'Tıp Dünyasına Havale Ediyorum'

Başbakan Erdoğan, Devlet Bahçeli'nin Açıklamalarına Sert Tepki Gösterdi.
AK Parti grup toplantısı protestoyla başladı. Konuşmasını yapmak için kürsüye gelen Başbakan Erdoğan'ı, Greenpeace üyesi bir kişi 'Mersin, Sinop nükleer santral istemiyor' yazılı pankartla protesto etti. Güvenlik görevlileri, protestoyu yapan kişiye hemen müdahale etti. Başbakan Erdoğan ise 'Açın kapıları gitsinler. Biz provokasyonlara izin vermeyiz' diyerek yanıt verdi.
Başbakan Erdoğan, konuşmasında 'MHP sıralarına 1 metreden fazla yaklaşan AK Partililer ne olacağını görür' diyen MHP lideri Bahçeli'ye de yanıt verdi. Erdoğan, 'Bahçeli'yi tıp dünyasına havale ediyorum' dedi.
İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:
GREENPEACE PROTESTOSU
Medya mensuplarına açın kapıları. Açın gitsinler. Ülkemizin ciddi meselelerini takip edenler bizimle ediyor zaten. Etmeyenlere de açın kapıları açın gitsinler.
Elinde 2 tane paçavra ile gelecek, Türkiye'nin nükleer enerjiden faydalanmasını provoke etmek isteyenlere izin vermeyiz. Birileri ellerine 2 tane paçavra tutuşturuyor. Onlar da geliyor, bildiklerinden değil.
ENGEL OLUNAN AK PARTİ DEĞİL, TÜRKİYE'DİR
Okullaşma oranında okul ve sınıf başına düşen öğrenci sayısında önemli değişiklikler oldu. Derslik başına düşen öğrenci sayısında hedefimiz 2012-13 öğretim yılında 30 öğrenci idi. Biz bu hedefi şu anda aştık.
Başbakan meslek lisesi mezunu, imam hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çok çirkin bir şey. Böyle bir şey olmaz. AK Partili Çavuşoğlu AKPM'ye başkan olacak. Siz hala katsayıyı konuşuyorsunuz.
Ülkemiz dünya genelinde adaleti savunacak, siz hala belli kesimlere, belli okullara üniversiteye girişte engeller çıkartacaksınız. Bu akla da aykırıdır, vicdana da aykırıdır. Engel çıkaran bir zihniyetin bu ülkeye, bu millete ne faydası olabilir. Yasama da yargı da yürütme de medya da sivil toplum da bu süreçte yapıcı rol oynamalı. Engel olunan Ak Parti iktidarı değil, Türkiye'dir.
MHP'NİN HAÇLI BENZETMESİ
İnternetten görüntü indirip benimle, benim eşimle, peygamberimle dalga geçmek için kullanmak terbiye dışıdır, izan dışıdır.
Bahçeli ve arkadaşları ile ilgili internette ne tür hezeyanların dolaştığını biliyoruz. Ama bunları Meclis kürsüsüne taşımak bizim terbiyemizle asla bağdaşmaz. MHP, Ak Parti'yi haçlı ordularına benzetecek kadar densiz bir yaklaşım içinde. Bu çatının altında bu ülkede demokrasi mücadelesi veren bir partiyi sen nasıl böyle bir çirkin benzetmeyle ortaya koyarsın. Teşbih hata kabul etmez.
BAHÇELİ'Yİ TIP DÜNYASINA HAVALE DİYORUM
Bahçeli diyor ki: 'MHP sıralarına 1 metre yaklaşanlar ne olacağını görür' Bunu tıp dünyasına havale ediyorum. Bu nasıl bir anlayış. Nasıl bir düşünce özgürlüğünden yana olmak. Hani bunlar demokrasiyi savunacaktı. Zeytinyağı gibi üste çıkıp özür bekliyorlar.
Bahçeli benim faşizmi bilmediğimi ifade ediyor. Evet Bahçeli biz faşizmi sizin kadar iyi bilmeyiz. Faşizmle sizinki kadar bağlantımız yok.
ÜSLUBUNUZ DEVAM EDERSE SİZİ CİDDİYE ALMAYACAĞIZ
Hamasetle, tahriklerle ortaya koyduğunuz söylem siyasi zihniyetinizi yansıtıyor. Biz adam aldırma da geç diyemiyoruz. Meclis'teki bir partiyi görmezden gelemiyoruz. Bu üslubunuz devam ederse kusura bakmayın biz de sizi ciddiye almayız.
