SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR - "Ölmek için kafamı duvarlara...

SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR - "Ölmek için kafamı duvarlara...

MUHAMMED MİSTO/ADHAM KAKO- Suriye'de Beşşar Esed rejimi güçlerince 4 kez alıkonulan ve çeşitli işkencelere maruz kalan Neci Ahmet, yaşadığı acılardan kurtulmak için ölmek istediğini söyledi.

SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR -

MUHAMMED MİSTO/ADHAM KAKO- Suriye'de Beşşar Esed rejimi güçlerince 4 kez alıkonulan ve çeşitli işkencelere maruz kalan Neci Ahmet, yaşadığı acılardan kurtulmak için ölmek istediğini söyledi.

Suriye'nin Hama ilinde 1985'de doğan Ahmet, Esed rejimi zindanlarında geçirdiği günleri AA muhabirine anlattı.

Ahmet, rejim güçlerince iç savaş boyunca Suriyeli muhaliflere destek olduğu bahanesiyle 4 kez alıkonulduğunu belirtti.

Hama'da tanınan bir aile olduklarını aktaran Ahmet, "Suriye Kızılayında çalışıyordum. Beni teröristlerin ailelerine yardım yapmakla suçlayıp tutukladılar. İlk tutuklandığımda 21 gün yattım. İkinci tutuklanmamda bir ay, 3. tutuklanmamda 1,5 ay, sonuncunda ise 3 ay yattıktan sonra yüklü miktar para karşılığında serbest kaldım." dedi.

Ahmet, alıkonulduğu süre içerisinde yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

"Rejimin zindanlarında insan olduğumuzu hissetmeyi unutmuştuk. Sana insan olduğunu unuttururlar. İşkencelerin en ağırını görürsün. İşkence görenlerin attığı çığlıkları duyardık. Tutukluyken işkence gören çocukları, yaşlıları ve kadınlar görürdük. Onlara yapılan işkencelerin seslerini hala hafızamdan silemiyorum. Onlarda vicdan, acıma duygusu yoktu. Onların elindeyken sanki kabir azabı çekiyorduk."

Rejim zindanlarında ve güvelik birimlerinde çok sayıda işkence ile insanlık dışı muamelelere tanıklık ettiğini belirten Ahmet, "Hava Güvenlik Şubesinde kadınlara tecavüz vakası sıklıkla oluyordu. Biz işkence görürken, yan hücrede kadınlara tecavüz ediyorlardı." diye konuştu.

Ahmet, alıkonulduğu dönemlerde çeşitli işkencelere maruz kaldığı ifade ederek, "İşkencelerin ilk günlerinde çok acı çektim. Ölmek için kafamı duvarlara vururdum. Askerlere beni vurmaları için yalvarırdım. Hayati organlarım zarar gördü. İşkenceler yüzünden böbreklerim zarar gördü. Ayaklarımın üzerinde durmakta zorlanıyordum. Ellerim elektrikle yapılan işkenceler yüzünden hala ağrıyor. Damarlarım sızlıyor." ifadelerini kullandı.

"Kafamızı su dolu kovanın içerine sokarlardı. Ağzımızı iç çamaşırımızla kapatırlardı" ifadesini kullanan Ahmet, "Arkadaşımı bu işkencede kaybettim. Öldürdüler onu ve attılar. Bu işkenceler Devlet Güvenlik Şubesinde gerçekleşti. Bu birimde çoğu mahkuma işkence yaptılar. Bunlar arasında küçük bir çocuk vardı. Çocuğun telefonunda rejim karşıtı gösterilere ait fotoğrafları yakalamışlar ve tutuklamışlar. Sürekli işkenceden bedeni yenik düştü ve hayatını kaybetti." değerlendirmesinde bulundu.

"Çok sayıda insan hayatını kaybetti"

Ahmet, bir koğuşta küçücük bir alanda 50 kişi bir arada tutulduklarını belirterek, "Nefes dahi alamazdık. Tuvaletteki sulardan içerdik. Çok sayıda insan hayatını kaybetti." diye konuştu.

Gördüğü son işkenceyi anımsadığını söyleyen Ahmet, şöyle dedi:

"En son beni 24 saat bağlamışlardı. Üzerime çıkıp ezdiler. Sürekli üzerimde gezdiler. Çiğnediler. 24 saat aç, susuz bıraktılar. Artık bedenimi hissetmiyordum. Beni vurmaları için askerlere yalvarıyordum. İçeride öyle şeyler oluyor ki. Çocuk işkence görüyor ama ses çıkaramıyorsun. Kadın tecavüze uğruyor ama yine ses çıkaramıyorsun. Tutukluluk böyle bir şey."

"İşkencelerin en ağırı psikolojik olandı"

Ahmet en son para karşılığında rejim zindanlarından çıktığını belirterek, 12 bin dolar rüşvet verdiğini dile getirdi.

Serbest kaldığında böbreklerinin rahatsızlandığını ve ambulansla Türkiye'ye geçtiğini anlatan Ahmet, "İşkenceden dolayı böbreklerim büyük ölçüde zarar görmüştü. İşkencelerin en ağırı psikolojik olandı. Çok şükür tedavi için Türkiye'ye geçtim. 4 ay tedavi gördükten sonra yürüyebildim. Çalışmaya başladım. Şimdi iş yerim var çok şükür." sözlerine yere verdi.

Kaynak: AA