Üzeltme)

Üzeltme)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Muharrem Ayı İftar Yemeğinde 'Birlik ve Beraberlik' Mesajları Vererek, "Aynı Kaynaktan Su İçen, Aynı Kıbleye Yönelen, Aynı Vahdet İklimini Soluyan İnsanlar Olarak Herkese Düşen, Tarihin Veballerini Birbirimizin Üzerine Yıkmamak Olmalıdır. Bu Yanlışa Düşmemiz Halinde Kendimize de, İnancımıza da, Milletimize de, Devletimize de, Gelecek Nesillerimize de Büyük Haksızl...

Üzeltme)

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Muharrem ayı iftar yemeğinde 'birlik ve beraberlik' mesajları vererek, "Aynı kaynaktan su içen, aynı kıbleye yönelen, aynı vahdet iklimini soluyan insanlar olarak herkese düşen, tarihin veballerini birbirimizin üzerine yıkmamak olmalıdır. Bu yanlışa düşmemiz halinde kendimize de, inancımıza da, milletimize de, devletimize de, gelecek nesillerimize de büyük haksızlık etmiş oluruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Abdal Musa Vakfı tarafından organize edilen ve AK Parti İstanbul Milletvekili Reha Çamuroğlu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen Muharrem ayı iftar yemeğine katıldı. Bilkent Otel'de düzenlenen iftar yemeğinde çok sayıda bakan ve AK Parti milletvekili de yer aldı. Bu iftara katılan ilk başbakan olan Erdoğan, konuşmasında sık sık 'birlik ve beraberlik' mesajları verdi. Hz. Ali'nin sözlerinden alıntılar yapan Erdoğan, konuşması sırasında Bektaşi selamı da verdi. Konuşmasına 'Sevgili canlar'

diye başlayan Erdoğan, sözlerini 'Bir olalım' mesajıyla tamamladı.

"Bizler tarihte ve bugün birlikte ortak bir medeniyet inşa etmenin onurunu, istiklalin hazzını, şerefini birlikte hisseden modern Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşlarıyız" diyen Başbakan Erdoğan, şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'den de alıntı yaparak, "Siz biz ayrımı olmadan hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz, kardeşiz. Bizler şair Hasan Hüseyin Korkmazgil'ın dediği gibi acıyı bal eylemeyi bilmiş bir milletiz. Burada da acıyı bal eylemek için bulunuyoruz. Bundan sonra da Allah'ın izniyle birbirimizi daha da

aydınlatmak üzere bu ruhla medeniyet yolundaki yürüyüşümüzü sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Alevi-Bektaşi kültürünün Anadolu'nun eşsiz zenginliklerinden biri olduğuna işaret eden Erdoğan, bu kültürün bu toprakların özünde, mayasında olduğunu söyledi. Erdoğan, "Bu öz, bu maya hepimize çalınmıştır. Yolumuz birdir, istikametimiz birdir, rehberimiz birdir, dolayısıyla menzilimiz birdir. Zira asıl olan istikamettir, yoldur. Yol kavramının bu zengin kültür haritamız içindeki özel anlamını çok iyi biliyoruz.

Bu yolda öfke, ayrılık gayrılık, senlik benlik yoktur, sadece biz vardır. Aziz milletimizin asırlarca bozulmayan kimyasının, kardeşlikle yoğrulan hamurumuzun bugünkü meselelerimizi de aşacak kadar kudretli öze sahip olduğundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır" dedi.

"TÜRKÜLERİMİZDE AYNI ACININ NEFESİ VAR"

Politik mülahazaların, ideolojik analizlerin ve hariçten yapılan kasıtlı müdahalelerin birbirinde erimiş yürekleri ayrıştırmaya muktedir olmadığını, olamayacağını vurgulayan Erdoğan, siyasetin görevinin halkın bir bütün olarak ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak, temel hak ve hürriyetlerini koruma altına almak olduğunu kaydetti. Devletin görevinin toplumun bir parçası olan farklılıkları tanımlamak değil, bunları tanımak ve anlamaya çalışmak olduğunu ifade eden Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin

anayasadaki tanımıyla bütün inanç gruplarına, mezheplere, dini inançlara eşit mesafede durmak zorunda olduğunu anımsattı. Erdoğan, birlik ve beraberlik çağrısı yaptığı konuşmasında şunları söyledi:

"Hikmetini, ilhamını, irfanını Ahmet Yesevi'den, Mevlana'dan, Hacı Bektaş-ı Veli'den, Yunus Emre'den, Pir Sultan Abdal'dan alan bir milletiz. Yaradılanı yaradandan ötürü sevmek, bizim en temel şiarımızdır. Türkülerimizde, deyişlerimizde aynı acının, aynı sevincin sesi, sedası ve nefesi vardır. Türkiye'nin gücü, inanın tam da buradadır. Bizi biz yapan budur. Bu zengin renklerin ebedi ahengidir. Birbirine inanan, dayanan, birbirini güzelleştiren zenginliğimizi eksiltmeden yolumuza devam etmek zorundayız.