Mesele kişisel bir mesele değil. Mesele bu ülkenin meselesidir. Onların siyasetteki kavgası kişisel bir mücadele olabilir. Siyasete kişisel hırslarımızı tatmin etmek için girmedik
Mağdur edebiyatı yapmıyoruz. Ama haksızlığa boyun eğmek de siyasetimizde kendisine yer bulmamıştır. Nerede aksaklık varsa cesaretle üzerine gittik. Ak Parti çetelerle mücadele ediyor diyerek çeteci oluyor
KILIÇDAROĞLU'NA GÖNDERME
Muhalefette en son geldikleri nokta o ne veriyorsa ben 5 fazlasını veriyorum noktasıdır. Ulaşabildikleri en son nokta budur. Dün Altındağ'da bir fakir fukaranın evine gitmişler. Maşallah güzel gelişmeler bunlar. Günübirlik olmasın. Bundan sonra da devam etsin.
Sayın Baykal çıkmış her aileye 300 lira maaş bağlamayı vaat ediyor. Peki kaynak ne? Bizden öncekilerin yaptığı gibi Merkez Bankası'nın banknot matbaası. Bunlar matematik de bilmiyor. Milletin aklıyla dalga geçiyor.
BAYKAL ÖDÜNÇ OY İSTİYOR
Gelin önümüzdeki seçimde bize ödünç oy verin diyor. Sayın Baykal, bu millet inandığına borcu verir. Senin itimat edilir yanın yok ki. Bu ülkede 2 anahtarı ellerinde salladılar, bir araba, bir ev dediler. Mazotu bir liraya indireceğim diyen de çıktı. Ama onlar şimdi Türkiye'de değil. Kaçıp gittiler.
Daha da ileri, gidip Boğaz Köprüsü'ne otobüs durağı yapacağım, deniz getireceğim diyenler bile çıktı. Bunları söyleyenler emekliliklerinin tadını çıkarıyor. Millet de onları müstehzi bir ifadeyle yad ediyorlar.
SEÇİMLER ZAMANINDA OLACAK
Bu millet rüşvet gibi vaatlerle senin arkandan gelmez Sayın Baykal. Sen bu milletin sofrasına oturup çorbasını paylaşmazsan bu millet sana güven duymaz.
Dün ilk denemeyi yaptılar. Altındağ'da bir eve gittiler. Siz bu milletin gerçek gündemini bilmezseniz bu millet size güven duymaz
Bu seçimde de başarıya ulaşamazsa jübilesini müzmin bir muhalefet olarak yapacak. Seçimler zamanında yapılacak. Bu ülke yıllar sonra elde ettiği istikrarı erken seçimlere kurban etmeyecek. O yüzden Baykal da Bahçeli de kendilerini yormasınlar. Son aylarda çok sevindirici sinyaller almaya başladık
ERDOĞAN: BAŞBAKAN İMAM HATİP MEZUNU DİYE Mİ BUNLKARI YAPIYORSUNUZ?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştay'ın katsayı kararını ilginç bir benzetmeyle eleştirerek, "Başbakan imam hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çirkin bir şey, böyle bir yaklaşım olmaz"dedi. Erdoğan, "Ülkemizin milletvekilleri büyük bir çabayla gayretle AKPM'ye AKP'li Antalya milletvekili seçilecek siz hala katsayıyı konuşuyor olacaksınız, bu ülkenin muhalefeti bir Türkün başkan seçilmesini hazzedemeyecek kadar kin ve nefreti taşıyor bunun dalgalarını başka yerlerde görüyoruz" diye konuştu.
Erdoğan, Meclis'te partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP iktidarının 7 yılda yaptıkları icraatlardan örnekler vererek şöyle konuştu:
"2002 yılında o dönemin hükümeti milli eğitime bütçeden 7.5 milyar TL ayırmıştı. Biz bu miktarı her yıl kademeli olarak artırdık. 2005 yılından itibaren cumhuriyet tarihlimizde milli eğitime ayrılan pay diğer tüm kalemlerin önüne geçti ilk sırada yer aldı. 2010 yılında MEB'e ayırdığımız bütçe 2002 yılına göre yüzde 278 oranında arttı ve 28. 24 milyar TL oldu. Yükseköğrenim bütçesi 2.5 milyar TL idi. 2010 yılında 9.3 milyar TL bütçeden pay ayırdık. Yurt-kur bütçesi 494 milyon TL iken yüzde 456 oranında artırdık ve 2.7 milyar TL'ye yükselttik. Kamunun ar-ge ye ayırdığı bütçe burası son derece önemli 2002 yılında sadece 57.7 milyon TL idi. 2010 yılında biz bu miktarı 2 milyar TL' ye çıkardık. Tam yüzde 3411 oranında artış sağladık."
-"AÇIN KAPILARI HEMEN GİTSİNLER"-
Erdoğan konuşmasına devam ederken, Mersin ve birkaç ilden gelen çevrecilerin protestosuyla karşılaştı. Protestocular pankart açmaya çalışırken, basın mensupları ve özellikle kameralar arasında bir arbede yaşandı. Bu karmaşayı gören Erdoğan, "Açın kapıları hemen gitsinler, açın kapıları, açın gitsinler. Serbest bırakın. Biz böyle gayri ciddi meselelerle uğraşmıyoruz" sözleriyle tepki gösterdi.
