Uluslararası Zeytindağı Barış Ödülleri Töreni

Uluslararası Zeytindağı Barış Ödülleri Töreni

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın geleceğini, Filistin ve Kudüs meselesinde verdiği imtihanda elde edeceği neticenin belirleyeceğini belirterek, "Bunda hiç şüphe yok. Şayet bu imtihandan alnımızın akıyla çıkabilirsek insanlık olarak geleceğimize güvenle ve umutla bakabiliriz.

Uluslararası Zeytindağı Barış Ödülleri Töreni
07.05.2018 14:07 | Son Güncelleme: 07.05.2018 14:07

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, insanlığın geleceğini, Filistin ve Kudüs meselesinde verdiği imtihanda elde edeceği neticenin belirleyeceğini belirterek, "Bunda hiç şüphe yok. Şayet bu imtihandan alnımızın akıyla çıkabilirsek insanlık olarak geleceğimize güvenle ve umutla bakabiliriz. Tam tersi olursa o zaman hakların, özgürlüklerin, ahlaki ve vicdani tüm ölçülerin olmadığı veya ortadan kalktığı, zulmün hakim olduğu karanlık bir gelecek bizi bekliyor demektir." dedi.

Erdoğan, Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen Uluslararası Zeytindağı Barış Ödülleri Töreni ve "Kudüs'ün Son Yüzyılı" belgeselinin galasına katıldı.

Yıllardır zulme uğrayan, evlerinden, yurtlarından zorla uzaklaştırılan, hak ve özgürlükleri ellerinden alınan, yaralanıp gazi olan, yakınları can verip şehitlikle şereflenen Filistinlilere selam ve sevgilerini gönderen Erdoğan, "Bir kez daha davalarını davamız, mücadelelerini mücadelemiz, direnişlerini direnişimiz bildiğimiz Filistinli kardeşlerimize sonuna kadar yanlarında olduğumuzun mesajını, müjdesini iletmek istiyorum." diye konuştu.

Erdoğan, Uluslararası Zeytindağı Barış Ödülleri takdim edilecek, çizgileriyle zulme meydan okuyan merhum Naci El Ali adına dostu, gönüllü çalışmalarıyla hayatını Filistin davasına adayan Endonezyalı Nur Fitri'ye, batıdaki tüm vicdanlı insanların temsilcisi olarak İsveç'ten Kudüs'e kadar yürüyen Filistin davasının sesi Benjamin Ladraa'ya, genç yaşında haksızlığa ve zulme direnirken İsrail buldozerleri tarafından alçakça katledilen Rachel Corrie'nin anne ve babasına şükranlarını sundu.

Filistin ve Kudüs meselesinin sadece bir milletin, bir coğrafyanın ve bir şehrin davası olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Maruz kaldıkları zulümler, katliamlar, haksızlıklar sebebiyle Filistinlililer, dünyadaki tüm mazlumların sembolüdür. Tarih boyunca Musevilerin, Hristiyanların ve Müslümanların kutsal şehri olan Kudüs ise insanlığın ortak değerler etrafında toplanabilme idealinin sembolüdür. Dolayısıyla Filistin'i ve Kudüs'ü savunmak kadim insanlık tarihi boyunca iyi olan, güzel olan, doğru olan, hak olan ne varsa hepsini de savunmak demektir.

Burada farklı dillerden, farklı kültürlerden, farklı coğrafyalardan bireyler olarak bir aradayız. İnsanlığın geleceğini, Filistin ve Kudüs meselesinde verdiği imtihanda elde edeceği netice belirleyecektir. Bunda hiç şüphe yok. Şayet bu imtihandan alnımızın akıyla çıkabilirsek insanlık olarak geleceğimize güvenle ve umutla bakabiliriz. Tam tersi olursa o zaman hakların, özgürlüklerin, ahlaki ve vicdani tüm ölçülerin olmadığı veya ortadan kalktığı, zulmün hakim olduğu karanlık bir gelecek bizi bekliyor demektir. Çünkü Filistin'de özellikle Kudüs'te yaşananlar zalimlerin zulümlerini meşrulaştırma, hatta kurumsallaştırma çabasından başka bir şey değildir. İsrail yönetiminin yakın zamanda kendi topraklarına sahip çıkmaktan başka hiçbir suçları olmayan Filistinlilere karşı uyguladığı şiddet, zalimlerin cüretinin her geçen gün arttığını gösteriyor. Bu saldırılarda onlarca şehit ve binlerce yaralı veren Filistinlilerin yaşadıkları karşısında uluslararası toplumun sergilediği kayıtsızlık hiçbir halkın, hiçbir bireyin güvende olamayacağı bir geleceğin işaretidir."

