Üçgendeki Sır: 'Hakurk'

Üçgendeki Sır: 'Hakurk'

Dün İtibariyle Türk Hava Kuvvetleri Hakurk ve Basyan PKK Kamplarını Vuruyor. Basyan Kampı, Şemdinli-Dereyanı ve Aktütün Köylerinden İki Saatlik Yaya Yürüyüş Mesafeli, Hakurk İse Karakoç Köyünden Güneye Doğru Üç Saatlik Yaya Yürüyüş Mesafesindedir . Teröristler Bu Kamplarda Demek, Hemen Yanıbaşımızda Demektir

Üçgendeki Sır: 'Hakurk'

Dün itibariyle Türk Hava Kuvvetleri Hakurk ve Basyan PKK kamplarını vuruyor. Basyan kampı, Şemdinli-Dereyanı ve Aktütün köylerinden iki saatlik yaya yürüyüş mesafeli,
Hakurk ise Karakoç köyünden güneye doğru üç saatlik yaya yürüyüş mesafesindedir . Teröristler bu kamplarda demek, hemen yanıbaşımızda demektir.

Dağlıca baskınından tam 15 yıl önce gene bu Basyan kampından gelen teröristler AKTÜTÜN karakolumuza saldırmışlardı ve 22 şehit vermiştik

