Yahya Kemal Beyatlı kimdir? Yahya Kemal Beyatlı şiirleri ve eserleri nelerdir? Yahya Kemal Beyatlı'nın tüm şiirleri!

Yahya Kemal Beyatlı kimdir? Yahya Kemal Beyatlı şiirleri ve eserleri nelerdir? Yahya Kemal Beyatlı'nın tüm şiirleri!

Yahya Kemal Beyatlı kimdir? Yahya Kemal Beyatlı şiirleri ve eserleri nelerdir? Yahya Kemal Beyatlı'nın tüm şiirleri!
Haberler.com - Haberler | Gündem

Yahya Kemal Beyatlı, 136. doğum gününde de edebiyat severler tarafından sevgi, saygı ve hürmetle anılıyor. Türk Edebiyatı'nın en değerli şairlerinden biri olan Yahya Kemal Beyatlı'nın güçlü üslubu ile yazdığı eserleri günümüzde hala sevilmektedir. İşte yaşamı boyunca çok sayıda şiir yazan Beyatlı'nın edebi ve siyasi kişiliği hakkında tüm detaylar!

Yahya Kemal Beyatlı, Türk şairi ve edebi kimliğinin yanı sıra bir Türk siyasetçisidir. Söz sanatlarını ve üslubunu oldukça usta bir şekilde kullanan Yahya Kemal Beyatlı, Divan Edebiyatı'na her zaman sadıktı. Hayatı boyunca Divan Edebiyatı için eserler yazdı ve şiirlerinde aruz vezninden hiç vazgeçmedi. Türk Edebiyatı'na çok sayıda şiir bırakan Beyatlı'nın hiçbir kitabı bulunmamaktadır. Hem yaşamında hem de vefatından sonra insanlar bu konuya çok yakınmış, fakat Beyatlı hiç bu heveste bulunmamıştı. 2 Aralık 1884 yılında doğan Yahya Kemal Beyatlı'yı 136. doğum gününde saygı ve minnetle anıyoruz. Beyatlı hakkındaki tüm detaylara ve şiirlerine yazımızdan ulaşabilirsiniz!

YAHYA KEMAL BEYATLI KİMDİR?

Yahya Kemal Beyatlı 2 Aralık 1884 yılında Makedonya'nın Üsküp şehrinde dünyaya gözlerini açtı. Yahya Kemal, o zamanlar Osmanlı toprakları içerisindebulunan Üsküp'ün Rakofça Çiftliği'nde "Ahmed Agah" ismiyle dünyaya geldi. Siyasi bir dünyanın içerisine doğan Yahya Kemal'in babası eski icra memuru ve o dönemin Üsküp Belediye Başkanı Nişli Naci Bey, annesi ise Nakiye Hanım'dır. Yahya Kemal'in eğitim hayatı hiç aksamamış, tüm eğitimleri görmüştür. 5 yaşında iken 1889 yılında ilk öğrenimine bir mahalle okulunda başlamış (Yeni Mektep), daha sonra özel bir okul olan Mekteb-i Edep'e gitmiştir. Burayı tamamladıktan sonra Üsküp İdadisi'nde eğitim görmeye başlamıştır. Üsküp İdadisi'nde eğitim gören Yahya Kemal, aynı zamanda İshak Bey Camisinin medresesine gitmiş ve burada Arapça ile Farsça öğrenmiştir.

Yahya Kemal Beyatlı'nın edebiyatla ilgisi lise yıllarına uzanmaktadır. Lisede öğrenim görürken ara ara şiirler yazmaya başlayan Beyatlı, Tevfik Fikret'in önderliğinde ortaya çıkan Servet-i Fünun akımının ortaya çıkmasını sağlayan diğer şairlerinden etkisinde kalmıştır. Onlar gibi aruz vezni kullanarak dörtlükler yazmaya başlamıştır. Yahya Kemal Beyatlı ve ailesi, 1897 yılında Selanik'e göç etmişlerdir. Nakiye Hanım burada vereme yakalanmış ve daha sonra hayatını kaybetmiştir. Annesinin vefatının ardından ikinci defa evlenen Nişli Naci Bey'e tepki olarak Yahya Kemal Üsküp'e dönmüştür. Fakat burada çok uzun süre kalmaz ve Selanik'e geri döner.

Yahya Kemal Beyatlı, edebi hayatının başında yazdığı tüm şiirleri "Esrar" mahlasıyla yazmıştır. Beyatlı'nın o zaman tüm düşüncesi İstanbul'daki edebi ve düşünsel hayatın içerisinde olabilmekti. Bunun hayalini yaşayan Beyatlı, 1902 yılında lise eğitiminin devamı için İstanbul'a taşındı. Vefa Lisesi'nde eğitim görmeye başlayan Beyatlı, "Agah Kemal" ismi ile Malumat ve İrtika dergilerinde şiirler yayınlamaya başladı. Şiirlerinden sonra siyasi kimliği de ortaya çıktı ve Monarşi karşıtı görüşlerini savunduğu yazılar ve II. Abdülhamit'e karşı eleştirel söylemlerin bulunduğu yazılar yayınlamaya başladı. Dönemin ünlü Jön Türkler'ine özenen ve onlar gibi olmak isteyen Beyatlı, saray baskısından kaçmak ve kurtulmak içinFransa'da toplanan Jön Türk cephesinde yer almak istedi ve Paris'e gitti. Paris'teMeaux Koleji'nde Fransızca dalında eğitime başladı. Daha sonra 1904 yılında üniversite eğitimi için Siyasal Bilimler Fakültesi'ne girdi. Burada aldığı eğitim doğrultusunda Türk şiiri ve sanat tarihin iyice inceledi, Türklüğün öz değerleriyle ve kimlik anlayışlarıyla ilgili araştırmalar yaptı. Fransa'da kaldığı sürede şiirle ve sanatla daha çok ilgilenen Yahya Kemal Beyatlı, sanatsal faaliyetlere ilgi duymaya başladı. Daha sonra Servet-i Fünuncularla yollarını ayırdı. Fransa'da yaptığı şiir ve sanat incelemeleri sonrasında Fransız şiir türünü, unsurlarını, Türk şiirine adapte etmeyi hedefledi. Ne kadar Fransız üsluplarına yönelse de Arapça ve Farsça'dan hiçbir zaman vazgeçmedi.

