Yarsav Başkanı Anayasa Değişikliğine Sert Çıktı
Haberler » Politika » Yarsav Başkanı Anayasa Değişikliğine Sert Çıktı - Haberler

Yarsav Başkanı Anayasa Değişikliğine Sert Çıktı

YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan.

Yarsav Başkanı Anayasa Değişikliğine Sert Çıktı

YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan.´Yapılmak istenilen bu değişiklikler bu güne kadar izlenen yöntem ve içerik itbariyle anayasal güçler ayrılığı ilkesine tamamen aykırıdır´ dedi

YARGIÇLAR ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Emine Ülker Tarhan, "YARSAV olarak biz ilan ediyoruz. Yapılmak istenilen bu değişiklikler bu güne kadar izlenen yöntem ve içerik itbariyle anayasal güçler ayrılığı ilkesine tamamen aykırıdır. Demokratik hukuk devletini yok etme, anayasal tüm güçleri bir kişinin elinde toplama sonucunu doğrucak niteliktedir. Bu nedenle biz siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini ve tüm yurtaşlarımızı, adalete, bağımsız yargıya ve doloyasıyla demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.

Edirne Demokrasi ve Emek Platformu tarafından Turkuaz Konferans Salonu'nda düzenlenen 'Anayasa değişikliği sürecinde Türkiye' konulu konferansa konuşmacı olarak YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ve CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek katıldı.Vatandaşlaris konferansa yoğun ilgi gösterdi. Konuşmacıların arkasına ise haaytını kaybeden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin merhum başkanı Prof. Dr. Türkanh Saylan'ın fotoğrafı konuldu.

Kız çocuklarının 21. Yüzyılda hala kampanyalarla okula çağrılmak zorunda bırakıldığı bir ülke ile, hukukun gürültülü kadın programları ve malzemesine indirgenerek içeriksizleştiği ve gücünün köreltildiği bir ülke düzeni ile hep birlikte karşı karşıya olunduğunu belirten YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, "Böyle bir ülke düzeni ile karşı karşıya iken 4 yıl önce Haziran 2006'da YARSAV kuruldu. YARSAV Türkiye'de özgür irade ile kurulmuş ilk yargıç derneğidir.YARSAV, yüksek bir ideal ile kurulmuştur. Bugünlere de çok zorlu bir örgütlenme mücadelesinin ardından gelmiştir. YARSAV üyeleri yüksek ideallere, bağımsızlığa değil artık beslemeciliğe ve bağımlılığa alıştırılmaya çalışılan ve özendirilen bu yapı içinde öyle paraşütle kurulu verenlere ve hiç yargıç kürsüsünde oturmadan yargıç olanlara hiç benzemez.Meşruiyetini, iktidara ve güçlüye bağlılktan değil sadece adil olma kararlılığından alır. Bu ülkedeki yargısal sürecin uzadığı, halka adaletin geç ulaştığı bazen hiç ulaşamadığını bunun da yargı politikasındaki aksaklıklardan ve yanlışlıklardan kaynaklandığını anlatmaya çalıştık. Biz bunun için kurulduk. Yargı bağımsızlığını ve halka adaletin erişimini engelleyen hükümlerin kaldırılmasını istedik.

Çözümün olanaklı olduğunu söyledik. Buna ilişkin çok detaylı çalışmalar yaptık. Raporlar düzenledik. Nasıl bir adalet komisyonu olmalıydı? Ceza infaz sistemi, Danıştay, Yargıtay, mahkemeler teşkilatı, Savcılık mesleği, soruşturma yöntemleri, adli kolluk, bu konularda kafa yorduk ve yargının daha sağlıklı işleyebilmesi için çalışmalar yaptık ve kamuoyuna sunduk."dedi.

"KAPATMA GİRİŞİMİNDE BULUNDULAR"