Yüz yüze olmak zorundayız. Birbirimiz anlamak, tanımak, sahiplenmek zorundayız, Birbirine empati ile, hoşgörü ve sevgi ile bakanlar birbirini öteki kılamazlar. Kalplerimizin arasına nifak sokmak isteyenlere fırsat vermemek zorundayız."

ALEVİLER'İ RENCİDE EDEN DİZİYİ KINADI

Başbakan Erdoğan, konuşmasında Almanya'da devlet televizyonunda yayınlanan ve Aleviler'i rencide eden diziye de sert tepki gösterdi. Almanya'daki televizyon kanalında atılan iftiranın, mukaddes aile değerlerine yapılan saldırının kendilerini can evinden vurduğunu ifade eden Erdoğan, durumun çok talihsiz ve üzüntü verici bir olay olduğunu söyledi. Diyanet İşleri Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın bu menfur hadiseye tepki verdiğini anlatan Erdoğan, "Bir kez daha bu olayı ve benzer girişimleri şiddetle

telin ediyorum. Kendileriyle de buluştuğumda bunu yine tartışacağım. Türkiye'ye zarar vermek isteyenler, Türkiye'yi dara düşürmek isteyenler önce bizim aramızdaki sevgi bağlarını zayıflatmak istediler. Kalplerimizi soğutmak istediler. Bizim zaafa düşmemizden kendilerine güç devşirmek için bu bereket sofralarımızı, bu gönlü çok gördüler. Ama buna muvaffak olamadılar, olamayacaklar" diye konuştu.

HZ. ALİ'DEN ALINTILAR YAPTI

"70 milyon insanımız adına açık ve net söylüyorum, asırlardır bir kalp gibi aynı bedeni, aynı ruhu canlı tutan bu milletin ahengi asla bozulmayacaktır" diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kalplerimizi soğutmaya, senlik benlik davasıyla gönüllerimizin ayrışmasına, hoyratı deyişten, nefesi ilahiden, mersiyeyi kasideden, horonu halaydan ayrı gayrı düşürmeye kimse muvakkaf olamadı, olamayacaktır. Kaldı ki bizim bu ülkede külfeti de nimeti de beraberce göğüslemek gibi güçlü irademiz var. Bunu daha da güçlü kılmaya çalışarak, aynı güzel geleceğin hep birlikte tesisini aynı rüyalarla sağlayacak ve bu geleceğe beraber yürüyeceğiz."

Davetlilere 'Can dostlarım' diye hitap eden Başbakan Erdoğan, tarihten gelen bazı emsallerin, bazı düğüm noktalarının gündeme gelebileceğini, bunlar içinde yürek sızlatan noktalar da olabileceğini söyledi. Erdoğan, bu meselelerin müphem, belirsiz kalan taraflarının bir kısmının ilahiyat alimlerinin; bir kısmının tarih bilginlerinin, bir kısmının sosyologların, sanatçıların meseleleri olabileceğini ancak sadece onların meselesi olarak görmediklerini bildirdi. Alimlerin, bilgilerin, araştırmacıların tarihi

olayların aydınlatılmasına daha çok ışık tutabileceğine dikkati çeken Erdoğan, konuşmasında Alevi kültürünün klasik eserlerini yayınlayan Diyanet İşleri Başkanlığı'nı da kutladı. Erdoğan, bilimin önemine vurgu yaparken Hz. Ali'nin 'Bilen ile bilmeyen bir olur muı' sözlerine ve 'Bilimin yolundan gidilmeyen her yol karanlıktır' diyen Hacı Bektaş-ı Veli'nin sözüne atıfta

bulundu.

