Van Valisi ve Cumhuriyet Savcısı Hakkında Suç Duyurusu
Haberler » Güncel » Van Valisi ve Cumhuriyet Savcısı Hakkında Suç Duyurusu - Haber

Van Valisi ve Cumhuriyet Savcısı Hakkında Suç Duyurusu

Şefkat Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, 6 Aralık'ta Konya'da öldürülen öğretmen Gülşah Göktürk'ün ölüm olayı ile ilgili görevini ihmal ettiğini ileri sürdüğü kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu.

Van Valisi ve Cumhuriyet Savcısı Hakkında Suç Duyurusu

Şefkat Der Genel Başkanı Hayrettin Bulan, 6 Aralık'ta 'da öldürülen öğretmen Gülşah 'ün ölüm olayı ile ilgili görevini ihmal ettiğini ileri sürdüğü kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulundu. Hayrettin Bulan, Konya'da Kayalıpark'taki PTT şubesi önünde yaptığı basın açıklamasının ardından suç duyurusu ve protesto mektuplarını Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, TBMM, İçişleri Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Konya ve Cumhuriyet Savcılıkları'na gönderdi.

Geçtiğimiz perşembe günü öğretmen olarak görev yaptığı Van'dan Konya'ya gelen Gülşah Göktürk, eski arkadaşı olduğu öne sürülen Hakan Başar tarafın kafasına kurşun sıkılarak öldürülmüştü. Öğretmen , eski erkek arkadaşı Hakan Başar'ın kendisini ölümle tehdit etmesi üzerine 1 Ekim 2012 günü Van Cumhuriyet Başsavcılığı'na gidip, ölümle tehdit edildiğini ve can güvenliğini olmadığını belirterek, koruma talebinde bulunduğu ortaya çıkmıştı.

Şefkat Der Genel Başkanı Bulan, öldürülen öğretmen Aktürk'ün ölüm tehdidi aldığını savcılık ve valiliğe yazılı olarak bildirmesine karşın kendisine koruma verilmediği, potansiyel katilin takibe alınıp silahına el konulmadığı, evinin aranmadığı için kamu görevlilerinin görevini ihmal ettiğini öne sürdü.

Gülşah Aktürk'ün göz göre göre devlet yetkililerinin ihmali nedeniyle katledildiğini iddia ederek "Aslında Gülşah öğretmeni öldüren katil tek başına değildi. Katilin yanında Van Valisi, Vali Yardımcısı, Van Savcısı, Van Milli Eğitim Müdürü, Van Emniyeti vardı. Katili tutuklamayanlar vardı, katilin üzerinde arama yapmayanlar vardı, silahına el koymayanlar, evine, arabasına bir kez olsun bakmayanlar vardı. Van'dan Konya'ya kadar öldürmeye gelirken katilin cep telefonu sinyalleriyle takip etmeyen tüm emniyet yetkilileri vardı. Gerekli talimatı vermeyen savcılar vardı. Doğru düzgün yasa çıkarmayan Meclis vardı, milleti panik butonu safsatasıyla kandırmaya çalışan yetkililer vardı. Katil aslında devletin ta kendisiydi. Tüm bunlar yüzünden Gülşah öğretmenin son sözü 'baba beni kurtar' oldu. Babasının gözleri önünde kanları sokağa aktı, şehit oldu." dedi.

Ölüm tehdidi eden kişilerin tutuklu yargılanması gerektiğini söyleyen Hayrettin Bulan, mahkemelerin katillere tahrik ve iyi hal indirimi yapmasının katillere cesaret verdiğini öne sürdü. Kadın cinayetlerinin önüne geçebilmek için acilen yeni bir yasa çalışması yapılması gerektiğine değinen Hayrettin Bulan, şunları söyledi: "81 şehirde cinayete kurban olacak kişilerin isimleri savcılıklarda var. Defalarca öldürüleceğim diye başvurmuşlar. Katillerin de adları var. Ama maalesef devlet yetkilileri 'Öyle bir durumda polisi telefonla arayın' diyor. O anda kurşun sıkılırken o genç kız nasıl polisi arayacak? Panik butonu olsa bile nasıl basacak? Polis kaç dakikada gelecek? Bunlar göz önüne alınarak potansiyel katillerin tutuklu yargılanmasıyla ilgili acilen bir yasa geçmeli. Artı mahkemeler ölümle tehdit vakalarında şiddet olaylarında potansiyel katili tedbir amaçlı tutuklasın. Sen potansiyel katili tutuklamıyorsun, ihbarda bulunana koruma vermiyorsun, resmen öldür diyorsun. Öldürdükten sonra da mahkemeye çıkan katile tahrik indirimi yapıyorsun, iyi hal indirimi yapıyorsun. Katillere bu cesareti veren kim, gerçek katil kim?"

Şefkat Der'e sığınan şiddet mağduru kadınlarla birlikte basın açıklamasını yapan Hayrettin Bulan, suç duyurusu ve protesto mektuplarını PTT'ye teslim etti.

Kaynak: CHA

Manşet

Haberler