Çözüme katkı sağlamak istediklerini belirten Tarhan, "Zannettik ki, Avrupa standartlarını her fırsatta bize örnek olarak gösterenler bizi de dinleyecekler. Bir sivil toplum örgütü var yargının ve dinlemeliyiz diyecekler. Ancak bize, kurulur kurulmaz şunu söylediler. Hayır siz yargı bağımsızlığını savunamazsınız. Sivil örgütler değil ancak devlet savunabilir. ve bizi kapatmak için kurucu üyelerimizi veto etmek için ancak darbe dönemlerinde rastlanır şekilde girişimlerde bulundular. Hatırlayınız 12 Eylül darbesinin hemen sonrasında ikinci bir emre kadar sivil toplum örgütleri ve partiler yasa ile kapatmışlardır. Evet YARSAV'ı yasa ile kapatma girişiminde bulundular. Ancak başaramadılar. Şaka gibiydi bize yapılanlar gerçekten şaka gibiydi. Biz yargının sorunlarını biliyoruz. Biz dinleyin, çözüm üretmek istiyorsanız bizi dinleyiniz demiştik. Evet bizi dinlediler ama telefonlarımızı, derneğimizi, adliyelerimizi, yüksek yargıyı.Oysa biz başka bir yerden gelmemiştik. Bu toplumun, bu halkın çocuklarıydık. Çok uzak yurt köşelerinden, büyük şehirlere gelmiş ülke sorunlarını kendi sorunlarımız gibi bilmiş. Bu güzel ülkeye hep kendisini borçlu hissetmiştik. Kendini bu ülkenin ve halkın sahibi zannedenlerden her sözüne benim diyen başlayanlardan daha azmı seviyorduk biz bu ülkeyi.Anne ve babalarımız bu ülkeye yararlı olmamız için zorluklara katlandılar. Sorunlarımız bu toplumunkinden ayrı değildi. Onlar ne çektiyse sizler ne çekiyorsanız aynı sorunları bizde yaşıyorduk.Aslında bize söylenen her şeyi tersinden okumayı da öğrendik. Deneyimlerimizle bunu öğrendik. Aslında sivilleşmeden söz edilirken yalnızlaştırmadan söz ediliyordu."

"ÖRGÜT EVİ GİBİ DİNLEDİLER"

Tarhan sözlerini şöyle sürdürdü: "Açılımlardan, adaletten, özgürlükten söz ederken ne söylemeye çalıştıklarını deneyimlerimizle yaşayarak öğrendik. Evet, sivil örgütlenme yalnızlaştırma, etkisizleştirme demekti. Özgürlük derken tutsaklıktan, adalet derken, adaletsizlikten, yargılama derken lütfen Cihaner olayına lütfen bakınız. Aslında tutsaklıktan söz ediyormardı. Demokrasi derken bir korku krallığından söz ediyorlardı. Yani ne söylüyorlarsa ne yapıyorlarsa aslında tersinde okumak gerekiyordu. ve gerçekten de son olarak tersinden okuduğunuzda, darbe anayasasının izlerini silmekten söz ettiklerinde dehşetle irkilmemek mümkün değildi. Çünkü aslında darbe anayasasının izlerini silmek değil, darbe ruhunu güçlendirmek için yapılacağı anlaşılıyordu. Biz bu şekilde gördük bu değişiklikleri, ve böyle de oldu. Yargıtay, Danıştay, Adliye binalarını yasa dışı örgüt evleri gibi dinlediler, İzlediler. Yargıçlar hakkında hukuk dışı veri veri bankaları oluşturdular. Halka yargıyı sürekli şikayet ettiler.

"KEBABÇI BROŞÜRLERİ GİRDİ, BİZİM RAPOR GİRMEDİ MECLİSE"

Yargı kararlarını sürekli kullanarak her fırsatta ulamaya da sorulmasını önererek güç kazandırdıkları hazırlık hareketleri ile güç kazandırdılar. Sonra elverişli bir vasıta bulmaya koyuldular, Evet elverişli vasıta anayasa değişikliğiydi. Biz bunu anlatmak istedik. Milletvekilleri ile görüşmek ve raporlarımızı sunmak istedik. Yapılanın yargı üzerinden demokrasi ile oynamak olduğunu anlatmak istedik. Ancak hazırladığım raporların hiçbirisi meclise sokulmadı. Kebabçı büroşürlerinin bile sokulduğu meclise bizim hazırladığımız raporlar meclis başkanın insiyatif kullanmasıyla sokulmamıştır.

