Vakıf Haftası ve Restorasyonu Tamamlanan 250 Eserin Toplu Açılışı

Vakıf Haftası ve Restorasyonu Tamamlanan 250 Eserin Toplu Açılışı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemiz maalesef bir dönem vakıf eserlerinin korunması noktasında büyük ihmalkarlıklara, hatta ihanete varan aymazlıklara şahit olmuştur.

Vakıf Haftası ve Restorasyonu Tamamlanan 250 Eserin Toplu Açılışı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ülkemiz maalesef bir dönem vakıf eserlerinin korunması noktasında büyük ihmalkarlıklara, hatta ihanete varan aymazlıklara şahit olmuştur. Özellikle tek parti CHP'si döneminin bu meselede sabıkası kabarıktır. Türkiye'nin bu talihsiz yıllarında pek çok vakıf eseri talan edilmiş, gasp edilmiş, kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Tarihiyle, kültürüyle, milletin kadim değerleriyle kavgalı bu zihniyet ecdadın emanetine de ihanet etmiştir." dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Vakıf Haftası ve Restorasyonu Tamamlanan 250 Eserin 7 Bölgeden Canlı Bağlantılı Toplu Açılış Töreni"nde katılımcılara hitap etti.

Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, katılımcıları tören dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde misafir etmekten duyduğu bahtiyarlığı dile getirdi.

"Vakıf Kuran Kadınlar" temasıyla düzenlenen Vakıf Haftası'nı da kutlayan Erdoğan, hafta dolayısıyla düzenlenecek etkinliklerin güçlü vakıf geleneğinin ve kadınlar tarafından kurulan vakıfların daha iyi anlaşılmasına ve yaşatılmasına katkı sağlayacağına inandığını belirtti.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Kadınlarımızın eğitim öğretim, sağlık, din ve kültür alanında hayata geçirdiği vakıflar yüzyıllardır Müslümanların ayak bastığı topraklara ab-ı hayat oluyor. Divriği Ulu Cami'den Mardin Hatuniye Medresesi'ne, Ankara'da Melike Hatun Camisi'nden Kayseri Gevher Nesibe Şifahanesi'ne, Kudüs'te Hürrem Sultan İmarethanesi'nden Mekke, Medine ve Mısır'daki Gülnuş Emetullah Cami çeşme ve hastanesine binlerce eser, coğrafyamızın dört bir köşesinde halen insanlığı hizmet veriyor. Ben bu vesileyle 'Hayrun nas men yenfeun nas.' ilkesini kendilerine şiar edinerek, bu yolda gayret eden, 'İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olanıdır' emrine uyarak vakıf kuran, hayır yapan, geride insanlığa faydalı eserler bırakan bütün vakıf sahiplerine teşekkür ediyor, beka alemine irtihal edenlere ise Allah'tan rahmet niyaz ediyorum."

Vakıf kurmak ve eser inşa etmek kadar bunları yaşatmak ve gelecek nesillere en güzel şekilde teslim etmenin de önemine vurgu yapan Erdoğan, "İlk vakıf sahibinin biz kullanıcılar üzerinde hakkı vardır. Her vakfiye aynı zamanda bizlere tevdi edilmiş bir emanettir. Emanete sahip çıkmak ise bizim inancımızın, itikadımızın bir gereğidir." ifadesini kullandı.

Herkesin vakıf eserlerine ihtimam göstermesi, onları koruması ve vakıf senetlerine mütenasip bir şekilde kullanmasının şart olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bu konuda yakın zamana kadar çok iyi bir imtihan verilmediğini görüyoruz. Ülkemiz maalesef bir dönem vakıf eserlerinin korunması noktasında büyük ihmalkarlıklara, hatta ihanete varan aymazlıklara şahit olmuştur. Özellikle tek parti CHP'si döneminin bu meselede sabıkası kabarıktır. Türkiye'nin bu talihsiz yıllarında pek çok vakıf eseri talan edilmiş, gasp edilmiş, kaderiyle baş başa bırakılmıştır. Tarihiyle, kültürüyle, milletin kadim değerleriyle kavgalı bu zihniyet ecdadın emanetine de ihanet etmiştir. Asırlara meydan okuyan yüzlerce cami satılmış, kiraya verilmiş ya da müze, depo, ahır olarak kullanılmıştır." diye konuştu.

