Teröristlerin Katliam Gerçekleştirdikleri Köyde Barış Sürecini Destek

Teröristlerin Katliam Gerçekleştirdikleri Köyde Barış Sürecini Destek

Siirt'te 1987 yılında terör örgütünün gerçekleştirdiği kanlı baskında 25 vatandaşın şehit olduğu Eruh ilçesine bağlı Kılıçkaya köyü Milan mezrası sakinlerinden barış sürecine destek geldi.

Teröristlerin Katliam Gerçekleştirdikleri Köyde Barış Sürecini Destek

Siirt'te 1987 yılında terör örgütünün gerçekleştirdiği kanlı baskında 25 vatandaşın şehit olduğu Eruh ilçesine bağlı Kılıçkaya köyü Milan mezrası sakinlerinden barış sürecine destek geldi. Köylüler, "Biz acımızla kaldık artık başka aileler acı çekmesin barış sürecinin tamamlanmasını istiyoruz" dedi.

1987 yılında terör örgütü PKK'nın ilk silahlı eyleminde, Eruh ilçesine bağlı Kılıçkaya köyü Milan mezrasında 25 kişinin evlerinde yakılarak katledildiği köylülerin yakınları barış sürecini destekliyor. 27 yıldır yaşadıkları acı ile yaşamlarını sürdüren aileler, Başbakan Erdoğan'ın başlattığı süreci desteklediklerini ve bu sürecin barışa ulaşacağını ifade etti. 27 yıl önce Ağustos ayında gerçekleşen kanlı baskının ardından köylerini gece vakti terk eden vatandaşlar köylerine dönmek istediklerini, evleri yıkıldığı yol ve su olmadığı için geri dönemediklerini belirtti. Tek isteklerinin barış olduğunu bildiren 10 çocuk babası M. Nesih Talu, "Mezarlığımızda 25 şehidimiz var. Bunlar arasında 6 aylık bir bebek vardı. Bu olaylar bir daha olmasın biz barışı istiyoruz. Bu kötülüğü bu kavgayı ve çatışmayı istemiyoruz. Biz sadece barışı istiyoruz. Barış için çalışanı Allah yardımcısı olsun. Bizim derk derimiz barış, bizim aramızda bu Kürt'tür, bu Türk'tür, Çerkez'dir, Laz'dır diye ayrım yok. Biz artık kan akmasını istemiyoruz. Biz sadece dilimizi istiyoruz. Ana dilimizi istiyoruz. Şu anda örneğin okumadığım için Türkçe tam anlatamıyorum. Okumuş olsaydım anlatabilirdim. Ama anadilimle konuşsam istediğim gibi konuşabilirim. Okul okumadığım için Türkçe tam konuşamıyorum. Biz artık çocuklarımızın şehit olmasını istemiyoruz. Barışın bir an önce gelmesini istiyoruz. Başbakanımızın bu yönde başlattığı çalışmayı destekliyoruz. Ha bizden biri öldü ha Türk kardeşlerimden biri öldü bizim için değişen bir şey yok. Aynı vatanın evlatlarıyız. Allah'a çok şükür yüzyıllardan beri bu güne kadar aramızda bir ayırım yok. Ayırım yapanlarında Allah belasını versin. Aramıza bu ayırımı Amerika koydu ve İsrail yaptı. Hiçbir zaman düşmandan dost olmaz. Kardeşi kardeşe vurdurmaktan başka hiçbir şey yapmadılar" dedi.

Boşaltılan köylerin tekrardan dönüş olması için iletişim ve ulaşımın sağlanması gerektiğini anlatan Talu, "1987 yılında 19 Ağustos tarihinde köyümüzü terk ettik, köyümüz basıldı 25 kişi öldü 3 kişi de yaralandı. Bizde köyden kaçtık, dışarıda rezil olduk, sağda, solda dilendik. Köy dönüşü serbest olana kadar, o zaman biz dilekçemizi kaymakamlık ve valiliğe verdik. Köye dönüşümüze izin verildi, bizde köyümüze geri döndük. 2002 yılından bu yana köydeyiz. Ne yolumuz var ne de suyumuz var. Elektrikte bir ay önce geldi. Biz şükrediyoruz. Allah başbakanımızdan razı olsun. Başbakanımız Erdoğan olmasaydı, bugün bu duruma gelemezdik. Başbakan çıktı meydana barış istiyor. Biz de istiyoruz, iki taraftan artık ölü gelmesin, gençlerimiz ziyan olmasın. Çektiğimiz acı az değildi, çok acı çektik. Çektiğimiz acıya rağmen Başbakan barışı başlattı biz çok memnunuz. İnşallah barış olacak, her iki tarafta yapılanlardan pişman, bir daha inşallah o acı hadiseler yaşanmayacak. Yalnız biz köylerimizin tekrardan canlanması ve topraklarımızı işletmek için devletimizin yollarımızı, suyumuzu ve okulumuzu yapmasını istiyoruz. Çocuklarımız cahil kalıyoruz okula gönderilmesini istiyoruz. 5 yıl önce meydana gelen selden dolayı yol güzergahında bulunan köprülerimiz yıkıldı. Yollarımız yapılırsa köylüler geri dönecek, herkes dönmek istiyor tekrardan fıstıkçılıkla uğraşmak istiyoruz. Şuanda İstanbul'dan köye dönmek isteyen 5 ailemiz var ama yol ve su olmadığından çocuklar okuyamayacağından dolayı gelemiyorlar. İnşallah bunların hepsi olacak barış olduktan sonra bunlar hepsi olacak. Artık gençlerimizin bu dağlarda ölmesini kaybolmasını istemiyoruz. Bu kötülük aramızdan çıksın, her şeye bedeldir. Bizim tek temennimiz barışın sağlanmasıdır" diye konuştu.

