Süper Lig'e dönüş | Fenerbahçe

Geçen sene yaşanan kötü sezonu unutmak ve unutturmak adına bu sezon, Fenerbahçe camiası için çok önemliydi.

Süper Lig'e dönüş | Fenerbahçe
12.06.2020 18:45 | Son Güncelleme: 13.06.2020 06:48

Geçen sene yaşanan kötü sezonu unutmak ve unutturmak adına bu sezon, Fenerbahçe camiası için çok önemliydi. Taraftarların, Ali Koç başkanlığında daha baskın bir takım kurulacağına inancı tamdı.

Yaz transfer döneminde birçok oyuncusuyla yollarını ayıran Sarı-Lacivertli ekip, yeni oyuncuları kadrosuna katmak için kolları sıvadı. İlk hedef olarak iyi bir golcü arayışına giren yönetim, Rizespor’un golcü oyuncusu Vedat Muriqi ile sözleşme imzaladı. Ön liberoya Luiz Gustavo, forvet arkasına Max Kruse, sağ kanada Deniz Türüç, stopere Zanka ve Rami, kaleye Altay, sol kanada Garry Rodrigues transfer edilerek bambaşka bir kadro oluşturuldu.

Orta sahaya ise sürpriz bir şekilde Emre Belözoğlu takviyesi geldi. 38 yaşında tekrar Fenerbahçe’ye dönen tecrübeli oyuncu, aynı zamanda takımdaki kaptanlık görevini de üstlenecekti. Bu transferlerin yanı sıra Alanyaspor’a kiralanan Ozan Tufan ve Başakşehir’in tecrübeli forveti Mevlüt Erdinç de takıma dahil olan isimler oldular.

İlk 26 hafta

Ersun Yanal, yeni oluşturduğu takımıyla ilk hafta maçında Gaziantep FK’yı 5-0 mağlup ederek lige güzel bir başlangıç yaptı. Sonraki hafta Başakşehir’i de deplasmanda mağlup eden Fenerbahçe’de taraftarlar, “bu sene şampiyonluk için en büyük aday biziz” demeye başlamıştı bile. Trabzonspor’la oynanan ve bir puan alınan karşılaşmadan sonra ise işler sarpa sardı.

Dördüncü haftada Alanyaspor deplasmanına konuk olan Sarı-Lacivertli ekip, sahadan 3-1 mağlup ayrılarak bu sezonki ilk mağlubiyetini almış oldu. Bu karşılaşmayla beraber oynadıkları 12 karşılaşmada yalnızca beş galibiyet alabilen Fenerbahçe, sahadan dört kez mağlup ayrıldı.

Ligin orta ve son sıralarında yer alan takımlara karşı alınan puan kayıpları, maç konsantrasyonun ne derece sıkıntılı olduğunu da gözler önüne seriyordu. Özellikle ligin dibine demir atmış Kayserispor karşısında alınan mağlubiyet, taraflarda büyük bir hayal kırıklığı yaşatmıştı.

Çok fazla puan kaybına rağmen rakiplerinin art arda puan kaybetmesi nedeniyle üst sıralardaki yerini koruyan Fenerbahçe, 15. haftada oynanan Beşiktaş maçıyla birlikte dört maçlık galibiyet serisi yakaladı. Alınan galibiyetlerle bir anda liderle arasındaki puan farkını dörde indiren Fenerbahçe, ligin geri kalan bölümünde alacağı galibiyetlerle şampiyonluk için en büyük favorilerden biri olabilirdi.

Rüzgarı arkasına alan Fenerbahçe’de rüzgar bir anda ters ve sert esmeye başladı. Trabzonspor’a mağlup olan Sarı-Lacivertliler, Alanyaspor’la berabere kaldı. Derbi öncesi Ankaragücü karşısında da mağlubiyet alan Fenerbahçe, bu maçtan sonra Kadıköy’de Galatasaray ile karşı karşıya geldi. Rakibine 21 sene sonra hem skor hem de oyun olarak mağlup olunca “Ersun Yanal istifa” sesleri yükseldi Kadıköy tribünlerinde.

Taraftarların yüzünde bir nebze tebessüm oluşturmak için Antalya deplasmanına giden Yanal’ın öğrencileri, sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldılar. Bu sonuçla birlikte eleştiri oklarının hedefi olan Ersun Yanal ile yolların ayrılmasına karar verildi. Yanal’ın ayrılığı da çözüm olmadı. Teknik direktör arayışlarına devam eden Fenerbahçe, yeni bir teknik direktörle sözleşme imzalayamayınca takımın başında Zeki Murat Göle yer aldı. Karantina öncesi Zeki Murat Göle yönetiminde de galibiyet sevinci yaşayamayan Sarı-Lacivertli ekip, son yedi karşılaşmada galibiyet sevinci yaşayamamış oldu.

Pandemi süreci

Koronavirüs salgınından Fenerbahçe de etkilendi. İki kulüp personeli ve bir yöneticisinde pozitif vaka açıklayan futbol takımı, ilerleyen süreçte yapılan testler sonrasında pozitif vakaların negatife döndüğünü açıkladı.