Protestocular ise apar topar güvenlik mensupları tarafından grup salonundan çıkarıldı. Erdoğan yaşanılan karmaşanın ardından şöyle dedi:
"Ülkemizin ciddi meselelerini takip edenlerle bizimle takip ediyorlar zaten gayri ciddi olanları takip etmek isteyenleri kapıları açsınlar gitsinler serbest bırakın. Bizim ciddi meselelerle işimiz var, ülkemizin kalkınmasıyla işimiz var. Affedersiniz elinde iki tane paçavra ile gelecek Türkiye'nin nükleer enerjiden istifade etmesini provoke etmeye gayret edenlere biz bu ülkede prim vermeyiz, bunun adımlarını atacağız atıyoruz. Bunların yaptıkları ülkemizin kalkınması şu bu değil, ülkenin enerji ihtiyacının karşılanması falan değil, bildiklerinden de değil, iki tane ellerine paçavra tutuşturuyor buraya kadar sızabiliyor. Bunlar ne getirir ne götürür bunların hesabını incelemesini araştırmasını bildiklerinden değil bunlar üzüntü verici. Ama medyanın da buna çanak tutmasını anlamıyoruz."
-KATSAYI TEPKİSİ-
Erdoğan, katsayı ile ilgili Danıştay'ın kararını değerlendirirken, Dünyanın 17. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş bir ülkenin meslek liselerini ideolojik bakış açısıyla ötelemesini üvey evlat muamelesiyle dışlamasını bu ülkenin geleceğine vurulmuş acımasız bir darbe olarak gördüğünü savundu.
Erdoğan, "Ülkemiz BM Güvenlik Konseyinde üye olacak, bu sevilere yükselecek ama siz okulların üniversiteye girişlerinde ayrımcılık yapacaksınız. Türkiye müzakere sürecinde, siz hala siz meslek liselerini tartışma konusu yapacaksınız" dedi.
-"BAŞBAKAN İMAM HATİPLİ DİYE Mİ?"-
Erdoğan, katsayı kararına ilişkin konuşmasını sert sözlerle sürdü. Erdoğan, Danıştay'ın kararını ilginç bir benzetmeyle tepkisini gösterdi. Erdoğan şöyle dedi:
"Başbakan imam hatip mezunu olduğu için mi bunları yapıyorsunuz? Çirkin bir şey, böyle bir yaklaşım olmaz. Ülkemizin milletvekilleri büyük bir çabayla gayretle AKPM'ye AKP'li Antalya milletvekili seçilecek siz hala katsayıyı konuşuyor olacaksınız, bu ülkenin muhalefeti bir Türkün başkan seçilmesini hazzedemeyecek kadar kin ve nefreti taşıyor bunun dalgalarını başka yerlerde görüyoruz. Ülkemiz dünya genelinde adaleti savunacak barışı hukuku savunacak vizeleri ortadan kaldıracak mayınlı arazileri temizleyecek siz hala belli kesimlere belli okullara belli gelir gruplarına üniversiteye girişte engeller çıkaracaksınız. Bunun ne evrensel hukuk değerleriyle örtüşen ne çağdaş normlarla örtüşen Türkiye'nin gerçekleriyle uyumlu bir yanı vardır. Bu akla da mantığa da vicdana da aykırıdır. Bu her şeyden önce bu ülkeye bu millete bu milletin evlatlarına haksızlıktır. Bu hükümet milletten aldığı yetkiyle milletin iradesi doğrultusunda ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine doğru taşırken birilerinin çıkıp geri kalmış bir anlayışla bu ülkenin paçasından çekiştirmesi ülkenin hızını kesmesi ülkeyi geriliğe mahkum etmeye çalışması anlaşılır bir durum değildir, asla da olamaz. Engel çıkaran sorun çıkaran kriz çıkaran bir zihniyetin bu ülkeye bu millete ne faydası olabilir. Her zaman değişime direnen sürekli gelişimi ayak direyen sürekli ileriye doğru atılan her adıma engel olmaya çalışan bir yaklaşımın Türkiye'ye ne gibi bir faydası olabilir."
-"TOPYEKÜN MÜCADELE"-
Erdoğan, dünyanın değiştiğini, Türkiye toplumunun değiştiğini, ama bazı anlayışların tarihin karanlıklarından bir türlü çıkamadığına vurgu yaparak, "Türkiye kalkınacaksa büyüyecekse muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkacaksa bu topyekun bir mücadeleyle olabilir. Türkiye'nin geleceği Türkiye'nin ulusal menfaatleri sadece hükümetin sorumluluğunda değildir" diye konuştu.






















