Türkiye'de İlk Defa Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali Düzenlendi

Türkiye'de İlk Defa Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali Düzenlendi

Almanya'da 10.su Yapılan Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Türkiye'de İlk Defa Gerçekleştirildi. Festival Çerçevesinde Türkiye'de 15'e Yakın Şehirde Yapılan Etkinlikler Dün Akşamki Ödül Töreniyle Son Buldu.

Türkiye'de İlk Defa Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali Düzenlendi

Almanya'da bu yıl 10.su yapılan Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali Türkiye'de ilk defa gerçekleştirildi. Ekim 2007'de başlayan Festival çerçevesinde Türkiye'de 15'e yakın şehirde bir dizi etkinlik yapılırken, Yılmaz Güney filmlerinin izleyici ile buluşması sağlandı. Festival önceki gün ve çok sayıda sanatçının ve Yılmaz Güney seveninin katılımıyla son buldu.

-"ŞİİR VE ÖYKÜLER KİTAPLAŞTIRILACAK"-

Şimdiye kadar Almanya merkezli yapılan ve geçen yıl 10.su düzenlenen festival Türkiye'de bu yıl ilk kez gerçekleştirildi. Konuyla ilgili ANKA'ya konuşan Festival Düzenleme Komitesi'nden Serpil Karakaya, festival'in fiilen 2007'nin Ekim ayında başladığını belirtti. Kasım ayında da festival kapsamındaki yarışmalar için adayların ürünlerini gönderdiğini kaydeden Karakaya, Aralık ve Ocak aylarında ise, 15'e yakın şehirde festival etkinliklerinin gerçekleştirildiğini dile getirdi. Karakaya, festival çerçevesinde gidilen şehirlerde, Yılmaz Güney filmlerinin gösterildiğini aktararak, "Yılmaz Güney'in kültür ve sanat anlayışı üzerine Hicri İzgören, Mehmet Çetin, Sezai Sarıoğlu, Altan Gördüm, Cihat Tamer, Lal Laleş ve Ahmet Soner tarafından gidilen il ve ilçelerde söyleşiler yapıldı" dedi. Festival içerisinde, karikatür, öykü, şiir, resim, tiyatro, kısa film ve müzik alanlarında yarışmaların yer aldığını ve en çok ürünün karikatür ile şiir alanlarında geldiğini belirten Karakaya, bu alanlarda ödüle layık görülenlere ise festivalin dün akşam yapılan kapanış töreninde ödüllerinin takdim edildiğini bildirdi.


Karakaya, gönderilen öykü ve şiir dalındaki ürünlerin kitaplaştırılacağını, zemin oluşturulabilirse kısa filmlerin de DVD haline getirileceğini kaydederek, karikatürlerden oluşna bir de festival katalogu oluşturulacağını söyledi.


Yarışmanın jürisi ise, öykü dalında Cemil Kavukçu, Ömer Leventoğlu, Özcan Karabulut, Vecdi Erbay, Semih Gümüş, şiir dalında, Adil Okay, Hicri İzgören, Lal Laleş, Mehmet Çetin, Mehmet Özer, Nesimi Aday, Sezai Sarıoğlu, Şükrü Erbaş, karikatür dalında Aşkın Ayrancıoğlu, Canol Kocagöz, Erhan Yaşar Babalık, Kamil Yavuz, Mete Göktürk, Seyit Saatçi, tiyatro dalında, Ali Erkazan, Altan Erkekli, Altan Gördüm, Cezmi Baskın, Tamer Levent, müzik dalında, Birol Topaloğlu, Cahit Berkay, Emre Saltık, Nurgül Ateş, Sezar Avedikyan ve Vedat Yıldırım gibi isimlerden oluştu.

-"F TİPİ CEZAEVİNE İKİ ÖDÜL"-

Festivalin karikatür yarışması dalında Yılmaz Güney Özgürlük Ödülü'ne Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu olan Mahmut Ulusan ile Bolu F Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Mehmet Boğatekin layık görüldü. Ödülleri, Mahmut Ulusan adına Sultan Bozkurt, Mehmet Boğatekin adına kardeşi Esma Boğatekin aldı.

