SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR - "Bir gencin göğüs kafesinden...

SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR - "Bir gencin göğüs kafesinden...

BURAK KARACAOĞLU/SELEN TEMİZER - Suriye'de Beşşar Esed rejiminin zindanlarında 2 yıl alıkonulan Rufeyda Zeytun, erkek kardeşinin muhaliflerin safında olması nedeniyle kız kardeşi ve annesiyle sebepsiz alıkonulduklarını söyledi.

SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR -

BURAK KARACAOĞLU/SELEN TEMİZER - Suriye'de Beşşar Esed rejiminin zindanlarında 2 yıl alıkonulan Rufeyda Zeytun, erkek kardeşinin muhaliflerin safında olması nedeniyle kız kardeşi ve annesiyle sebepsiz alıkonulduklarını söyledi.

Şam doğumlu 38 yaşındaki öğretmen Zeytun, Esed rejiminin zindanlarında annesi ve kız kardeşiyle yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Zeytun, "Rejim, beni, annemi ve kız kardeşimi tutuklayarak muhalif kardeşimin teslim olması için baskı yapmak istedi. Bizleri kurban etti." dedi.

Annesini, rejimin Şam'ın Haresta bölgesine düzenlediği hava saldırısında yaralanması üzerine hastaneye kaldırdıklarını belirten Zeytun, "Onu hastaneye kaldırdığımızda yoğun bakımdaydı. Beni ve kız kardeşimi o an hastanede bir odaya hapsettiler. Kimlikteki soyadımıza göre tutuklandık. Rejim muhaliflerle aynı soyadı taşıyanları alıkoyuyordu. Kardeşim rejim tarafından aranıyordu. O yüzden bizi alıkoydular." diye konuştu.

Zeytun, hastane odasında annelerini görmelerine izin verilmediğini dile getirerek, "Annem kendine geldikten sonra üçümüzü aynı odaya hapsettiler. 'Neden buradayız?' diye her sorduğumda, 'Bir şey yok.' diye cevap veriyorlardı. Oda içerisinde lavabo yoktu. Sonra bizi aynı hastanede lavabosu olan bir odaya aldılar. Hastanede yaklaşık 11 ay kaldım." şeklinde konuştu.

"Açlık grevine son vermememiz halinde tecavüze uğrayacağımızı söyledi"

Zeytun, hastanede hapsedildikten sonra felç olan annesi ve kız kardeşiyle Şam'daki Hatib Güvenlik Şubesi'ne götürüldüklerini kaydetti.

İlk 3 gün sorguya alınmadıklarını belirten Zeytun, "Koğuşa ilk girdiğimde 40 kız vardı orada. Herkes annemi işaret ederek felçli birini alıkoymalarına şaşırıyordu." ifadelerini kullandı.

Daha sonra kız kardeşinin de sorguya alındığını aktaran Zeytun, şöyle devam etti:

"Bir ay bizi diğer tutuklularla tuttular. Sonra kaldığımız şubeye yeni tutuklular geldi. Yanımızdaki odayı onlar için açtılar. Çocuk sesleri vardı. Çoğu çocuktu. Bizim koğuşumuzdaki bir kadının çocuklarını ondan ayırdılar. Çocukları yetimhaneye götürdüklerini öğrendik. Aynı koğuşta 19 kişiydik. Kaldığımız oda küçücük bir yerdi. Fareler girip çıkıyordu. Yemekleri kapının altından verirlerdi. Bize sadece haşlanmış patates, pirinç veya bulgur pilavı verirlerdi. Patates kurtlu olurdu. Ayaklarıyla iterlerdi. Koğuştaki herkes bir yakını nedeniyle alıkonulmuştu. Bir gün durumumuzun netleşmesi için açlık grevi başlattık. Sonra bir akşam albay bizim koğuşa girdi. Tehdit ve hakaret etti. Açlık grevine son vermememiz halinde tecavüze uğrayacağımızı söyledi."

"Sürekli psikolojik işkence yaparlardı"

Hatib Şubesi'nde 8 ay alıkonulduklarını anlatan Zeytun, "Sürekli psikolojik işkence yaparlardı. Oğlumu bıraktığımda 6 yaşındaydı. Bana 'Sen çıktığında oğlun büyümüş olacak.' diye psikolojik baskı yapıyorlardı." dedi.

Zeytun, güvenlik şubesinde tanıklık ettiği işkenceleri şöyle dile getirdi:

"Her gün gençlere sabah kadar işkence ederlerdi. Koğuştaki kapı aralıklarından, deliklerden işkence görenlere bakmaya çalışırdık. Saçları kıyafetleri perişan olduklarını gösteriyordu. İşkenceden kollarının morarmış, çürümüş olduğunu gördük. Bir gencin göğüs kafesinden kemiğinin dışarı çıktığını gördüm. Bir gözü de işkencelerden dolayı şişmişti."

Kaynak: AA