"Uluslararası toplumun riyakarlığı artık tahammül edilemez bir boyuta ulaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın özellikle barış merkezi olması gereken Filistin'in ve Kudüs'ün adını zulümle yan yana yazan İsrail yönetiminden iki cihanda da davacı olacaklarını vurgulayarak, "Filistin ile birlikte Suriye'de yaşananlar, bize acı bir gerçeği gösterdi. Biz bunları iyi tanıdık, iyi tanıyoruz, iyi biliyoruz, hatta ve hatta ikili görüşmelerde onların bize söylediklerini unutmamız mümkün değil. Bunlarda ne insani ne vicdani asla öyle bir karakter, öyle bir cibilliyet yok." diye konuştu.

Uluslararası toplumun, özellikle de görevi barışı ve güveni temin etmek olan uluslararası kuruluşların riyakarlığının artık gizlenemeyeceğini, saklanamayacağını, daha önemlisi tahammül edilemez bir boyuta ulaştığını vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu çarpıklığa karşı itirazımızı biz 'Dünya beşten büyüktür' diyerek dile getiriyoruz. Dünyadaki tüm ülkelerin güvenliğini sadece 5 ülkenin çıkarına ve hatta keyfine bırakan bir sistemin sürdürülebilirliği yoktur. Artık Birleşmiş Milletler'in reforme edilmesi olmazsa olmazdır. Kesinlikle reforme edilmesi şarttır. Dünya ikinci dünya savaşının şartlarında yaşamıyor. Artık bunlar tarih oldu, geride kaldı. Öyleyse şimdi Birleşmiş Milletleri reforme etmek, reforme etmek suretiyle yeniden bir Birleşmiş Milletler yapısını ortaya çıkarmak gerekiyor. Türkiye olarak bu çarpıklığın düzeltilmesi konusunda bir yol açmak için harekete geçtik. Görüştüğümüz tüm dünyadaki liderlere hep bunu anlatıyoruz. Tabii bu 5 ülkenin işine gelmediği gibi diğer dünyadaki liderler de korkuyorlar, çekiniyorlar. Böyle bir şeye tevessül edersek acaba akıbetimiz ne olur. Çünkü hepsinin öyle veya böyle bu 5 ülkeden çıkarları var. Birisi sağdan, birisi soldan. Hepsi bir yerden bağlı. Hamdolsun bizim böyle bir bağlantımız yok. Biz sadece Hak'a bağlıyız, sadece halkımıza bağlıyız. Onun için de doğru neyse, bunu son nefesimizi verene kadar savunacağız. İnsanlığın tamamına hizmet edecek bir uluslararası güvenlik mimarisi kurulana kadar inşallah bu mücadelemizi sürdüreceğiz."

"Filistin davası kadınların omuz vermesiyle zafere ulaşacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül törenin de düzenleyicisi olan Kudüs Platformu'nun kadınların öncülüğünde kurulduğunu belirterek, bir meseleye kadınlar sahip çıkmışsa başarı yolunun yarısının kat edilmiş demek olduğunu söyledi.

Filistin davasının kadınların da omuz vermesiyle yükseleceğini ve zafere ulaşacağını dile getiren Erdoğan, ödül verilen isimler arasında da her biri birer irade, cesaret, azim sembolü olan kadınların öne çıktığını kaydetti.

Erdoğan, dünyaya bakınca da kadınların yaşanan trajedilerde hem önemli hedef olduğunu, hem de ortaya çıkan ağır sonuçların en büyük mağduru durumunda bulunduklarını anlatarak, kadınlar ve onlarla beraber çocukların çoğunlukla kendi kararları olmayan savaşların ve krizlerin bedelini ödemek zorunda kaldığını vurguladı.

(Sürecek)

Kaynak: AA

title