Tunceli Kaybolmaya Yüz Tutmuş Ninnilerin Belgeselini Çekti 1

Tunceli Kaybolmaya Yüz Tutmuş Ninnilerin Belgeselini Çekti 1

Tunceli'de, sinema yönetmeni Arin İnan Arslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle Anadoluyu gezerek Türkiye'de kaybolmaya yüz tutmuş ninnileri kaynak kişilerden dinleyerek 8 ayrı dilde kayda alıp belgeselini çekti.

Tunceli'de, sinema yönetmeni Arin İnan Arslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle Anadoluyu gezerek Türkiye'de kaybolmaya yüz tutmuş ninnileri kaynak kişilerden dinleyerek 8 ayrı dilde kayda alıp belgeselini çekti. Annelerin yıllardır bebeklerini uyutmak için söyledikleri 30 ninniyi Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Lazca, Hemşince, Gürcüce, Arapça ve Ermenice dillerinde kayda alan yönetmen Arin İnan Arslan, "8 aylık çalışma süresince dinlediğim ninnilerin birçok yörede ağıta dönüştüğünü ve her ninnin bir hikayesinin olduğunu gördüm"dedi.

"KIZIMI UYUTMAK İSTERKEN NİNNİ BELGESELİNİ ÇEKMEK AKLIMA GELDİ"

Kısa ve uzun metrajlı film çeken yönetmen Arin İnan Arslan, Türkiye'de unutulan ve yok olma tehlikesi altında olan Anadolu ninnilerini sonraki kuşaklara aktarmak için Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği ile bir proje hazırladı. Proje kapsamında 4 kişilik ekiple, Tunceli, Diyarbakır, Hatay, Adana, Artvin, Kars, Sivas, Mersin, Elazığ, Malatya, Trabzon ve Rize illerini gezerek, o yörelere özgü ninnileri, dinleyip kayda alan yönetmen Arslan, ninnileri Türkçe, Kürtçe, Zazaca, Lazca, Hemşince, Gürcüce, Arapça ve Ermenice dillerinde, "Anadolu ninnileri" adı ile belgesele çevirdi. Ninni projesinin hikayesini anlatan yönetmen Arin İnan Arslan, kızı Solin'i uyutmak istediği esnada ninni belgeselini yapmak fikrinin aklına geldiğini belirterek, "4 yaşında olan bir kızım var. Kızım ilk doğduğunda kolit hastalığı nedeniyle sürekli gaz sancısı çekiyordu. Gaz sancısı nedeniyle sesleri algılamakta zorluk çekiyordu. Kızımı uyutmak için ona ninni söylemek istedim ama hafızamda hiç ninni yoktu. Çevreme sordum herkes ya 'unuttuk' ya da 'bilmiyoruz' dediler. Bu durum beni ninni bulmaya teşvik etti. Bir süre sonra bu konu üzerinde araştırmalar yaptım uzman kişiler ile görüştüm, ninni araştırması yapan hocalarla ile görüştüm ve en sonra da köye gittim anneme sordum. Dedim ki, 'Anne beni uyutmak için ninni söyledin mi hiç" Annem bir ninniyi hatırlıyordu. Anemin ninnisini dineleyerek çalışmaya başladım"dedi.

"ANADOLU'NUN YOLLARINA DÜŞÜP, NİNNİ İÇİN KAYNAK KİŞİLERİ ARAŞTIRMAYA BAŞLADIM"