Tabiki sivil toplum örgütlerine tahammülleri vardı. Anayasa değişiklik sürecinden hemen önce kurdurulan bazı sivil toplum örgütlerine tahammülleri vardı. Sivil topluma tahmülleri vardı ama bu kesinlikle YARSAV değildi. Son süreçte elverişli vasıta kullanarak anayasa değişikliğine geldiler. Bu kalkışma ile biz sonuna kadar mücadele etmekte kararlıyız. Çünkü demokrasiye yapılmış bir kalkışma olduğunu düşünüyoruz. YARSAV olarak biz ilan ediyoruz. Yapılmak istenilen bu değişiklikler bu güne kadar izlenen yöntem ve içerik itbariyle anayasal güçler ayrılığı ilkesine tamamen aykırıdır. Demokratik hukuk devletini yok etme, anayasal tüm güçleri bir kişinin elinde toplama sonucunu doğrucak niteliktedir. Bu nedenle biz siyasi partileri, demokratik kitle örgütlerini ve tüm yurtaşlarımızı, adalete, bağımsız yargıya ve dolayasıyla demokrasiye sahip çıkmaya davet ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.Anayasa Mahkemesi'nin ve yüksek kurulun yapılanmasında tamamen bir parti insiyatifi kullanılması öngörülüyor. Yani kendilerini ileride yargılacak yargıçları seçimi ve ayıklanması gibi bir süreç yaşatılıyor ve bu anayasaya sokuluyor. Bu şekilde bir parti yargısı netice itibariyle parti devleti oluşturulmaya çalışılıyor.Demokrasilerde iktidarların sınırlı olduğu düşünülürse bu iktidarların gidişini gelişini yani el değiştirmesini anayasalar görürüz. Oysa bugün geldiğimiz noktada eğer anayasa değişikliği söz konusu olursa demokrasilerde karşılaştığımız sınırlı iktidarlar yerine sınırsız çoğunluk iktidar sürecinin hep birlikte yaşayacağız ve bu endişeyi taşıyorum.

"SİVİL ANAYASACILIK OYNAMAKTIR"

Anayasa değişiklikleri geniş katılımlı bir uzlaşma ile değiştirilebilir. Bu uzlaşma iktidarın yanı sıra muhalefet, sivil toplum ve meslek örgütleri, sendikalar, üniversiteler, ülkenin değişik kesimlerinin tartıştığı bir platformda ancak mümkündür. Böyle bir çalışmaya kimsenen karşı çıkması mümkün değildir. Ülkemiz bunu başardığnı geçmişte göstermiştir. 1995 ve 2001 anayasa değişiklikleri ile içerik ve yöntem bakımından bunların başarılabileceğini göstermiştir. Ancak bugün bize dayatılan 2010 anayasa değişikliği ise ancak darbe dönemleri dışında tarihimizde ilkkez katılım, görüşme ve uzlaşma dışlanarak tek bir parti yönetimi iradesi ile gerçekleştkirilmektedir. Bu konuda toplumsal bir uzlaşma sağlanmadıkça sivil bir anayasadan söz edemeyiz. Bu anlayışla yapılacak değişiklik ancak görünürde sivildir ve sivil anayasacılık oynamaktır. Aslında ebediyen bir darbe anayasası olmaya devam ederki, siz demokratik meşruiyet adı altında iktidar partisi çoğunluğu zemiminde bir anayasa değişikliği yapmaya kalkışır, üstüne üstlük bu değişiklikle yargıyı doğrudan hedefinize alır ve hukuk devletini, hukuk devleti olmaktan çıkartan bir anlayışla yasama ve yürütmenin güç birliği ile yargı gücünü yok etmeye ve Adalet Bakanlığı'nın bir yan kuruluşu yapmaya çalışırsanız ve bunda da ısrarlı olursanız artık o zaman bu girişiminizin meşruiyet temeline dayalı olup olmadığı tartışma konusu olur ve bazı kirli çamaşırlarda tartışma konusu olabilir bu noktada. Yargı, demokrasinin yürütme ve yasamadan ayrı bir dişlisidir ve öyle kalmalıdır. Bu müstakil dişlilik diğer dişlilerin itici bir gücü haline getirilirse kaçınılmaz olarak güçler ayrılığı ve eşitlik temeline dayalı anayasal düzenin yani demokratik hukuk devleti düzenin, yani devletin kurucu felsefesini ve rejimide değiştirmiş olursunuz. Bizim anlatmak istediğimizde budur. Rejimi değiştirmeye çalışmaktasınız ve bir sonraki anayasa değişikliğinde devletin üniter yapısana götürecek bizi. Bu anayasa değişikliği içinde zemin hazırlamış olursunuz."dedi.

Konuşmasında hükümeti eleştiren CHP Parti Meclisi Üyesi Berhan Şimşek ise, "Bu anayasa paketi sizin ve çocuklarınızı etkisi altına alacak. Bu anayasa değişikliği sizin ve çocuklarınızın gelecğini ortadan kaldırır."dedi.

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ise memurların haklarının giderek azaltıldığını ve memurun iş garantisinin kalmadığını söyledi.

Fırat KESKİNKILIÇ - EDİRNE/ DHA

Kaynak: DHA

Manşet

Haberler