-"YILMAZ GÜNEY UNUTTURULDU"-

Festivalde jüri üyesi olan tiyatro sanatçısı Cezmi Baskın herşeyin geriye doğru gittiği ve toplumun sanatla yabancılaştığı bir dönemde, Yılmaz Güney festivali yapmanın cesaret işi olduğunu dile getirdi. "Bu gençleri takdirle karşılıyorum, düşüncelerine ve sanatlarına sahip çıkan gençler. Bunlar, gelecekte daha iyi şeylerin olacağının işaretleri. Bu konuda biz de ağabeyleri olarak elimizden geldikçe destek olmaya devam edeceğiz" diyen Baskın, popüler kültür ağırlıklı yaşandığını ve Yılmaz Güney'in unutulduğunu, unutturuldulğunu kaydetti.

-"YILMAZ GÜNEY, BİR KÖŞE TAŞI"-

Baskın, değerlere sahip çıkılması gerektiğine dikkat çekerek, "Yılmaz Güney gibi bir değeri, hatırlamalı, herkese hatırlatmalı ve sanatından dersler almalıyız. Bu konuda çok önemli bir festival. Yılmaz Güney Türk sinemasında, sanatında bir köşe taşı ya da bir basamak, bu basamağı orada bırakırsanız, o basamak aşınır. O basamağa yeni basamaklar ekleyerek, onun düşüncesini ve sanat anlayışını yükseklere tırmandırmak lazım. Bu nedenle, festivale bu anlamda bir başlangıç diyebiliriz" dedi.

-"BU TÜR HAREKETLERİN DEVAMI GELMELİ"-

Yarışmanın diğer bir jüri üyesi tiyatro sanatçısı Ali Erkazan ise, Türkiye'de, çok uzun zamandır bu tür buluşmaların olmadığını belirterek, "Kültür emperyalizminin yarattığı buluşmaların çok olduğu bir sürece girdik maalesef. Bu anlamda, böyle bir festival, organizasyon, son derece yerine oturmuş bir hareket gibi görünüyor. Bunun içerisinde biz de genç arkadaşların yanında olmayı her zaman bir görev kabul etmişizdir" diye konuştu.


Erkazan, bugün var olan kültürün kimseye kalmamasını istediğini ifade ederek, "Bu kadar yozlaşma, bu kadar bozulma, bu kadar üretimden uzak olan bir kültürün hiç kimseye bir faydası olmadığını düşünüyorum. Bu tür hareketlerin devamı gelmeli, biz de onun için zaten destek olmak adına buradayız" dedi. 68 kuşağının bıraktığı kültürle kendini yetiştirdiğinin ve oradan edindiği ilkelerle durmaya çalışan bir oyuncu olduğunun altını çizen Erkazan, bu tür organizasyonlarla mutlu olduğunu belirtti.

-"YOZ KÜLTÜR KOLAY OLANDIR"-

Yeni nesli çok fazla suçlayamadığına işaret eden Erkazan, bir bilince ulaşmak için bulunulan toplumun talepkar, demokrat ve üretken olması gerektiğini söyledi. Herkesin aynı yozluğun içerisinde ayakta kalmaya çalıştığını dile getiren Erkazan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu anlamda genç insanların, tek tek kendilerine iş düşüyor. Ama işte bu tür festivaller, bu tür organizasyonlara da kulak verirlerse, birazcık kendileri öğrenmeyi seçerlerse ve bu organizasyonlar içinde olduklarında, demokratik kitle örgütleriyle bir arada olduklarında birilerinden de bir şeyler öğreneceklerdir, o zaman kendi seçimlerini daha kolay yaparlar Ama gidip de yoz kültürün içinde olmayı seçersen, evet o daha kolay gelir. Bu ülkenin başbakanları, bakanları, cumhurbaşkanları, bu ülke insanına ranttan geçinmeyi öğrettiler. "Benim memurum işini bilir" diyen bir başbakan tanıdı bu ülke, "Yollar yürümekle aşınmaz" diyen bir cumhurbaşkanını baba ilan ettik"

-"68 KUŞAĞI, KÜLTÜR MİRASI BIRAKAN SON KUŞAKTI"-

Erkazan, Türkiye'de aydın sorunu yaşandığını kaydederek, aydının, muhalif, entelektüel, ilerici, anti faşist, anti emperyalist olması gerektiğini vurguladı. 68 kuşağından sonra Türkiye'de iyi bir kültür mirası bırakmış bir kuşağın yetişmediğini ifade eden Erkazan, "Bundan sonra bu nasıl olacak bilemiyorum. Umutsuz değilim, ama umudum da çok fazla değil açıkcası" dedi. (ANKA)


(DG/ZG)