesinin 4. Olağan Genel Kurulu nedeniyle geldiği Adana'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin geçmişte tarım ve hayvancılık açısından dünyada ilk 15'te bulunduğunu, hatta 20 yıl önce kendi kendine yeten 7 ülkeden birisi olduğunu kaydetti.

Bugün gelinen noktada Türkiye'nin temel ürünlerde, ihtiyaçları karşılayamaz ve dışa bağımlı hale geldiğini belirten Demirci, 'Tarım ve Köyişleri Bakanı, bu konuda belli tropikal ülke ürünlerinin ithalini örnek gösteriyor ve 'eskiden onları üretebiliyor muyduk?' diyor. Ancak, kendi kendine yetmek, toplumu yeterli ve sağlıklı besleyebilecek ürün potansiyelini üretebilmektir. Diğer ürünler ihtiyaç karşılama değil, çeşitlendirme amaçlıdır' dedi.

Türkiye'de hayvancılığın 'SOS verdiğini' ileri süren Demirci, bunun da yeni bir olgu olmadığını, bunun için 7 yıllık geçmiş bakmak gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

'Bu durumun ilk adımı, 2003 yılında Hong Kong'da Dünya Ticaret Örgütüyle imzalanan, tarımsal desteklerin kaldırılmasını da içeren protokolle atıldı. Bundan sonra Türkiye'de temel tarım ürünlerinde çiftçinin doğrudan desteklenmesi azaldı, göstermelik hale geldi. Yani çiftçinin tembelleşmesini, üretmek yerine oturmasını teşvik eden bir sistem geldi.

2005'te ülkemizde çıkan 'kilo başına et teşviki kredi uygulaması', çiftçinin hayvanını bir an önce kestirmesi, belli bir tarihi geçerse, teşviki alamaması durumunu yarattı. Bu, Türkiye'de büyükbaş hayvan kesimini teşvik etti ve hayvancılığın önemli kıyım noktalarından oldu.'

Demirci, Türkiye'de süt hayvancılığının, damızlık havancılığın temeli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

'2007-2008 yıllarında sütte ortaya çıkan anormal fiyat düşüşü, bununla geçimini sağlayan üreticilerin belini kırdı. Zarar eden üretici, yem fiyatını yarısını karşılayamayan süt geliriyle geçinemeyeceğini anlayınca, hayvanlarını kasaplık olarak sattı.

1980'li yıllarda 84 milyon olan büyük ve küçük baş havan varlığı, bugün 41 milyona düşmüştür. Bugün gelinen noktadaki sıkıntının temelinde bu yatıyor.'

Demirci, et ithalatının kaçak girişin bir kısmını kayıt altına almaktan öteye gidemeyeceğini, bu ithalatın şu anda 'komada' olan hayvancılığa suni teneffüs yaptırma amacını taşıdığını savunarak, bir ithalat yapılacaksa, yüksek ırk özellikli, verimli ve Türkiye'ye adapte olabilecek damızlık hayvan ithalatı yapılması gerektiğini bildirdi.

- DAMIZLIK SIĞIR-

Damızlık sığırın olmadığı bir ülkede, yeni havyan neslinden bahsetmenin mümkün olmadığına dikkati çeken Demirci, şöyle devam etti:

'Bugün bakıldığında yem fiyatları aşırı yüksek ve yemde dışarı bağımlılık var. Süt endüstrisinin yavaş yavaş yabancı tekellerin eline geçmesi ve alım fiyatını kendilerine göre belirlemeleriyle, fahiş fiyatlarla tüketicinin cebine el attıkları bir sistem oluştu. Yabancıların Türk yoğurt standardına bile el attığı günümüzde, hayvancılığın yabancı ellere ve Dünya Ticaret Örgütüne, yani serbest piyasa şartlarına terk edilmesi sonucu, Kurban Bayramı yaklaşırken havyan bulunamaması durumu söz konusu oldu.'

(AYC-DLK-MTN) - ADANA

Kaynak: AA