Oyun şablonu

Ligin belki de saha içindeki taktik değişkenliği en yüksek olan takımı oldu Fenerbahçe. Kimi zaman tek, kimi zaman çift ön liberoyla sahaya çıktılar. Bazı maçlarda Kruse forvet gibi oynayıp çift forvete dönüş yapılırken, bazı maçlarda 4-3-3 sistemiyle sahada yer aldılar. Bu kadar değişken taktik elbette bir riskti ve bu riskin zararlarını bu sezon fazlasıyla yaşadılar.

Değişken sistemlerin yanına bir de oyuncuların farklı mevkilerde oynatılması eklenince akord bozulmuştu. Doğru notaya basılsa da farklı tını geliyordu kulağa. Ozan Tufan’ı merkez orta saha olarak gördükten iki maç sonra sağ kanat, bir maç sonra da çift ön liberodan biri olarak görebiliyorduk.

Fenerbahçe’nin oyun kontrolünü elinde tuttuğu maçlarda; bek oyuncuları, Gustavo ve Emre Belözoğlu’nun önemli görevleri oluyordu. Bek oyuncuları çizgiye basıp enine takım boyunu uzatıyorlardı. Genleşen orta koridorda iki usta ayak Gustavo ve Emre Belözoğlu, rahatça topu kullanıp üçüncü bölgeye top aktarımı yapıyorlardı. Bunun kolaylaşmasındaki diğer etken Vedat Muriqi’in orta sahaya kadar gelip onu savunan oyuncuyu da peşinde sürüklemesiydi. Böylelikle oluşan boş alanlara başta Rodrigues olmak üzere diğer kanat oyuncusu ve Kruse, topsuz koşular gerçekleştirip tehlikeler yaratabiliyordu.

Topun rakipte olduğu anlar ise Fenerbahçe için oldukça zor anlara gebe oluyordu. Takım halinde hücum yaparken aynı eforu geçiş oyununda sergileyemedikleri için takım boyu uzuyor, savunma arkasında çok fazla boşluk kalıyordu. Özellikle bek ve stoper arasındaki boşluğa kanat oyuncularının topla buluşmasını gaye eden rakip takımlar, bu hücum planıyla Fenerbahçe’yi birçok kez zor duruma sokmayı başardı.

Bazı maçlarda maç içinde 4-2-4 taktiğiyle rakip sahaya yerleşen Yanal’ın öğrencileri, istedikleri verimi alamıyorlardı. Burada karşımıza yine taktik-oyuncu uyumu çıkıyor. Tolga Ciğerci’nin topsuz oyundaki başarısı ve çalışkanlığı ne kadar büyük bir artı olsa da top ayağındayken üretkenlikten uzak oluyor. Tolga Ciğerci’nin sol kanat oynadığı maçlarda sürekli pozisyon bulan Fenerbahçe olmalıyken, yanlış şut tercihleri ve hatalı final pasları bu üretkenliği baltalıyordu.

Pandemi sonrası; yeni teknik adam, yeni taktik ve aynı oyuncu grubuyla nasıl bir oyun şablonu olacak bunu hep beraber göreceğiz.

Trio

Luiz Gustavo

Sahaya çıktığı her maç sadece takımının değil, sahanın en iyi futbolcusu olmak için mücadele ediyor. Topsuz oyunun savunma kısmında doğru yer alması, hücum kısmında ise doğru koşular yapması, ayağına top değmeden bile onu özel bir oyuncu kılabiliyor. Geriden oyun kurarken stoperlerin arasına girip pas dağıtımında kusursuz performans sergilemesi takımını oldukça rahatlatıyor. Takımının maç başına isabetli pas yüzdesi en yüksek oyuncu olması da bunun bir kanıtı niteliğinde.

Vedat Muriqi

Gol repertuarının geniş olmasının avantajını çoğu maçta kullanıyor. Rakip oyuncu ve top arasına vücudunu yerleştirdiği için kendisine rahat bir vuruş açısı ayarlayabiliyor. Durağan forvet rolünden epey uzak olan Muriqi, çoğu kez orta sahaya gelip hem hocasının ona tembihlediği taktiksel şablondaki görevini yapıyor hem de pas alıp oyunu açıyor. Bu sezon çıktığı 24 karşılaşmada 13 gol, dört asist üreterek beklentileri karşılamış durumda.

Ozan Tufan

“Tutar mı, tutmaz mı?” diye düşünülürken takımının vazgeçilmezleri arasına girdi. Verilen her görevi, her mevkide, tüm enerjisini sahaya yansıtarak yerine getirmeye çalıştı. Orta sahadaki mücadeleci yapısıyla oldukça takdir kazandı. Topsuz oyundaki ceza sahası koşularıyla birçok kez tehlike yarattı. 25 karşılaşmada üç gol, beş asistlik performansıyla takımının skor yüküne katkıda bulundu.


Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title