Türkiye'de ninniler konusunda çok fazla araştırma yapılmamasından dolayı bu yüzden kaynakların az olduğuna dikkat çeken Arslan, "Ninni konusunda Türkiye'de en önemli kaynak kişi Amil Çelebioğlu'dur. Onun kaynaklarını inceledim ve farklı kaynaklardan araştırmalar yaptım. Bu araştırmalardan sonra karar verdim ekibi kurdum ve Anadolu yollarına düşüp, ninni için kaynak kişileri araştırmaya başladım. Ulaştıklarını kayda aldım. Kayda alırken de nininin ortaya çıkış sebeplerini de araştırdım. Özellikle kaynak kişiden dinleyerek kaydettim. Eğer kaynak kişi hayata değilse kızı ya da oğlundan dinledim"diye konuştu. Arslan, yaptığı 8 aylık çalışma süresince dinlediği ninnilerin birçok yörede ağıta dönüştüğünü ve her ninnin bir hikayesinin olduğunu ifade ederek, "Biz ninniyi hep annelerin çocuklarını uyutması ya da nenelerin çocuklarını eğlendirmesi için söylenen tipik ninniler sanardık. Ama araştırmamın ilk safhasında fark ettim ki ninniler birçok yörede ağıta dönüşmüş. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde ninni ile ağıt aynı olmuş. Karadeniz'de görüştüğüm kaynak kişiler biz de ağıt yok, biz ağıtları gidip Doğu'da öğrendik dediler. Sivas yöresinde ninni ile ağıt aynı algılanıyor. Yani ninni tamamen ağıt olmuş. Bizim Dersim yöresinde de aynı, ya kavuşma ya ayrılık, ya erken ölüm, ya yaşanan bir baskı ve şiddet ya da küçük yaşta çocuk kaybetme ya da kavuşmama gibi hallerden ortaya çıkmış ninnilerin tamamı"dedi.

"ÇOCUKLAR İÇİN SÖYLENEN NİNNİLER ÇOK ÖZELDİR"

Yönetmen Arin İnan Arslan, annenin ninni söylemesi ile anne ve bebek arasında kuvvetli bir bağ oluştuğunu de ifade ederek, "Çok özel bir melodi, çok özel sözler ve çocuk ile anneyi aynı dünyaya götürüyor. Kulağına işlenen ninni asla unutulmuyor. Ama günümüzde artık anneler çocuklarını uyutunca ninni okumuyor. Herşey değişti bu yüzden de ninniler artık neredeyse yok oldu. Sivas'ta görüştüğüm 85 yaşındaki bir baba, '85 yaşındayım annemin bana söylediği o ninni sesi hala kulağımda, hala annem söylüyor, ben dinliyorum ezgisini hiç unutmadım' dedi. 85 yıl boyunca sizi terk etmeyen bir ezgiyi düşünün, duygu dünyanıza olan etkisini düşünün en büyük sıkıntı 80 yıllık 90 yıllık o duyguların o ezgilerin kayda alınmaması tarihe not edilmemesi ve yok olup gitmesidir. Ben de bu yüzden bu çalışmayı çok önemli görüyorum" diye konuştu.

"HEPSİNİN HİKAYESİ ETKİLEYİCİ"

Her ninninin farklı hikayesi olduğunu anlatan Arslan, acılar ve ayrılıklar üzerine söylenmiş bir çok nininin olduğunu söyledi. Arslan, "Ezgisi acılar üzerine kurulmuş, ayrılıklar, kavuşmamamalar ve ölümler üzerine yazılmış söylenmiş çok etkileyici ninniler var. Ağıta dönüşen ninniler var. Sadece Antakya yöresinde dinlediğin Arapça ninnilerde farklılık var . Arapça ninnilerin ezgisi daha farklı ve ritimlidir ve biraz daha neşeli söyleniyor. O bana çok farklı geldi. Daha farklı bir ezgi söyleme şekli var, Lazca. Ağıt formunda söylenen ninniler dinlediğimiz zaman bizi adeta çiviliyordu. Çok etkileyici oluyor. Artvin'de dinlediğim Lazca ninni çok etkileyici hem ağıt türünde söyleniyordu hem de sözleri çok etkileyiciydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu projeye destek vermeseydi, böylesi bir çalışmaya yapamazdım, projeyi bakanlığa sunduğum gibi kabul edildi"diye konuştu.