Çocukların okumadığı için Türkçe bilmediğini aktaran Talu, "Çocuklarımız cahil kalıyor. İnsanın başına ne geliyorsa cahiliyetten geliyor. Cahiliyet olmazsa, insan insan olurdu. Cahil olan insan olamaz. Bir okuyan insan bin kişiye bedeldir. Mecbur olduğumuz için köyümüzde kaldık. Ama köyümüzde okul yok, diğer okullar da bizden uzaktır. En yakın köy Bağgöze köyünde 10 kilometre fark var. Kışın kar var, çamur var çocuklar okula gidemiyor. Çocuklarımız Türkçe konuşmasını bilmiyor. Şartlar düzelirse herkes geri gelir ve taşımalı sistemle çocuklarımız okutulabilir" şeklinde konuştu.

"BİZ DE AYNI BAYRAK ALTINDA YAŞIYORUZ"

Köylerin basılmasıyla baskılardan köylerini terk ettikten sonra şehir hayatına ayak uyduramadıkları için zor şartlara rağmen köylerine geri döndüklerini belirten 6 çocuk babası İkram Talu da, "Ben 1987 yılında buradaydım o zaman 7 yaşındaydım, köy basıldı. Bu yüzden biz köyü tek ettik. Siirt'te yerleştik, Siirt'te hiçbir geçim kaynağımız olmadığı için tekrardan köye geri dönmek zorunda kaldık. Baskından sonra köyümüze karakol kuruldu, 3 yıl sonra karakol boşaltıldı. Biz tek başımıza kaldık 1993 yılına kadar. 1993 yılında baskılardan dayanamayıp yine köyü terk ettik, Kemerli köyüne yerleştik. Orada 7 yıl kaldık, 7 yıldan sonra tekrardan Siirt'te yerleştik. Köye dönüş yasası kapsamında biz izinlerimizi alarak tekrar köyümüze dönüş yaptık. 11 yıldan bu yana tek başımıza köydeyiz. Köyümüzün ilçe ile hiçbir bağlantımız yok, elektriğimiz suyumuz elektriğimiz ve yolumuz yoktu, bir ay önce bizim köyümüze elektrik bağlandı. Cep telefon şebekeleri de çekmiyor. Halen yolumuz ve suyumuz yok. Bizim o kadar yaşadığımız acıya rağmen hiç kimse gelip halimizi sormadı. Biz Türk vatandaşı değil miyiz, bizde aynı bayrak altında yaşıyoruz. Bizim hakkımız var bizi de bir gün gelip sorsunlar. Madem köylerimizin yolları yapılmayacaktı neden köye dönmemize izin verildi. Bizim köyde 25 kişi öldürüldü, 3 kişi de yaralandı. Hepsi köylümüz dostumuz ve akrabalarımızdı. Biz bu acıyı çektik. Halen o acıyı içimizde yaşıyoruz. Köylerimiz yakıldı, yıkıldı. Köylüler geri dönmek istiyor ama şuanda köyle ne iletişim var nede ulaşım onun için kimse gelemiyor. Buradan kaçan insanlar çok acı çekti, Allah o acıyı tekrar kimseye göstermesin. Biz başlatılan bu barış sürecini destekliyoruz. Arazilerimiz hepsi atıl durumda, köyümüzde 80 hane vardı. Şuan bizden başka kimse yok" dedi. Katliamın gerçekleştiği geceyi anlatan İkram Talu, 7 yaşında olmasına rağmen halen o izlerin hafızasından silinmediğini ve dün olmuş gibi hatırladığını söyledi.

Örgütün köyü haritadan silmeye geldiklerini söyleyen M. Nasih Talu da, "Gece vakti köyü basan bir grup köyün yukarısından aşağıya doğru gelemeye başladılar. Köyü ablukaya aldılar. Kimsenin evden çıkmasına izin vermediler. İlk önce yukarıdaki akrabalarımızı evlerinde kilitleyerek taradılar sonra evleri ateşe verdiler. 3 evi ateşe verdikten sonra köyü feryat sesleri sardı. Köyümüz korucuydu, korucular karşılık vermeye başlayınca çatışma çıktı. O zaman köye gelen grup kaçmak zorunda kaldı. Yoksa köyün tümünü yakacaklardı. Köyü haritadan silmeye gelmişlerdi. Köylüler direnince 3 aileyi yaktıktan sonra kaçtılar. Ama yine de 25 köylümüz şehit oldu. 3 kişi yaralandı. Köyün dışına haber gönderemedik, Asker köye bir gün sonra geldi. Ama iş işten geçmişti. Art arda köye baskınlar oldu. Bir gece top ateşi ile köyümüz bombalanınca gece vakti çocuklarımızın elinden tuttuğumuz gibi su kenarından en yakın köye kadar kaçtık. Oradan da herkes dağıldı. Şehir hayatına alışamadık bize sor geldi. Günlerce aç kaldık, sokaklarda kaldık. Yaşadığımız o günleri Allah bir daha göstermesin" diye konuştu. - SİİRT