2005 yılında jandarma albay rütbesinden emekli olan Erdal Sarızeybek, 'İhaneti Gördüm' kitabının ‘Üçgendeki Sır: Hakurk’ bölümde 1992 yılında 84 şehit verdikleri saldırıda teröristlerin Hakurk kampından ülke topraklarına sızdığını söyledi. Sarızeybek ayrıca Dağlıca baskınından tam 15 yıl önce gene aynı kampdan gelen teröristlerin AKTÜTÜN karakoluna saldırdıklarını ve 22 şehit vermiş olduklarını ifade etti. Sarızeybek Teröristlerin Hakurk ve Basyan olmalarının büyük tehlike olduğunu söyledi
Kitabında terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın Kuzeyde oluşan otorite boşluğu ve Birleşmiş Milletlerin bu bölgeye uyguladığı uçuşa yasak bölgeden de yararlanarak çok kısa zamanda büyük bir güç haline geldik. İfadelerine yer veren Sarızeybek Barzani'ye vurmadan PKK'ya vuramayacaklarını çünkü Amerika'nın Büyük Orta Doğu projesi içinde Barzani demek PKK demek olduğunu öne sürdü
Emekli Albay Erdal Sarızeybek, 'İhaneti Gördüm' kitabının ‘Üçgendeki Sır: Hakurk’ başlığı altında yazdığı çarpıcı ifadelerinden birkaç not:
“92 Ekim harekâtı sonrasında Türk Ordusu'ndan kaçan PKK'lıların büyük bir çoğunluğu peşmergelere sığınmış ve hala da onlarla birlikte yaşamaktadır. Dolayısıyla PKK'ya operasyon yapmak demek; peşmergelere operasyon yapmak demektir, sakın unutmayınız. Peşmergeye vurmadan PKK'ya vuramazsınız çünkü ikisi de aynıdır. Irak'taki Kürt varlığını haritadan silmek, Amerika'nın yerli Kızılderililere yaptığı gibi, düşünülemeyeceğine göre en iyisi; PKK'yı yok etmektir, Barzani'yi ise iyi bir silkeleyip zayıflatmak ve kontrol altında tutmaktır. İran'la dirsek teması kurulur, niyetimiz açıklanır gizli desteği alınırsa kolay hallederiz bu işi, Amerika'ya rağmen. Karşı mı çıkacak? Afganistan'dan, Lübnan'dan askerlerimiz çekeriz, Habur'u kapatır Barzani'nin gırtlağını sıkarız. Çok zorda kalırsak İncirlik üssünü uçuşa yasaklarız. Irak'taki Amerikan katliamını BM'e taşırız, protesto ederiz, Rusya'yla Çin'le savunma anlaşmaları imzalarız. Elbet bir çare buluruz, asla çaresiz değiliz biz.
Aslında bu hikaye 1991'de başlar. Ne olmuştur 1991'de? Saddam'ın öfkesinden kaçan Iraklılar Şemdinli-Samanlı sınırına yığılmıştır hem de yüzbinlercesi. Özal, ABD ile işbirliğine gitmiştir Saddam'ı devirmek için ama devirememiştir. Saddam da karşı hamle olarak PKK ile anlaşmıştır. Irak kuzeyine yerleşmesine izin vermiştir ve de silahlandırmıştır. Amacı, ABD'ye karşı kendisini yalnız bırakan Türkiye'yi cezalandırmaktır ve bunu da başarmıştır.
Biz, sayısı beş yüz bine varan sığınmacıların sorunları ile uğraşırken, PKK güney doğu sınırlarımıza yerleşmiş, silahlanmış ve eğitim yapmıştır. Abdullah Öcalan çok güzel bir yer keşfetmiştir bu iş için, Hakurke! Bakın ne diyor: 'Kuzeyde oluşan otorite boşluğu ve Birleşmiş Milletlerin bu bölgeye uyguladığı uçuşa yasak bölgeden de yararlanarak çok kısa zamanda büyük bir güç haline geldik. Çok sayıda silah, mayın, ağır silahlar ve mühimmat elimize geçti. Örgütümüzü kısa zamanda bu silahlarla donatarak büyük bir güç kazandık...''
92 Ekim Harekâtında ise, Hakurke'ye girilmiş ama teröristlerin büyük bir kısmı İran'a yani Zagros'a kaçmıştır. Harekatta gördüğümüz en büyük eksiklik, Zagros denilen İran-Irak sınır boylarının, bir gece harekatıyla önceden tutulmamış olmasıdır.General Pamukoğlu'nun kuvvetleriyle yapılan ikinci operasyonda ise, İran'a kaçmaya çalışan teröristler Kobra helikopterleriyle bertaraf edilmiş ancak teröristlerin güneye çekilmeleri engellenememiştir. Operasyon başarıya ulaşmıştır; önemli sayıda terörist etkisiz hale getirilmiş, çok miktarda silah ve cephane ele geçirilmiştir. Buna karşılık Hakurke yok edilememiştir. Hakurke'ye yapılacak operasyonlar risklidir, bir anda beklenmedik sayıda şehit verilebilir çünkü arazi zorludur. Yeterli güç ayırmak gerekir, güneye ve doğuya çekilmelerin önünü kapatmak gerekir. Batısı açık arazidir yani Hayat vadisi, kuzeyi ise zaten Türkiye'dir, teröristler buralara kaçamaz. Geriye, güney ve doğu kalır. Umarım, yakında gerçekleşeceğini düşündüğümüz sınır ötesi operasyonlarda bu düşüncelerimiz dikkate alınır, Hakurke'ye gereken önem verilir ve PKK bu ana üste çökertilir. Gerçi aylardır dilden düşmeyen sınır ötesi harekat söylemleriyle Irak'taki teröristler dağıldı, kamplar boşaltıldı, önemli sayıda terörist peşmergelerin içine saklandı ama olsun, Hakurke'ye harekat psikolojik harekatın bir parçası olacak, ele geçirilecek lojistiğin yanı sıra teröristlerin moralini bozacak, umudunu kıracaktır.
Şimdi bize diyorlar ki, teröristler Kandil Dağı'nda. Doğru, Kandil de terörist vardır. Ama sadece orası değil ki, Basyan'da da terörist var, Mezi'de de. Sınır ötesi harekat yapacaksanız, hedefinizi iyi seçmeniz gerekir; PKK'ya darbe vurmalısınız, uzun süre toparlanamasın. Kandil'de darbe vuramazsınız; hazırlıklılar, sizi bekliyorlar, sayıları az. Hava taarruzları etkili olmaz, uzun süreli bir kara harekatını sürdüremezsiniz. Kandil Dağı bir aldatmacadır. PKK için siyasi bir üstür orası, harekat üssü değil. Kandil, hem peşmergelerle, hem Amerikalılarla irtibat kurmak, hem de dış dünyaya basın yoluyla açılmak, propaganda yapmak için stratejik bir üstür ama ana karargah değildir. Kandil, Irak'taki gelişmeleri takip etmek ve yeni Irak'ta meydana gelecek oluşumlarda söz sahibi olabilmek için önemlidir ama Türkiye'de eylem yapmak için değil.

Haberler.com