Yahya Kemal Beyatlı, 1912 yılında İstanbul'a döndü. 1913 yılında Darüşşafaka'da Edebiyat ve Tarih derslerinde eğitim vermeye başladı. Daha sonra Medresetü'l Vaizin'de Uygarlık Tarihi dersleri vermeye başladı. 1915 senesi itibariyle İstanbul Darülfünun'da eğitim vermeye başlayan Beyatlı, 1923 senesine kadar burada Türk Edebiyatı, Uygarlık Tarihi ve Batı Edebiyatı dersleri vermeye başladı. Peyam Gazetesi'nde "Süleyman Nadi" mahlasıyla, "Çamlar Altında Muhasebe" başlığındayazılar yayınladı. Beyatlı, Servet-i Fünuncuların şiir anlayışının, Türkçenin altyapısını, Arapça ve Farsça düzleminde işlediğini, dile kendine özgü özelliklerini kaybettirdiğini, sözcüklerin yapısının ve dizilişinin deforme edildiğini savundu. 1918 yılında onunla aynı görüşleri savunan şair ve yazar arkadaşlarıyla toplanarak "Dergah" dergisini kurdu. Siyasi düşüncelerinden de vazgeçmeyen Beyatlı, Milli Mücadele döneminde sosyal gelişmeleri takip etti ve ulusal bağımsızlığı savundu.

Yahya Kemal Beyatlı, şiirlerini ilk defa 1918 yılında "Bulunmuş Sayfalar" ve "Yeni Mecmua" başlıkları altında yayımlamaya başladı. Edebi çevrelerce sevilen bu şiirler çoğunlukla gazel ve musiki türlerini andırıyordu. Yahya Kemal Beyatlı, "Dergah", "İnci", "Büyük Mecmua", "Yarın" ve "Şair Nedim" gibi dergilerde çok sayıda şiir yayımladı. Siyasi kimliği de önde olan Beyatlı 1922 yılında başlayan Lozan Antlaşması görüşmelerinde danışman olarak görev aldı. Beyatlı 1923 yılında Ankara'ya taşındı ve burada "Hakimiyet-i Milliye" isimli gazetede başyazar oldu. Daha sonra 1926 yılına kadar sürecek Urfa Milletvekilliği'ne atandı. 1926 yılında biten milletvekilliği görevinin ardından Varşova'ya orta elçi olarak, yine Madrid'e orta elçi olarak, Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul illerine ise milletvekili olarak atandı.

Yahya Kemal Beyatlı, 1948 yılında Büyükelçi olarak Pakistan'a gönderildi. 1 yıl sonra emekli oldu ve İstanbul'a geri döndü. İstanbul'da Park Otel'de yaşamaya başladı ve hayatı boyunca hiç evlenmedi. Son olarak Milli Reasürans şirketinde yönetim kurulu üyesi olan Beyatlı, kısa bie süre sonra bağırsak hastalığına yakalandı ve 1957'de tedavi için Paris'e gitti. 1 Kasım 1958'de hastalığı iyice ilerleyen Yahya Kemal Beyatlı İstanbul Cerrahpaşa Hastanesi'ne kaldırıldı ve burada hayata gözlerini yumdu.

Yahya Kemal Beyatlı kimdir? Yahya Kemal Beyatlı şiirleri ve eserleri nelerdir? Yahya Kemal Beyatlı'nın tüm şiirleri!

YAHYA KEMAL BEYATLI'NIN TÜM ŞİİRLERİ İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ!

YAHYA KEMAL BEYATLI ŞİİRLERİ

SESSİZ GEMİ ŞİİRİ

Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,

Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

...

AÇIK DENİZ ŞİİRİ

Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;

Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.

Kalbimde vardı 'Byron'u bedbaht eden melâl

Gezdim o yaşta dağları, hulyâm içinde lâl...

Aldım Rakofça kırlarının hür havâsını,

Duydum, akıncı cedlerimin ihtirâsını,

Her yaz, şimâle doğru asırlarca bir koşu...

Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu...

Mağlûpken ordu, yaslı dururken bütün vatan,

Rü'yâma girdi her gece bir fâtihâne zan.

Hicretlerin bakıyyesi hicranlı duy

..........

SİSTE SÖYLENİŞ ŞİİRİ

Birden kapandı birbiri ardınca perdeler

Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye nerdeler?

Som zümrüt ortasında, muzaffer, akıp giden

Firuze nehri nerde? Bugün saklıdır, neden?

Benzetmek olmasın sana dünyada bir

..........

SES ŞİİRİ

Günlerce ne gördüm ne de kimseye sordum,

'Yarab! hele kalp ağrılarım durdu!' diyordum.

His var mı bu alemde nekahat gibi tatlı

Gönlüm bu sevincin heyecanıyla kanatlı

Bir taze bahar alemi seyretti felekte,

Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te,

Akşam!.. Lekesiz,,saf, iyi bir yüz gibi akşam!..

Ta karşı bayırlarda tutuşmuş ik

..........

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title