Tanısal Radyasyona İkincil Kanser Riski

Tanısal Radyasyona İkincil Kanser Riski

Radyolojide Kullanılan X-Işınları Göreceli Olarak Düşük Enerji Düzeyli İyonizan Radyasyon Kaynaklarıdır.

Tanısal Radyasyona İkincil Kanser Riski

Radyolojide kullanılan x-ışınları göreceli olarak düşük enerji düzeyli iyonizan radyasyon kaynaklarıdır. Tüm dünyada geçen 15 sene içinde radyolojik cihaz ve istem sayısındaki artışa paralel olarak kişi başına düşen etkin tıbbi radyasyon dozu 2 kat artmıştır.

Bu artıştki en büyük katkı Bilgisayarlı Tomografi tarafından sağlanmış olsa da, düşük enerjili tanısal radyasyona bağlı kanser gelişim riskinde buna paralel artış izlenmemiş olup, tanısal radyasyonun kanser oluşturma riski halen sigara gibi diğer kanserojen etkenlerle karşılaştırılmayacak kadar düşüktür. Düşük enerjili iyonizan radyasyonun insan vücudu üzerindeki geç (stokastik) etkilerinin oluş şekli ve sıklığı konusunda bilimsel tartışmalar halen devam etmekle birlikte, insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerinin azaltılması Tanısal ve Girişimsel Radyolojinin temel hedeflerinden biridir.

"En iyi doz alınmayan dozdur." Bu nedenle tüm tanısal isteklerin uygun amaç ve doğru teknikle yapılması ve gereksiz tetkiklerden kaçınılması esas olmalıdır. Ultrasonografi veya Manyetik Rezonans Görüntüleme gibi iyonizan radyasyon kaynağı ile çalışmayan yöntemlerle çözülebilecek hastalar X-ışın kaynaklı cihazlar yerine bunlara yönlendirilmelidir. Ayrıca düzenli bakım ve kalibrasyonu yapılan, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından lisanslanmış cihazlarda, uygun çekim tekniği ve doz azaltma yöntemleri kullanılarak hastaların aldıkları dozlar %50'ye varan oranlarda azaltılabilmektedir.

İyonizan radyasyonla çalışmalarına rağmen kolay erişilebilir, göreceli olarak ucuz, hızlı ve etkin tanısal yöntemler olan Radyografi, Mamografi, Anjiografi ve Bilgisayarlı Tomografi gibi X-ışın cihazları, doğru ve gerekli kullanım şartlarında, birçok hastalığın tanı ve tedavi izleminde etkin ve yararlı (bazen de tek seçenek olabilen) görüntüleme yöntemleri olup, tüm dünyada çok sıklıkla kullanılmaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki, iyonizan radyasyon kaynakları ile yapılan tetkiklerde her zaman kar-zarar ilişkisinin hasta lehine kurulmasına özen gösterilmeli ve bilimsel veriler, ulusal ve uluslararası kurallara bağlı olarak oluşturulmuş Radyasyondan Korunma İlkeleri (gereklilik, uygulamada etkinlik, izin verilen doz sınırlarına uyma) titizlikle ve özenle uygulanmalıdır.

Kaynak: Bültenler