Her toplum için 'tarih keşke başka bir mecrada aksaydı' denilen gerçekler olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

"İşte geriye doğru bu ortak acılarımızdan biri var ki yüzyıllardır yüreğimiz yanar, dağlanır. Öyle büyüklerimiz, mana öncülerimiz var ki bu topraklarda isimlerini duyup da yanmayan yoktur. Dünyevi iktidar hırsı görmesi gereken gözlere mil çektiği için Hz. Fatıma anamızın ciğerparesi Hz. Hüseyin bile hunharca şehit edilmiştir. Hz. Hasan ve Hüseyin, Peygamber Efendimiz'in 'cennet çouklarının efendileri' diye övdüğü ve haklarında da 'Allahım ben onları seviyorum. Allahım sen de sev' diye dua ettiği, adlarını

bizzat kendisinin koyduğu çok sevgili torunlarıdır. Kerbela'da yaşanan şehadet, Ehli Beyt'i seven bütün müminleri derinden yaralamıştır. Ehli Beyt, sevgili peygamberizin mutlu yuvasında yetişmiş, onun sevgi dolu gönlünden feyz almış model şahsiyetlerdir. Her biri bir yıldızdır. Onların muazzez ruhlarına birer fatiha göndermek, manevi huzurlarında kendi muhasebimizi yapmak üzere buradayız. Bu birlikteliıimizin hayra vesile olması en büyük arzumuz."

"YÜREKLERİ BİRLEŞTİRMEK EMEK İSTER"

Erdoğan, bütün meselenin, kimsenin birbirine doıruları dayatmadan, medeni bir ülkenin vatandaşları olarak birbirinin hukukunu korumak olduıunu kaydetti. Aynı kaynaktan su içen, aynı kıbleye yönelen, aynı vahdet iklimini soluyan insanlar olarak herkese düşenin, tarihin veballerini birbirinin üzerine yıkmamak olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bu yanlışa düşmemiz halinde kendimize de, inancımıza da, milletimize de, devletimize de, gelecek nesillerimize de büyük haksızlık etmiş oluruz" uyarısını yaptı. Erdoğan,

hükümet olarak milletin huzuru, selameti, birlik ve beraberliği için azami çaba içinde olduklarını belirterek, kusursuz ve mükemmel olma iddiasında olmadıklarını vurguladı. Tüm vatandaşların mutlu yaşamasının en büyük dilekleri olduğunun altını çizen Erdoıan, "Zaten aramızdaki ortak kelimenin kalplerimizi bir kılan birlik ilkesinin buna mani olduğuna eminim. Bütün mesele, cumhuriyetimizin şimdiye kadarki kazanımlarını koruyarak birlikte medeniyet yolunda yürümektir. Bunun yolu da sevgiyle, samimiyetle,

gönüllerimizi, kalplerimizi birbirimize açmak, diyalog irtibat kapılarını kapatmamaktır. Bir duvardan bir tuıla düşürmek kolaydır ama bir duvarı örmek zordur. Nifak kolaydır, ayrılık gayrılık kolaydır ama yürekleri birleştirmek zordur, büyük emek ister, sürekli alın teri ister" diye konuştu.

Birlik ve beraberliğin siyaset üstü bir mesele olduğuna vurgu yapan Başbakan Erdoğan, konuşmasının sonunda şunları kaydetti:

"Bugün de, yarın da millet olma bilincimizi güçlü ve yüksek tutmak zorundayız. Bu irade, kardeşlik hukukumuzu derinleştirmemizi gerektiriyor. Aramızdaki hukuk ebedi olduğuna göre, biz bu hukuka sahip çıktıkça kimse aramıza tefrika sokamaz, sokamayacaktır. Acıyı bal eylemek, senlik benlik davasından vazgeçmek, nefsini dara çekmek, meydan yerine gelmek kolay deıildir. Bütün zorlukları birlik iradesiyle beraberce aşacaıız. Bu hayırlı başlangıçlar inşallah bizim tahminlerimizin ötesinde yeni hayırlara vesile

olacaktır. Duygu birliğimiz, yakın zamanda çözümünü zor zannettiğimiz sorunlarımızın çözümün ne kadar kolay olduğunu gösterecektir. Yeter ki hepimiz birlik içinde yüzyüze olalım. Yeter ki bu ülkenin hiçbir evladı diğerine karşı önyargılı olmasın. Nesillerimizin emniyet ve güven içinde yaşaması için, ülkemizin, milletimizin bekası için muhabbetimizi, sevdamızı çok arttıralım."

Aşık Veysel'in 'Değil miyiz hep bir gardaş, bizi yakar, bizim ataş. Söndürmektir tek çare' sözüne atıfta bulunan Erdoğan, "Allah sabrımızı, metanetimizi arttırsın, birlik ve beraberliğimizi, kardeşliıimizi ebedi kalsın. Gelin canlar, bir olalım. Diri olalım, iri olalım" dedi.

(DA-OK-Y)