Tübitak Mam Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Sedat İnan:

Tübitak Mam Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Sedat İnan:

Tübitak Marmara Araştırma Merkezi (Mam) Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sedat İnan, Zonguldak Taş Kömürü Havzasında Bulunan Gaz Potansiyelinin Türkiye'nin Yaklaşık 20 Yıllık Doğalgaz İhtiyacını Karşılayacağını Söyledi.

Tübitak Mam Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Sedat İnan:

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Sedat İnan, Zonguldak taş kömürü havzasında bulunan gaz potansiyelinin Türkiye'nin yaklaşık 20 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayacağını söyledi.

Yer ve Deniz Bilimleri Araştırma Enstitüsü'nde bir basın toplantısı düzenleyen Doç. Dr. Sedat İnan, yaptıkları çalışmalar hakkında bilgiler verdi. İnan, özellikle Marmara Bölgesi'ndeki deprem araştırmalarını hızlandırdıklarını belirterek, "Diğer bölgelerde azda olsa yapılan çalışmalar için TÜBİTAK tarafından önemli bütçeler ayrılmıştır. Bütün bu bölgelerde yapılan çalışmaların sistematik olarak kayıtlanması ve karşılaştırılması gerekmektedir. Bu araştırmaların bir elde ve güvenilir bir şekilde toplanması

için TÜRDEP Projesi başlatıldı. Bu projede müşteri kurum Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü (AİGM), yürütücü kurum ise TÜBİTAK MAM, Yer ve Deniz Bilimleri Enstitüsü'dür (YDBE). YDBE bu projede AİGM'ye bağlı Deprem Araştırma Merkezi (DAD) ve 14 bölge üniversitesi ile çalışmaktadır. Marmara Bölgesi, Ege Açılma Sistemi ve Doğu Anadolu fay sistemi bu proje kapsamında incelenmektedir. Deprem riski açısından gerçekçi değerlendirmeler, aktif fayların detaylı tanımlanması, bu faylar

üzerindeki stres birikimi, daha önceden meydana gelen depremlerin belirlenmesi ve günümüzdeki oluşumlarla karşılaştırılması, fay hareketine ilişkin verilerin toplanması ve değerlendirilmesi gibi önemli konuları içeren proje destek bekliyor. TÜRDEP Projesi ile depreme yönelik gözlem çalışmaları ile elde edilen bilgilerin daha iyi analizini hedefledik. Proje kapsamında günlük yapılan analizlerle fay haritası güncellenirken, Ulusal Gözlem Ağı da geliştirilecek. Bu proje ile deprem araştırmaları için

çalışacak kalifiye eleman yetiştireceğiz. Bu çalışmaların sonuçları ile ilgili deprem öncesi, sırası veya sonrası AİGM aracılığı ile kamuoyuna ve yetkililere gerekli bilgilendirme yapılacak. Bu çalışmayı ülke içinde yaygınlaştırıp depreme hazır bir Türkiye oluşturacağız" dedi. İnan, Türkiye'de yaşayan vatandaşların deprem korkusunu atmalarını isteyerek, "Deprem riski yüksek olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Biz buna her zaman hazırlıklı olmalıyız. Depremi unutmalı ama ondan nasıl korunacağımızı da

bilmeliyiz" şeklinde konuştu.

Enstitü olarak görevlerinin doğal afetler ve yeraltı zenginlikleri konusunda araştırmalar yapmak olduğunu belirten İnan, "Petrol zengini olmayan ülkemizde petrol, doğalgaz ve kömür gazı araştırmalarının itina ile yürütülmesi gerekiyor. Enstitü olarak Güneydoğu Anadolu Petrol bölgesi, Trakya petrol ve doğalgaz bölgesi ile Zonguldak taş kömür havzasında detay araştırmalar yaptık. Yaptığımız araştırmalarda Zonguldak taş kömür havzasında kömür varlığına bağlı olarak 300-600 milyar metreküp kömür içinde

bulunan bir gaz potansiyelinin varlığını tespit ettik. Bu rezerv, ülkemizin 10-20 yıllık tüm doğalgaz ihtiyacını karşılayabilecek büyüklüktedir. Bu verilerin ardından Türkiye Taşkömürü Kurumu kömür gazı üretimi için ihaleye çıkmıştır ve Zonguldak bölgesinde gaz üretim sondajları açılmaya başlandı" ifadelerini kaydetti. Türkiye'de sadece Zonguldak'ta bulunan taş kömürünün içindeki kömür gazı üretimi projesinin ardından linyit kömüründen de gaz üretmek amacıyla çalışma yürüttüklerini ifade eden Doç. Dr. Sedat

İnan, "Son yıllarda linyit kömüründe de gaz potansiyelinin olabileceğini değerlendirerek, ülkemizde yaklaşık 10 milyar ton rezerv bulunduğunu ortaya çıkardık. İlk çalışma da Soma havzasındaki yaklaşık 1 milyar tonluk linyit kömürünün içinden gaz çıkarabilmek amacıyla o bölgede yapılacak. Şu anda proje hazırlanmış ve TÜBİTAK'a sunuldu. Desteklenmesi halinde TPAO Genel Müdürlüğü, İstanbul Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, ODTÜ ve Amerika'dan Pennsylvania State Üniversitesi ile işbirliği halinde ancak

enstitümüzün yürütücülüğünde önemli bir proje başlatılmış olacaktır. Jeolojik nedenlerden dolayı petrol zengini değiliz ancak kömür kaynaklarımızdan elde edeceğimiz doğalgaz ile bu eksikliğimizi giderebiliriz. Kömür gazı, en az 500 metre derinlikteki kömürün içinden sondajla çekildiği için 'kömür gazı' olarak adlandırılıyor ancak bildiğimiz doğalgazın kalitesi ile aynı. Yıllık 7.5 milyar dolar doğalgaz ithalatımız olduğunu düşünürsek, kömür gazının önemi de ortaya çıkmış olur. Sadece Zonguldak'taki taş

kömürünün içinde 300-600 milyar tonluk kömür gazı potansiyelimizin bulunması önemli. Linyit kömürünün içindeki kömür gazını da eklersek önemli bir miktar olur. Kömür gazı, kömür ocaklarında meydana gelen grizu felaketini de önleyici bir özelliğe sahip. Çünkü grizuya neden olan patlama, kömürün içindeki gazdan kaynaklanmaktadır. Eğer kömürün içindeki gazı sondajla çekip alırsanız patlama tehlikesi de kalmaz" diye konuştu.

(MEA-OK-Y)