"Hınç kültürünün altında yatan sebep ideolojik bağnazlık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazı yazarların bu dönemde kapatılan cami sayısının kayıt altına alınandan çok daha fazla olduğunu bildirdiklerini anımsatarak, şunları söyledi:

"Ecdat mirasına bilhassa da vakıf eserlerine yönelik bu hınç kültürünün altında yatan temel sebep ise ideolojik bağnazlıktır. Bu bağnazlığın bir sonucu olarak tek parti döneminde binlerce yıla sari kültür hazinemiz bir gerilik numunesi olarak yaftalanmıştır. Aynı çevreler kıymetini bilemedikleri bu mirasın kati bir tasfiyeye tabi tutulması gerektiğine inanmışlardır. Arapça ezanı yobazlık emaresi olarak gören, bunun için de 18 yıl boyunca semalarımızdan eksik edenler camileri de ihtiyaç fazlası bahanesiyle satışa çıkarmışlardır. Bu satış furyasından maalesef okkası 3 kuruşa Bulgaristan'a satılan Osmanlı arşivleri de nasibini almıştır. Çoğu birbirinden değerli arşiv belgelerinden oluşan sözüm ona hurda kağıtlar bugün Sofya Kütüphanesi'nin en nadide, en muteber eserlerini oluşturuyor. Bu CHP zihniyeti bu, bunlarda böyle tarih, kendilerine yönelik sanat, kültür, bunları korumak böyle bir şey söz konusu değil. Kıymeti kendinden menkul bir çağdaşlık adına hurdaya çıkarılan o kağıtlar Osmanlı tarihine ışık tutan belgeler olarak şu anda baş tacı ediliyor."

"Yüreğimiz parçalanıyor"

Türkiye'den talan edilmiş ecdat yadigarlarına Avrupa'nın birçok ülkesinde de rastladıklarını belirten Erdoğan, "Ecdadın emaneti olan eserlerin nasıl tarumar edildiğini gördükçe inanın yüreğimiz parçalanıyor. Geçmişi ülkemizle mukayese kabul etmeyecek kadar kısa ülkelerin 50-100 yüz senelik eserlerine gösterdikleri ihtimama şahit oldukça üzüntümüz bir kat daha artıyor. Yurt dışı seyahatlerimiz bize diğer hususlar yanında tek parti zihniyetinin ülkemize verdiği zararların boyutlarını da gösteriyor. Tarihten intikam almayı, milleti zorla, baskıyla dönüştürmeyi hedefleyen bu anlayışın milli bünyemize verdiği tahribatı daha iyi idrak ediyoruz. Bu seyahatler vesilesiyle tek parti diktasının kültürde, eğitim öğretimde, siyasette, sosyal ve beşeri alanlarda ne kadar büyük bir enkaz bıraktığını daha iyi görmüş oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, dünyanın giderek kültürel bir çoraklaşmaya maruz kaldığının altını çizerek, bu dönemde ancak geçmişten bir medeniyet birikimi ve geleceğe ilişkin bir medeniyet tasavvuru olan toplumların özgürlüklerini koruyabileceğini vurguladı.

Bunu başaramayanların milyarları bulan insan toplulukları arasında kaybolup gideceğine işaret eden Erdoğan, "Biz hem kadim bir medeniyet birikimine sahip hem de güçlü medeniyet tasavvurumuzu hala kaybetmemiş bir milletiz." dedi.

"Çözüm teknoloji ile savaşmak değil teknolojinin imkanlarını kullanmak"

"Medyanın, iletişimin, internetin, popüler kültürün bünyemizde yol açtığı ağır hasarların farkındayız." ifadesini kullanan Erdoğan, buna rağmen umutlu olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, "Çünkü sahip olduğumuz hazine öylesine büyük ve öylesine hacimli ki biraz önce de ifade ettiğim gibi tüm yağmalara, tüm tahriplere rağmen hala bizi ayakta tutmaya gücü yetiyor." diye konuştu.

Medeniyetimizin müdafaası ve ihyası için çözümün teknolojiyle savaşmak değil teknolojinin imkanlarını kullanmak olduğunu kaydeden Erdoğan, "Arşivlerimizden kütüphanelerimize, müzelerimizden mahalli değerlerimize kadar medeniyetimizin tüm maddi varlıklarını teknolojinin yardımıyla kayıt altına alıyor herkesin bilgisine sunuyoruz." ifadesini kullandı.

(Sürecek)