Teröristi, Terörize Edebilmek

Teröristi, Terörize Edebilmek

Kim Ne Derse Desin, Türk Hava Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a Gecenin Zifiri Karanlığında Onlarca Savaş Uçağıyla Düzenlediği Hava Taarruzu, Hedefi 12'den Vurdu. Çünkü Uzun Vâdede Bizim İçin En Önemli Stratejik Hedef, Türk Ordusunun Caydırıcılığını Herkese İspatlamak ve "Teröristleri Terörize Edebilmekti".

Teröristi, Terörize Edebilmek

Kim ne derse desin, Türk Hava Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a gecenin zifiri karanlığında onlarca savaş uçağıyla düzenlediği hava taarruzu, hedefi 12’den vurdu. Çünkü uzun vâdede bizim için en önemli stratejik hedef, Türk ordusunun caydırıcılığını herkese ispatlamak ve “teröristleri terörize edebilmekti”.

Terör örgütünün dağ başındaki seyyar karargahlarından birinde konuşlanmış birkaç teröristin etkisiz hale getirilmesi, ancak ikinci derecede önemli bir taktik hedef olabilir.

Herkesin, futboldan atom fiziğine her konuda uzman olduğu ülkemizde, “şezlong yazarları” gibi “koltuk generalleri”nin var olduğunu görmek ise artık şaşırtıcı değil. Taarruz ertesinde “Yine dağları, taşları boşuna vurduk” diyenler ya “dalâlet” düzeyinde art niyetli, ya da somut bilgilerin böylesine sınırlı olduğu bir ortamda konuşmaktan çekinmeyecek kadar boşboğaz.

Hava operasyonunun taktik başarısı konusunda şimdilik elimizde yeterince bilgi olmadığı için bir akıl yürütemem.

Fakat stratejik başarısı konusunda, gazetecilik merakının sağladığından öteye gitmeyen kısıtlı bilgi dağarcığım bile, önemli bir başarıya imza atıldığını doğruluyor.

Her şeyden önce, kimi kaynaklara göre 26, kimisine göre 50 adet F-16’nın, üstelik gece şartlarında havalanıp Kandil Dağı üstünde uçması bile, terör örgütü üstünde kazanılmış bir zaferdir.

PSİKOLOJİK ZAFER

Dağlarda tek bir PKK’lı ölmemiş, ağaçlar ve boş evler vurulmuş olsa dahi, operasyonun büyüklüğüne bakılırsa bunun örgüte en azından psikolojik cephede verdiği büyük zarar açık. “Eve Dönüş” düzenlemelerinin yeniden gündeme geldiği bu dönemde, Türkiye’nin “İstediğimizde gece yarısı yuvalandığınız inlere kadar girer, dilediğimiz kadar uçakla sizi vururuz” anlamına gelen askeri mesajı, siyasi arenada yapılacak her tür manevradan daha fazla caydırıcı olacak, PKK’dan kopmaları hızlandıracak gibi.

Hükümetin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapılan operasyonunun ardından ortaklaşa uyguladıkları bütünlüklü ve soğukkanlı iletişim stratejisi de başarılı oldu. Noel ve pazar tatilinin uluslararası medyada yarattığı rehavet sayesinde, Türkiye gerekli mesajı verirken, böylesine büyük bir hava taarruzunu dünyayı ayağa kaldırmaksızın kotarabildi.

İKİNCİ BÜYÜK TAARRUZ MU?

Üstelik bu operasyon, tüm detaylarıyla ne kadar zorlu olduğu anlatıldığı taktirde Türk halkına ciddi bir güven duygusu aşılayacak, birkaç yıl önce Süleymaniye’deki çuval olayıyla sarsılan askeri caydırıcılığımızı, yine aynı topraklar üzerinde bize geri kazandıracak.

Peki bu kez havada kazandığımız ikinci bir “Büyük Taarruz” zaferinden bahsedebilir miyiz? Devri ve ifâsı itibariyle hakettiği dil olan teknolojik bir söyleyişle, “Büyük Taarruz v2.0” ile mi karşı karşıyayız?

Bu iddialı soruya gerçekçi bir yanıt verebilmek için, operasyonla ilgili tüm detayların aydınlanmasını beklemek gerekiyor.

Dünyada, benzerini ancak 5-6 ülkenin başarabileceği bu gece bombardımanının taktik düzeyde nasıl uygulandığının, tarihteki benzer hava saldırılarıyla karşılaştırmalı bir teknik analizini, daha fazla somut bilgiye sahip olur olmaz, yine bu sütunda yapmaya çalışacağım.